Ana içeriğe atla

Nitelikli

A. 21-ACIDAN GERİYE KALAN KÜL

“Benim deli kızım artık kapattı bu hayata gözlerini, şimdi söylesene kim durdurabilir bunda sonra beni?” Always You Been - Chris Grey Valse - Evgeny Grinko  İyi okumalar bal kuşlarım bölüm sonu yorumlarda buluşalım Sindirerek okuyun tamam mı.... Beklediğim sadece bir cevaptı. Ya elimi sıkacaktı ya da arkasını dönüp gidecekti ama Mortis ona uzattığım elime o kadar uzun süre baktı ki yutkunmakta zorlandım. Bakışları tekrardan saçlarıma değdi, omzuma kadar gelen kahverengi saçlarıma baktı. İz kalan ve kocaman bir morluk olan boynuma baktı. Yaralarla dolu ellerime baktı ve ağır ağır yutkundu. Gözlerindeki acıyı görmemek için kör olmam gerekirdi, içi acırmış gibi baktı her zerreme. Sanki onunda canı yanıyormuş gibi baktı.    “İstersen size her şeyi açıklayayım sonra karar ver,” diyerek sessizliği bozdum. Zihnimde onu en son gördüğüm zamanda söylediğim cümleler dolandı. Sonra açıklayacağım. demiştim. Sonra açıklayacağım ama şimdi git. Gitmişti ve ben açıklamak için geri dönmüş...

5-YÜZLEŞME

 


İyi okumalar ballarım 

"Kendimle konuşurken bile onun hoşuna 
gitmeye çalışıyordum.."

Lovesong - Adele
She's Gone - Steelheart
Sarı Kurdeleler - Model


Duman ailesinin evinde tatlı bir telaş vardı, bugün evin ilk göz bebeğinin askerlik yeminine gidilecekti. Mihri hevesle merdivenlerden aşağı inmeye başlarken bir eliyle elinde pembe tokasını tutuyor diğer eliylede toz pembe tü tü elbisesinin eteklerini  tutuyordu “Anne tokamı takar mısın?” diye seslendi son merdiveni es geçip atlarken.


Leyla’nın ela gözlerinin içi gülerken daha dokuz yaşında olan kızına döndü, ona doğru ilerleyip elinde tuttuğu pembe tokayı aldı ve özenle saçına taktı “İşte oldu” derken Mihri’yi kendine çevirip yüzünü avuçlarının içine aldı, yanaklarından birer birer öptü “Çok güzel oldun meleğim benim” 


Mihri’nin gözlerinin içi parladı anında “Gerçekten güzel olmuş muyum anne? Abim beni beğenir mi?” diye sordu


“Beğenir tabi niye beğenmesin, çok beğenir seni” 


“Hanımlar hadi geç kalacağız” diye kapıdan seslendi Adem, içinde oğlunun yemin törenine gideceği için bir gurur, bir heyecan ve mutluluk vardı. Adem ilk defa böyle hissettiğinde Yekta’yı kucağına almıştı şimdi ise oğlu göz açıp kapayıncaya kadar hızlı büyümüştü üstelik bir tane de güzeller güzeli bir kızı olmuştu. Bu hayattan isteyeceği birşey kalmamıştı, Bir oğlu, bir kızı ve canından çok sevdiği birde eşe vardı, bir ailesi vardı.


“Baba!” sevinçle yerine zıplayıp babasına doğru koştu Mihri, Adem direkt eğilerek kollarını kızına açtı ve bir çırpıda onu kollarının arasına alıp kocaman sarıldı, saçlarını sevdi, öptü, kokladı. Leyla’da evden çıktıktan sonra yola çıktılar, dışarıda çok fazla sağanak yağmur vardı neredeyse göz gözü görmüyordu. 


Leyla tedirginlikle yerinde kıpırdandı, içine kötü bir his dolmuştu, eli Adem’in elinin üstüne gitti “Geç kalmayız değil mi ?” diye sordu gergin sesiyle


Ademin bakışları saniyelik Leyla’ya değdi, sonra yola geri dönüp eşini rahatlatmak için hafifçe gülümsedi “Merak etme gülüm yetişiriz" deyip elini radyoya götürdü herşey anlık gelişti karşı yoldan kontrolünü kaybetmiş bir araba geldi


“ADEM DİKKAT ET!” Leyla’nın bağırtısı arabayı doldurdu. Ademin panikle direksiyonu kırmasıyla araba yolun dışına uçuruma doğru fırladı. Araba saniyeler içinde defalarca kez takla attı en sonunda paramparça olmuş şekilde durdu. Geriye sadece Adem ve Leyla’nın ayrılmamış elleri arkadan tü tü elbisesi kırmızıya boyanmış dokuz yaşındaki kızları ve radyonun cızırtısı kaldı…


Yemin töreni bitmişti Yekta’nın gözleri ise hala ailesini arıyordu. Herkes ailesiyle hasret gidermeye başlamıştı bile o ise yağmurun altında sırılsıklam olmuş bir şekilde öylece durmuş içini kemiren korkuya rağmen son bir umutla ailesini bekliyordu… Ailesi gelmeyecekti bunu bilemezdi. 


Yekta’nın komutanı Yekta’nın arkasında durdu az önce ailesinin kaza haberini almıştı. Durumları belli değildi ama ona ulaşmışlardı,  bir tanıdığı Duman ailesinin kaldırıldığı hastanede çalışıyordu haberi o vermişti.


“Yekta” komutanın sesi ilk defa bu kadar yumuşak çıkmıştı 


Yekta hızla arkasını dönüp hazır ol pozisyonunu aldı “Komutanım !” 


“Rahat asker” derken yüreği dağlanıyordu ailesinin durumu daha belli bile değilken böyle bir haber vermek zor geliyordu. “Aslanım ailen buraya gelirken kaza yapmış, durumları belli değil ama şehir hastanesindeler gitsen iyi olur” 


İşte o an üşümeye başladı Yekta, yağmur damlaları her bir düşüşünde onun içini deldi, binlerce parçaya bölündü. Hastaneye doğru giderken iyi olsunlar dedi Allah’ım lütfen iyi olsunlar. Affetmezdi kendini affetmezdi. Kaldıramazdı bu kadarı ona bile fazlaydı. 


Taksi hastanenin önünde durur durmaz bütün vücudu panikten zangır zangır titremesine rağmen koşarak hastaneye girdi, danışmaya doğru ilerleyip “Leyla Duman, Adem Duman ve Mihri Duman trafik kazası geçirmiş burada mı acaba ya da nerede?” diye sordu korkudan titreyen sesiyle


“Bir dakika bakayım” dedi hemşire “Malesef Adem Duman ve Mihri Duman olay yerinde hayatını kaybetmiş Leyla Duman ise şu an yoğun bakımda” hemşire bu sözlerin ardından bir şey daha söyledi ama duymadı kelimeler sanki artık anlamını yitirmişti kulakları duymuyordu. 


Sarsak adımlarla dışarı çıktı, içindeki acı dayanılmazdı dizlerinin üzerine çöküp haykırdı, bütün acısına gökyüzü şahit oldu, yağmur şahit oldu  yenilgiyle başını yere eğerken gözyaşları yağmura karıştı. Kalbi kordan bir ateş oldu o günden sonra yağmurdan kaçtı hiçbirşey eskisi gibi olmadı…


YEKTA’DAN


Elleri hala ellerimin üstündeyken bakışlarım önce  burukça gülümsemesine sonra ise tekrardan gerdanındaki anka kuşu dövmesine takıldı. Yağmur yüzüne vuruyordu. Yağmur… Nefret ederdim bana kaybettiklerimi hatırlatıyordu ama artık önemi yoktu çünkü artık her yağmur yağdığında aklıma ilk bu an gelecekti. Ama onu kaybetmeyecektim buna izin veremezdim, bir kez daha olmazdı.


“Senin sayende artık yağmuruda seviyorum” dedim ona biraz daha yaklaşırken, onu öpmek istiyordum evet kesinlikle şu an yapmak istediğim şey buydu, onun acılarıda böylelikle bana geçerdi.


“Yağmuru sevmiyor muydun?” diye sordu şaşırmış bir şekilde


“Pek aram yoktu” ama artık vardı çünkü oda bu an içindeydi oda bu yağmura karışmıştı.


Bakışları kısılırken bu seferde o bir adım attı “Ve şimdi benim sayemde seviyorsun öyle mi ?” dedi kaşlarını kaldırarak 


Kafamı salladım, bir hareketi bile aklımı başımdan almasına yetiyordu. Bu yanlıştı, bu bir kumardı ve ben onun için, ona karşı bu kumarı kaybedeceğimi bile bile o oyuna girmeye razıydım.


“Bu nasıl oldu peki ?”


“Zamanı geldiğinde sana göstereceğim ama şimdi içeri girsen iyi olur daha fazla yağmurun altında kalırsan hasta olacaksın” derken bütün irade gücümü zorlayarak bir adım geri gittim.


Yanakları bu yağmura rağmen al al olmuştu, işte bu anda kalbimin sıkışmasına neden oluyordu. Elleri benden ayrılırken arkasını döndü “Sarı” dediğimde ise olduğu yerde durdu ve kafasını bana çevirdi “Dövmen sana çok yakışıyor onu kapatma” kesinlikle o dövme görülmeye değerdi.


Cevap vermek yerine bana kocaman bir gülümseme bahşetti ve sarı saçları yağmurun altında ıslanırken salına salına içeri girdi. Ben ise bir süre orada durdum kendine gel oğlum  dedim kendi kendime kendine gel


****


Yüzümde aptal bir sırtışla parti salonuna girdim ama bu halimle insanların arasına karışmam uygun olmazdı değil mi ? 


Kapının tam önünde durdum o anda içimden bir ses bana fısıldadı kimin umrundaki şu hayata bir kere geliyoruz dedi. Dinledim, ilk defa dinledim. Yüzümdeki sırıtışı büyüdü ve tam bir adım atmıştım ki bir el kolumu sıkı bir şekilde tutup beni kenara çekti. Tutuşu kolumu acıtacak kadar sertti “Ne oluyor ?” dedim şaşkınlıkla 


Karşımda kolumu tutanın anne olduğu fark ettiğimde bedenim kaskatı kesildi. Alev gibi gözleri bendeydi, annemin yanında ise babam vardı “Bu halin ne böyle !” diye bağırdı annem muhtemelen salonda yüksek sesle müzik çalındığı için bu kadar rahat bağırıyordu, normalde toplu ortamlarda bağırmazdı.


“Anne ben-” sözümü bitirmeme izin vermeden eli havaya kalktı ve şiddetli bir şekilde yanağıma indi. O kadar sert vurdu ki ister istemez acıdan gözlerim doldu. Kulağım vurmanın etkisiyle çınlamaya başladı “Daha bizi utandırmak için ne yapabilir derken daha kötüsü geliyor” bakışlarım yere kilitlendi, cevap veremedim konuşamadım, bağırıp çağıramadım sadece sustum… her zamanki gibi 


“Bu üstün başın ne böyle dışarıda ne yapıyordun bu gece bizim için önemli dedikçe sen iyice berbat etmek için her şeyi yapıyorsun” bakışlarımı yerden çekip babama çevirdim, bakıyordu sadece öylece yüzünde hak ettin dermiş gibi bakıyordu. 


Hak etmemiştim bunu hak etmemiştim. Hiçbir Şey yapmamıştım hiçbirini hak etmemiştim.


“Yeter” dedim yorgun bir şekilde, kolumu annemin elinden kurtararak geri  çektim “Yeter anne yeter” dediğimde annemin bakışlarında hem öfke hem şaşkınlık vardı. 


“Sen ne-” bu sefer annemin sözünü ben kestim “Bir kere olsun beni dinler misiniz ?” sesim kızgın değil yalvarır gibi çıkmıştı, bunu şimdi söylemezsem hiç söyleyemezdim. 


“Hayatım boyunca beni sevin diye ne derseniz yaptım, hiç istememe rağmen hukuk okumaya başladım piyanoyu bıraktım. Benn…” boğazım sanki bir anda düğümlendi “Ben hayallerimi bile sizin yüzünüzden geride bırakmak zorunda kaldım. Niye ya niye bir kerede s bu kız nasıl diye sormadınız ? gözlerinizin önünde öldüm görmediniz. Sahi beni niye görmediniz ?” sözlerimde sadece acı vardı, sitemdi bir nevi


“Biz senin kariyerini düşünüyoruz biz senin iyiliğini düşünüyoruz” diye araya girdi babam


“Düşünmeyin, lütfen düşünmeyin ben iyi değilim, ben mutlu değilim lütfen beni düşünmeyin bakın ben yoruldum ben dayanamıyorum” gözyaşlarım birer birer yanaklarımdan düşmeye başladı.


“Alin bu konuyu evde konuşacağız burası yeri değil” dedi annem daha sakin bir şekilde.


 İstemiyordum sonradan konuşamazdım sonradan cesaretim olmazdı. Kafamı hızlıca iki yana sarıldım “Olmaz” dedim “Beni anlıyor musun anne ? Beni duyuyor musun ?” artık delirmiş gibiydim sürekli aynı şeyleri tekrarlıyordum. Bu sefer babama döndüm sarsak adımlarla tam karşısında durdum “Beni anlıyor musun baba ? Yoksa hala kulakların bana sağır, gözlerin bana kör, dilin bana lal mi” sadece yüzüme baktı kafamı salladım sadece “Anlamıyorsunuz” dediğimde babamın yanından geçtim. Duyuracaktım bu sefer sesimi duyuracaktım. 


Annem arkamdan seslenirken onu duymazlıktan geldim. Sırılsıklam bir şekilde sahneye doğru ilerledim. Gözümdeki yaşları silerken sahneye çıktım ve kursinin üstünde duran mikrofonu açtım “Sesim geliyor mu ?” bir anda herkesin gözleri bana döndü “Evet konuya direkt hiç uzatmadan giriyorum, hepiniz az çok beni tanıyorsunuz ama yine de bilmeyenleriniz içinn kendimi tanıtayım. Ben Alin Korkmaz bu zamana kadar dışarıdan çok iyi sayılabilecek bir ailede büyüdüm ama takdir edersiniz ki hiçbir şey dışardan göründüğü gibi olmuyor. Tıpkı şuanda oldu gibi buradaki herşey ve herkes, hayatlarınızın çoğu gibi sahte, peki o halde neden hala bile bile bu sahteliğin içindesiniz. Şunu söylemek istiyorum ki ben artık bu sahteliğin bir parçası olmayacağım. Sizede bu sahte hayatın içinden çıkmayı tavsiye ederim. Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim” dedikten sonra mikrofonu bırakıp sarsak adımlarla sahneden indim.


İner inmez bakışlarım kehribarları buldu, beni o gözlerden koparan ise babamın kolumu tutuşuydu bakışları öfkeli ve keskindi “Bundan sonra benim senin gibi bir kızım yok” dedi acımasızca. Güldüm sadece “Zaten hiçbir zaman olmamıştı baba unuttun mu ?” sözlerimden sonra yüzündeki kısa bir şaşkınlık oluştu büyük ihtimalle bunu beklemiyordu her zamanki korkak kızı bekliyordu ama artık o kızdan eser kalmayacaktı, her gün bir bir onu öldürecektim.


Babamın elini kolumdan çekmesiyle dışarıya doğru yürüdüm. Yağmur sakinlemişti sadece hafif hafif çiseliyordu, az önce yaptıklarımı idrak etmem birkaç saniyemi almıştı. Az önce resmen evlatlıktan reddedilmiştim. Kocaman bir kahkaha attım, kahkahalarım zamanla acı haykırışlara daha sonra sessiz iniltilere döndü. 


“Sarı” duyduğum sesle arkamı Yekta, Sibel, Bora ve Batu hepsi yan yana dizilmiş bana bakıyorlardı. Benim için mi buradaydılar. 


Sibel hızla yanıma gelip boynuma sarıldı “Bebeğim” dedi içli içli


“Galiba az önce hem evlatlıktan reddedildim hemde evsiz kaldım” dedim burnumu çekerken


“Biz burdayız birtanem hepimiz senin için burdayız sana evde oluruz ailede oluruz” demesiyle daha da sıkı sarıldım. Sanki şuan bütün dertlerimden kurtulmuştum omuzumdaki yükler bir bir gitmişti. 


Bir süre sonra geri çekildim ve karşımda duran insanlara baktım artık ailem bu tanımadığım insanlardan ibaret olacaktı. Bir an dengemi kaybetmemle hepsi öne atıldı, Sibel’in eli hızla koluma dolandı.


“Eve gitsem iyi olacak” dediğimde kafasını salladı


“Ben seni bırakayım” diye araya girdi Yekta 


“Bu sefer tek başıma gitsem iyi olacak” dediğimde hepsine arkamı döndüm topuklular artık ayağıma batıyordu. Sakin bir şekilde onları da çıkardım artık bunlara ihtiyacım olmayacaktı zaten asla topuklu ayakkabı kadını olmamıştım. Yavaş ama sağlam adımlarla yürümeye başladım, sokak boş ve karanlıktı tıpkı benim gibi, yağmur durmuştu sanki bu gecenin bütün kötülüğünü silip gitmişti. 


Evin önüne durduğumda kapıda duran valizlerimi görünce acıyla gülümsedim, gerçekten beni silmişti eşyalarımı sokağa atacak kadar sillnmiştim. Sorun değildi bu ilk darbesi değildi ama son olacaktı bundan sonra yenilmeyecektim. 


“Yardıma ihtiyacın var mı sarı ?” bir kere birinden yardım istesem kaybetmiş olur muydum ? 


Arkamı dönüp bakışlarımı kehribarlarına çevirdim “Var, bu sefer yardıma ihtiyacım var” dedim çenem titrerken “Bir kere bana sarılır mısın ?” diye çocuk gibi sorduğumda ise kafasını sallayıp kollarını açtı bana, ,hiç vakit kaybetmeden kollarının arasına girdim kollarım beline dolanırken gözyaşlarımı tutamadım.


“Sana ağlama demeyeceğim nephente ama sana söz ağladığın her an yanında olacağım” sesi kararlı ve yumuşaktı “Şimdi ise…” kollarımı tutarak beni geri çekerken bir eli göz yaşlarımı sildi ve avucunu yanağıma yerleştirdi “sana kalacak bir yer bulalım” dedi 


“Ve bir iş” 


“Onu da buluruz” 


“Aslında kalacak yerim var” dedim her ne kadar emin olmasam da gidebileceğim tek bir kişi vardı.


“Tamam o halde seni oraya bırakırım” dediğinde arkasındaki motoru gösterdi “Maalesef arabam yok ama eşyalarını Bora getirir biz motorla gideriz” 


“Geçe seferden sonra emin olamıyorum” dedim gözlerimi kısarak 


“Bu sefer yavaş kullanacağım” 


“Söz mü ?” dedim


“Söz” dedi


“Tamam o zaman” bakışlarını benden çekerken motora doğru ilerledi ve motorun koltuğunu açarak içinden bir ceket çıkarıp bana uzattı “Bugün çok üşüdü al hadi giy bunu” demesiyle önce ona  sonra cekete baktım 


“Sende üşümez misin?” diye sordum istemsizce sanane Alin dedi iç sesim


Dudağının kenarı kıvrıırken “Üşümem sen giy” dedi 


Kafamı sallayıp ceketi giydim ve Yekta motora binmem için bana yardım etti, daha sonra ön tarafa kendisi bindi “Tutun bana” demesiyle kollarını beline sarıp kafamı sırtına yasladım. 


****



Bu kapının önüne en son geldiğim gün intihar etmeye teşebbüs etmeden bir gün önceydi. Kurtulmak için buraya gelmiştim ama o burada yoktu. Saatlerce kapıda beklemiştim ama teyzem asla gelmemişti. Ve ben yine kurtulamamıştım…


 Yekta tam arkamdaydı sorgulamadan dediğim yer getirmişti beni“Burası teyzemin evi” dedim kısık sesle “Oda yıllar evden kaçtı ailesi yani anneannem ile dedm, sevdiği çocukla evlenmesine izin vermemişti onlara göre teyzeme uygun değildi. Teyzem o çocukla kaçtı evlendiler ama çok geçmeden çocuk kaza yaptı ve hayatını kaybetti. Teyzem sevdiği adamın ölümünde ailesini sorumlu tutuyor onların yaptığını söylüyor. O yüzden o öldükten sonra bile geri dönmedi eve” diye açıkladıktan sonra kafamı iki  yana salladım neden anlatmıştım bilmiyordum, sadece biriyle konuşma ihtiyacıduymuştum. 


Derin bir nefes alıp kapıyı çaldım kapı birkaç saniye sonra açıldığında saçlarına hafif beyazlar düşmüş teyzemi gördüm. Beni görünce solgun gözleri parladı “Alin” dedi gözlerinden yaşlar aniden akmaya başlarken 


“Sanırım artık bende kafesimden çıktım, bana hayatında verebileceğin bir yer var mı ?”


Gülümseyerek bir adım geri çekildi ve eliyle içeriyi gösterdi “Hayatımda daima sana verebileceğim bir yer var” 


İşe karşımdaydı yeni hayatım burada tekrardan başlayacak…



------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


Umarım bölümü beğenmişsinizdir ballarım bu bölüm kurgunun ilk dönüm noktasıydı, bir

nevi kurgu, yeniden başlıyor da diyebilirz.


Çok sabırsız bir insan olduğum için 2 hafta bekleyemedim. Bölümü bitirip düzenledim ve direkt attım diğer bölümmde görüşürüz seviliyorsunuz kocaman öpüyorum sizi ❤️‍🩹


Ig/sesimiziduyuramadik

Tt/sesimiziduyuramadik

Wattpad/sesimiziduyuramadik

Yorumlar

Popüler Yayınlar