Ana içeriğe atla

Nitelikli

A. 21-ACIDAN GERİYE KALAN KÜL

“Benim deli kızım artık kapattı bu hayata gözlerini, şimdi söylesene kim durdurabilir bunda sonra beni?” Always You Been - Chris Grey Valse - Evgeny Grinko  İyi okumalar bal kuşlarım bölüm sonu yorumlarda buluşalım Sindirerek okuyun tamam mı.... Beklediğim sadece bir cevaptı. Ya elimi sıkacaktı ya da arkasını dönüp gidecekti ama Mortis ona uzattığım elime o kadar uzun süre baktı ki yutkunmakta zorlandım. Bakışları tekrardan saçlarıma değdi, omzuma kadar gelen kahverengi saçlarıma baktı. İz kalan ve kocaman bir morluk olan boynuma baktı. Yaralarla dolu ellerime baktı ve ağır ağır yutkundu. Gözlerindeki acıyı görmemek için kör olmam gerekirdi, içi acırmış gibi baktı her zerreme. Sanki onunda canı yanıyormuş gibi baktı.    “İstersen size her şeyi açıklayayım sonra karar ver,” diyerek sessizliği bozdum. Zihnimde onu en son gördüğüm zamanda söylediğim cümleler dolandı. Sonra açıklayacağım. demiştim. Sonra açıklayacağım ama şimdi git. Gitmişti ve ben açıklamak için geri dönmüş...

6-YARIŞMA


 

"Nefret kolaydır, sevgi cesaret ister..."

İltimas - Gülşen, Murat Boz
Dağları Deldim - Özlem Tekin



Yaralanmaktan daha zor bir şey varsa oda iyileşmektir. Ne zaman iyileşeceğini yada bunun ne kadar süreceğini bilemezsin iyileşecek mi onuda bilemezsin. Tek bildiğin çok acı çektiğin ve bu acının bir an önce bitmesini istediğindir. 

Eve girdikten sonra teyzeme her şeyi baştan sona kadar anlatmıştım o ise gözyaşlarını tutamamış ve ağlamaya başlamıştı daha sonrada biraz kendine gelebilmek için odadan çıkıp bizi Yekta ile baş başa bırakmıştı. 

Kafamı Yekta’nın olduğu tarafa doğru çevirirken onunda bana baktığını fark ettim “Bundan sonra ne yapmalıyım sence?” kafam allak bullaktı, evet o evden kurtulmayı hep istemiştim ama ondan sonrasını hiç düşünmemiştim.

Çünkü içten içe o evden hiç çıkamayacağını düşünüyordun

“Ne istiyorsan onu yap bunu sana ben söyleyemem” sesi anlayışlıydı yargılamıyordu, derin bir nefes aldı daha sonrasında ise ellerini dizlerine koyarak yanımdan kalktı. “Ben artık gideyim yarın seni almaya gelirim” 

'"Gerek yok artık o okula gelmeyeceğim ve ayrıca teşekkürler, her şey için”  bende Yekta’yı yolcu etmek için ayağı kalktım. Dışarı çıkarken birkaç dakika durdu “İlaçlarını içmeyi unutma” diye tembihledi, bu cümleleri onca olan şeyden sonra bile içimi sıcacık yapıyordu.

“Unutmam” dedikten sonra kapıyı kapattım 

Teyzem bana kalacağım odayı gösterdikten sonra beni yalnız bırakmanın daha iyi olacağını düşünmüş olacak ki benimle hiç konuşmamıştı bile, derin bir nefes alıp odaya girdim. Oda; genellikle ahşap mobilyalarla dolu sade bir odaydı, kısa bir duş alıp direkt yatağa girdim ve gözlerim ben istesem bile kendiliğinden kapandı..


Sabah erkenden uyanıp teyzemle beraber kahvaltı yapmıştık birazdan da evden çıkacaktık. Bugün piyano kursu seçmelerine kayıt yaptıracaktım eğer seçmeleri kazanırsam o zaman başarılı piyanistler ile çalışma fırsatım olacaktı. Sonunda hayallerime kavuşacağım zaman yaklaşıyordu.

“Alin hadi eğer hazırsan çıkalım” dedi teyzem 

“Geliyorum” derken montumu alıp dışarı çıktım havalar artık çok soğumaya başlamıştı.


Araba seçmelerin olduğu binanın önünde durduğunda teyzem elini elimin üstüne koydu “Seninle gelmemi istemediğine emin misin ?” diye sordu tereddütle, kanser olduğumu söyledikten sonra benim için önceki yıllardan daha çok endişeleniyordu onu anlıyordum ama benim yüzümden işine geç kalmasını istemiyordum.

Gülümsedim hafifçe “Eminim merak etme” deyip arabadan indim. Kendinden emin adımlarla binaya doğru ilerledim bunun hayalini o kadar çok kurmuştum ki şu an bunu gerçekleştiriyor olmak heyecandan kalbimin yerinden çıkmasına sebep olacaktı.

Binaya girer girmez danışmanın önünde durdum “Pardon ben piyano seçmeleri için gelmiştim” kadın bakışlarını bana çevirip gülümsedi 

“İsminiz neydi acaba?” 

“Alin… Alin Korkmaz” 

Kafasını sallayıp ekrana baktıktan birkaç dakika sonra yine bana döndü “İkinci kat Alin hanım” demesiyle kafamı salladım.

Asansöre doğru ilerleyip içine girdim ve 2. Kata bastım yukarı çıkarken kalbim hala ağızımda atıyordu. Kapının açılmasıyla kendimi dışarı attım bir yandan ilerlerken diğer yandan da gözlerim seçmelerin olacağı salonunu arıyordu. Önüme bakamadığımdan olacak ki bir bedene çarptım “Ayy” geriye sendelerken bakışlarımı çarptığım kişiye çevirdim “Çok özür dilerim” dedim mahcup bir şekilde 

“Sorun değil” dedi karşımdaki adam.

“Acaba piyano seçmeleri nerede?” diye sordum 

“Hemen ileriden sağda bende oraya gidiyorum beraber gidebiliriz” demesiyle bir nebzede olsa rahatlamıştım yer ve yön bilgim berbattı. Burada kaybolmak isteyeceğim son şeydi.

“Çok teşekkür ederim” derken uzun koridorda beraber yürümeye başladık.

Bakışlarımı çarptığım adamın yan profiline çevirdiğimde daha iyi inceleyebilmiştim. Kızıl saçlar, yumuşak çene hatlı ve oldukça geniş omuzlara sahipti. 

“Daha önce hiç seçmelere katıldın mı?” diye bir soru ortaya attım sessizlik beni geriyordu

Çok konuştuğun için geriyordur

İç sesimin bu konuda haklılık payı vardı ama o kadarda geveze bir insan değildim. Bakışları yandan bana döndü gözlerinden anlık hüzün düştü yada bana öyle gelmişti. 

“Tam üç kez” dediğinde ister istemez üzüldüm onun için zor olmalıydı 

“Ben çok özür-” olduğu yerde durmasıyla sözüm yarıda kaldı benim aksime o kocaman gülümsedi, amber gözleri bana döndü “Özür dilemene gerek yok hayat bu, her zaman kazanamayız önemli olan vazgeçmemektir. Evet bu dördüncü katılılışım ama her bir katılışım bana bir ders veriyor beni daha güçlü, daha iyi kılıyor. O yüzden üzülmüyorum tabi yalan yok bazen tükenmiş ve yetersiz hissediyorum ama daha sonra kendimi topluyorum” sözlerini mest olmuş gibi dinliyordum sadece, hala umudu vardı. Bu umut onu tüketirken aynı zamanda ona güç veriyordu.


Kesinlikle bu kadar pozitif olsan dünyayı kurtarırsın


Ne yazık ki öyle değildim ama bu öyle olamayacağım anlamına gelmiyordu değil mi ?


“Bu azmine hayran kaldım” dedim dürüst bir şekilde ve elimi ona uzattım “Ben Alin”

“Seni zaten tanıyorum, bende Tunç” derken ona uzattım elimi sıktı,

“Beni nereden tanıyorsun?” diye sordum kafam karışmışken

“Sen hiç sosyal medyaya bakmıyor musun kızım ?” dedi hafif alayla dünden beri telefonlara hiç bakmamıştım. Elini elimden çekip cebine attı ve telefonunu çıkarıp bana doğru çevirdi gördüğüm şey bir an afallamama sebep olurken elim ağzıma gitti. 

Dün benim yaptığım konuşma sosyal medyada yayınlanmıştı başında ise kocaman bir manşet vardı "ALİN KORKMAZ’IN GERÇEK YÜZÜ ORTAYA ÇIKTI"

“Söylemeden edemeyeceğim herkesin ağzının payını iyi vermişsin” benim ise artık kulağım Tunç’ta değildi. O gün orada bir tane bile magazinci, haberci yoktu bundan emindim çünkü Yağız’la beraber bizzat biz bunun önlemini almıştık. O zaman bunu kim yapmıştı ?

Koluma değen el ile irkilip kendime geldim bakışlarım Tunç’a değdi “Seçmeler birazdan başlayacak hadi geç kalmayalım” kafamı sallayıp üzerimdeki şoku atlatmaya çalıştım bu işi burada bırakmayacaktım, bunu yapan kimse onu bulacaktım.

Bekleme alanına geçtikten kısa süre sonra herkes sırasıyla çağrılmaya başlamıştı, heyecandan ellerim titremeye başlarken Tunç’un ismi çağrıldı sahneye çıkmadan önce bana dönerken dudaklarımı oynatarak yaparsın  dedim bunu anlamış olacak ki gülümsedi  ardından önüne dönüp sahneye çıktı. On dakika önce tanışmamıza rağmen niyeyse ona hemen ısınmıştım. 

Dakikalar birbirini kovalarken Tunç geri geldi onu görür görmez hızla yanına gittim “Nasıl geçti?” diye sordum heyecanla, yüz ifadesine baktığımda ise dümdüzdü “Eğer olmadı-” sözümü bitirmeden hızla bana sarıldı şok olmuş bir şekilde olduğum yerde çakılı kalırken “Galiba bu sefer oldu” dedi bir tık yüksek sesle, birkaç saniye sonra ne yaptığını fark edip geri çekildi ve elini mahcup bir şekilde ensesine attı “Kusura bakma bir an fazla heyecanlandım” 

“Önemli değil umarım bu sefer başarmışsındır” dedim tebessüm ederek 

“Alin Korkmaz” ismimi duyunca heyecan tekrardan beni ele geçirdi, derin bir nefes aldım Tunç’un eli hafifçe koluma değdi “Hadi attır sahnenin tozunu” demesiyle kafamı salladım ve merdivenleri çıkıp sahneye doğru çıktım. Sahenin tam ortasında durduğumda bakışlarım karşımdaki üç jüri üyesine değdi hafifçe öne doğru referans yaptıktan sonra sandalyeye oturdum. Ellerimi piyanonun üzerine koyup derin bir nefes aldım yapabilirdim. Parmaklarım ağır hareketlerle piyano tuşlarına bastı ve Beethoven’ın (Moonlight Sonata) yani Ay Işığı Sonatı çalmaya başladım. Her bir tuşta kendi yüklerimi bırakıyormuş gibi hissediyordum dudaklarıma hafif bir tebessüm yerleşti. Parçayı kusursuz bir şekilde çaldıktan sonra oturduğum yerden kalktım bir elimi karnıma koyup önüme referans yaptım ve diklenip sahneden indim. 

Kulise geri döenerken elimi kalbim koydum tam Tunç’un önüne “Galiba başardım, galiba başardım” diye tekrarladım 

“Umarım başarmışızdır” 

Herkes sahneye çıktıktan sonra sonuçların açıklanmasını beklerken adeta nefes almayı unutmuştum “Bütün katımlıcılarımızı sahneye alalım lütfen” anonsu ile sahneye çıktık.

“Evet değerli katılımcılarımız hepinize buraya kadar geldiğiniz için teşekkür ederiz hepiniz çok yetenekli kişilersiniz ancak biliyorsunuz ki  bu yarışmanın sadece üç kazanan olacak” elindeki kartlarda isimleri tutan kadına bakarken artık heyecandan kalp krizi geçirecektim.

Biraz daha abart Alin

“Ve işte kazananları açıklıyorum” 

“Biraz daha uzatırsa kağıtları elinden alıp ben açıklayacağım” diye fısıldadı Tunç, gülmemek için dudağımı dişledim

“İlk kazanan ismimiz Aslı Yılmaz, İkinci ismimiz Tunç Yen, Üçüncü ve son ismimiz Alin Korkmaz” kalbim o an atmayı bıraktı 

BAŞARMIŞTIM

BEN BAŞARMIŞTIM

Juri üyeleri bizi tebrik ettikten sonra heyecanla telefonumu elime aldım gözlerimden mutluluk gözyaşları akarken aklıma gelen ilk isme tıkladım, telefon ikinci çalışta hemen açılmıştı 

“BAŞARDIM” diye şakıdım gözyaşlarım akmaya devam “Yaptım bu sefer yaptım. Piyano seçmelerini kazandım” bunları söylerken ona hiç piyanist olma hayalimi anlatamadığımı fark etmiştim bunu da ölmeden önce yapılacaklar listesine not edecektim.

“Bundan asla şüphe etmemiştim nephente” dedi gurur dolu bir sesle “O zaman bunu kutlamamız lazım bu akşam bendesin, seni bir yere götüreceğim” 

“Nereye gideceğiz?” 

“Sürpriz” derken arkadan bir ses geldi “Yekta hadi geç kalıyoruz” arkadan bir ses gelmişti bir kadın sesi “Akşam seni almaya gelirim sarı kendine dikkat et” dedikten sonra telefonu kapattı.

O kadında kimdi ? 

Bunu sormaya hakkım var mıydı bilmiyordum ama kalbime nedensizce bir diken batmıştı. Telefonu kulağımdan çektiğimde içimdeki bütün sevinç kül olmuştu. Tunç’a haber bile vermeden binadan çıktım. Bugün doktor kontörlüm vardı testlerimin sonuçlarına bakılacaktı telefonumu çıkarıp taksi çağırdım ve beklemeye başladım.

Taksi geldikten sonra arabaya binip hastanenin ismini söyledim neyse ki hastane buraya uzak değildi. Hastaneye vardığımda direkt olarak Aylin Hanımın odasının kapısını çaldım gir sesini duymamla kapıyı açıp içeri girdim. Aylin Hanım beni görünce gülümsedi ve oturmam için eliyle koltuğu işaret etti “Hoşgeldin Alin, nasılsın ?”

Gülümsedim hafifçe “Hoşbuldum, iyiyim siz nasılsınız ?”

“Teşekkür ederim iyiyim süreç nasıl gidiyor ?” diye sorarken eliyle kenarda duran dosyaları alıp bakmaya başladı

“İyiyim sadece biraz yorgun hissediyorum ve arada burnum kanıyor” 

“Hm anladım sonuçların geldi ve üzülerek söylüyorum ki vücudun ilaç tedavisine maalesef ki cevap vermiyor, en kısa sürede hastaneye yatışın yapılmalı” 

İlaç tedavisi yanıt vermiyor 
Hastaneye yatışın yapılmalı 

İşte bundan bahsediyordum tam başardım derken en dibe vurmak… Ama bu sefer yenilgiyi kabul etmeyecektim.

“Ne zaman hastaneye yatmalıyım ?” diye sordum omuzlarımı dik tutmaya çalışırken 

“Alin hanım bakın-”

Aylin hanımın sözünü kestim “Aylin hanım lütfen sadece bana gün verin” 

“En fazla bir hafta” dedikten sonra kafamı sallayıp ayağı kalktım ve odadan çıktım tek damla gözyaşı dökmedim omuzlarımı düşürmedim. 

Tam olarak bir haftam vardı, ölmeden önce yapılacaklar listesini tamamlamak için bir hafta…


****


Aynanın karşısına geçip son kez kıyafetlerimi düzelttim bordo boğazlı dar bir kazak altıma ise siyah bol pantolon giymiştim. Saçlarım yukarıdan topuz, gözlerime ise siyah ağırlıklı makyaj yapıp dudaklarıma bordo ruj sürmüştüm. 

Siyah montumu ve bordo çantamı alıp evden çıktım teyzem hala işten dönmemişti  bende ona dışarı çıkacağıma dair bir mesaj atmıştım. Yekta her zamanki gibi motorunu yaslanmıştı beni görünce motordan uzaklaştı bakışlarım onu baştan aşağı süzdü altında siyah kot pantolon onunn üstünde ise motorcu ceketi vardı.

Onun yanına ilerken ona hesap sormak istedim “o kadın kim” diye sormak istedim ama buna hakkım yoktu bunu biliyordum. 

“Selam” derken sesi durgundu 

“Selam” dedim mesafeli bir sesle sesimde sabahki heyecandan eser yoktu. Bakışlarımdan birazda olsa kırıldığımı anlasın istedim ama daha sonra kendime dönüp sordum ona kırılmaya hakkım olacak yakın mıyız diye sordum onu tanımıyordum bile…

Hiçbir şey demeden motorun üstündeki kaskı alıp kafama geçirdim ardından motorun arkasına çıkmak için basacak bir yer aradım nasıl çıkıldığına dair hiçbir fikrim yoktu ama gurudan mıdır bilinmez Yekta’ya sormaya hiç niyetim yoktu. 

Birden belime değen elleri  hissedince gerildim o ise beni kaldırıp koltuğa oturttu ancak elini bel oyuntumdan çekmedi yüzüme yaklaşıp kehribarlarını, mavilerime kenetledi. 

“Sor sarı” dedi net bir sesle 

“Soracak bir şeyim yok” dedim keskin bir sesle

“Yeme beni sarı bal gibi de var bakışların her şeyi ele veriyor” dediğinde hızla bakışlarımı kaçırdım 

“Sen uyduruyorsun” dedim bakışlarım yerdeyken, elleri yavaş yavaş bel oyuntumu okşadı o böyle yaptıkça ben mayışıyordum.

“Yani o kadının kim olduğunu merak etmiyorsun öyle mi ?”

“Hı hı etmiyorum” külliyen yalandı köpek gibi merak ediyordum ama gururum kabul etmiyordu. “Gözlerime bak sarı” diye yüzüme doğru üflediğinde biraz daha yaklaştı, tıraş losyonunun keskin kokusu direkt burnuma gelirken hemen arkasında denizimsi ferah erkek parfümü kokusu geldi. Gözlerim benden bağımsız gözlerine çevrildi “Bana hesap sorabilirsin bu hakkı sadece sana veririm, başka kimseye değil tamam mı ?”

“Sadece bana mı ?” 

“Sadece sana” bu sözüyle dudaklarıma tebessüm yerleşti onunda güldüğümü görünce dudağının kenarı kıvrıldı ardından yavvaşça geri çekilip beni arkasına yerleştirdi, kendisi ise kaskını takıp öne oturdu “Sıkı tutunsan iyi olur nephente” bu sözüyle kollarım sanki son kez ona sarılıyormuş gibi beline sarıldı, kafamı sırtına yaslayıp gözlerimi kapattım ve sessizce duymayacağını bile bile fısıldadım “Seninle yaşadığımı hissediyorum” 

Motor durduğunda bakışlarım geldiğimiz yerde gezindi bir sürü motorlu kişiler burada bekliyordu bazıları hiç tekin tipler gibi durmuyordu. Yekta inmeme yardım ettikten sonra önce kendi kaskını çıkardı daha sonrada benimkine uzandı. Kaskları koltuğa koyduktan sonra parmaklarını benim parmaklarıma kenetlendi “Burası neresi Yekta” diye sordum tedirgin olduğum bir sesle 

“Motor yarışları, madem sen bugün seçmeleri kazandın şimdi sıra bende ama bu sefer senin yerine kazanacağım” 

“Bu güvenli mi ?” diye sorduğumda koluna iyice yapıştım burası beni germişti. 

“Merak etme bir şey olmayacak” dedikten sonra gişe gibi bir kulübenin önünde durdu “Yaz Anka Kuşu geri döndü” Anka Kuşu mu ?

Adam bakışlarını önce bana sonra Yeka’ya çevirdi “Bol şans evlat” 

“Merak etme şansımı da yanımda getirdim” derken kafasıyla beni gösterdi

Burada ne oluyordu acaba 

“Yekta bu pek hoşuma gitmedi” 

Bakışları bana dönerken bir yandan da motora doğru yürüyorduk motorun önüne gele kadar hiçbir şey söylemedi ardından elimi bırakıp tam karşımda durdu “Alin şimdi bu dediklerimi yapmanı istiyorum tamam mı ?”

“Yekta ne oluyor ?” 

“Sadece dediklerimi yap, birazdan Boranlar gelecek sakın onların yanında ayrılma ve mümkünse kimseyle konuşma bu yarışı kazanıp geleceğim” dediğinde sona doğru sesinde eğlenceli bir tını vardı kaskını taktıktan sonra motora bindi 

“Dikkatli ol seni tam burada bekliyor olacağım tamam mı?” dedikten sonra bir adım geri çekildim “Bol şans” 

“Şansım zaten yanımda nephente

Ve ben Alin kısıtlı olduğunu öğrendiğim bu hayatımda Yekta Duman’a abayı yakmak üzereyim…


_____________________________________________________________________________________________


Evet ballarım umarım bölümü beğenmişsinizdirr haftaya sınavlarım var o yüzden bölüm gelemeyecek bana dua edin sizi çok seviyorum kocaman öpüyorum ❤️‍🩹


Ig/sesimiziduyuramadik 

Tt/sesimiziduyuramadik 

Wattpad/sesimiziduyuramadik 

Yorumlar

Popüler Yayınlar