Ana içeriğe atla

Nitelikli

A. 21-ACIDAN GERİYE KALAN KÜL

“Benim deli kızım artık kapattı bu hayata gözlerini, şimdi söylesene kim durdurabilir bunda sonra beni?” Always You Been - Chris Grey Valse - Evgeny Grinko  İyi okumalar bal kuşlarım bölüm sonu yorumlarda buluşalım Sindirerek okuyun tamam mı.... Beklediğim sadece bir cevaptı. Ya elimi sıkacaktı ya da arkasını dönüp gidecekti ama Mortis ona uzattığım elime o kadar uzun süre baktı ki yutkunmakta zorlandım. Bakışları tekrardan saçlarıma değdi, omzuma kadar gelen kahverengi saçlarıma baktı. İz kalan ve kocaman bir morluk olan boynuma baktı. Yaralarla dolu ellerime baktı ve ağır ağır yutkundu. Gözlerindeki acıyı görmemek için kör olmam gerekirdi, içi acırmış gibi baktı her zerreme. Sanki onunda canı yanıyormuş gibi baktı.    “İstersen size her şeyi açıklayayım sonra karar ver,” diyerek sessizliği bozdum. Zihnimde onu en son gördüğüm zamanda söylediğim cümleler dolandı. Sonra açıklayacağım. demiştim. Sonra açıklayacağım ama şimdi git. Gitmişti ve ben açıklamak için geri dönmüş...

V. 25.PERDE

 


"İki insan birbirini iyileştirmek için çabalarsa o aşk olur."



Korkarım - Ahmet Kaya 

Sao Paulo - The Weeknd


BU KİTAPTA GEÇEN BÜTÜN KİŞİ VE OLAYLAR TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR HİÇBİR ŞEKİLDE GERÇEKLİĞİ YANSITMAMAKTADIR 

Ig/sesimiziduyuramadik 
Tt/sesimiziduyuramadik 
X/ruhunlasavass 

İyi okumalar bal kuşlarım bölüm sonu yorumlarda buluşalım 







Acılarımız bizi içine alan bir canavardı, ne kadar debelenseniz de ondan kaçamazsınız. Bazen öyle bir an gelir ki nefes alamazsınız, konuşamazsınız, ağlayamazsınız, kendinizi anlatamazsınız. Boğazınız tıkanır yutkunamazsınız, canınız yanar çığlık atamazsınız. 


Hayatımın çoğunda hep böyle hissetmiştim ama şuan bu daha da farklıydı, daha da beteriydi. Her gün daha kötüsü ne olabilir dedikçe bir daha ki gün daha kötüsüyle karşılaşıyordum. Belki de dünya böyle bir yerdi, seni sürekli yerden yere vuran sonra el uzatan sonra tekrardan en ağır şekilde yaralayan…


Bana atılan fotoğrafa baktım, dakikalardır tepki veremiyordum nefes alamıyordum. Abimin parçalanmış mezar taşına bakarken ölüyordum. Titreyen bacaklarımdan güç çekilirken zorlukla olduğum yere çöktüm lakin yere oturmadım. Telefon ellerimin arasından kayarken bir elim nefes almak ister gibi boynuma diğeri ise karnımın üzerine gitmişti.


Abi nasıl kıydılar?

Abi sana nasıl kıydılar?

Mezar taşından ne istedikler?


Kendimi ağlamamak için sıktım, nefes almaya çalıştım lakin sanki birini nefesimi kesmiş gibiydi. Kulaklarım uğuldarken midem bulanmaya başladı. Sana bunu nasıl yaptılar? Kafamın içinde çanlar çalmaya başladı, bütün algılarımı kaybettiğimde yine o geceye döndüm. 


Orman, silah sesi..

Kan, abimin eli…

Kalbini atışlarını duymaya çalışma anım…


Dudaklarımdan kısık bir inilti döküldüğünde kafamı dolaba yasladım “Abim…” diye inledim acıyla. Sesim o kadar kısıktı ki ben bile zar zor duyuyordum. 


“Deren.” arkamdan boğuk bir ses duydum ama o tarafa dönemedim. Hareket edersem düşerdim, düşemezdim. Abim mezarından ne istediler? Kollarımdan tutup beni sarstı “Güzelim bana bak!” 


Mezarda bile seni rahat bırakmadılar.


“Bana bak!” diye bağırdığında kendime gelip ona döndüm. Çenem titredi gözlerimden yaşlar boşaldı. “Özür dilerim ağlama.” onun yüzünden ağlamadığımı söylemek istedim ama onun yerine ağzımdan kesik bir çığlık çıktı.


Kendimi onun dokunuşundan kurtardığımda zorlukla çöktüğüm yerden kalktım. Masanın üzerindeki vazoyu yere fırlattım acıyla “ONDAN NE İSTEDİLER!” ellerimi sinirle saçlarımda geçirdim. Sandalyeyi balkon camına fırlattığımda cam saniyeler içinde paramparça oldu. Cam parçaları ayağımın dibine düşüp elbisemin açık bıraktığı bacaklarımı kesti. Onun belime dolanan kollarıyla çırpındım “BIRAK BENİ!” diye haykırdım. 


“Deren sakinleş bana bak!” kollarının arasında beni çevirip yüzlerimizi hizaladı “Nefe al sakinleş!” 


“Mezar taşından ne istediler?” diye sordum dizlerimin üzerine çökerken. Sarp’ta benimle beraber yere çöktü “Öldür beni!” diye yalvardım gözyaşlarımın arasında. “Yalvarıyorum Sarp, dayanamıyorum öldür beni! Yapamıyorum al canımı!” 


Bakışları öyle sarsıldı ki canından can gittiğine emindim. Gözleri anında dolarken beni göğsüne çekti “Böyle söyleme!” dedi sert bir sesle. “Konuşma böyle.”


“Sana yalvarıyorum!” 


“Sus. Lütfen bu sefer sus.” 


Canım o kadar çok yanıyordu ki, ölmek istiyordum abimin yanına gitsem hepsi geçerdi. “Öleceğim! Yemin ederim bu acı beni öldürecek.” dudaklarını şakağıma yasladı “Sana yalvarıyorum, sus yavrum.” onunda dayanamadığı kesindi ama beni anlaması lazımdı.


“Bir şey olmayacak. Hiçbir şey olmayacak.” kolları daha sıkı bedenime dolandı. “Halledeceğim. Halledecğiz” beni kandırıyordu, yapamazdı bu zaman kadar halledememiştik şimdi de halledemezdik.


“Hiçbir haltı halledemeyeceksin!” dedim hiddetle geri çekilirken. “Beni kandırmayı bırak! Bir halt hallettiğimiz falan yok.” bakışlarında camlar kırıldı. Gözlerimden yaşlar akmaya devam ederken kafamı iki yana salladım “En başından beri bu yolda beraber hiçbir şeyi halledemedik aksine daha da dibe battık. Benim dayanacak gücüm kalmadı.” 


“Hallettik, herşeyi hallettik. Yine hallederiz.”


“Halledemeyiz. Abimin mezarıydı Sarp.” dediğimde sesim fısıltı gibi çıkmıştı “Taşını parçalamışlar, ismi bile kalmamış. Bir şehidin adı parçalanmış, benim canımın adını yıkmışlar. Ben bunu kaldıramıyorum, ben yapamıyorum.” oturduğum yerden kalkmaya çalıştım lakin yine dengem sarsıldığında öne atılıp beni tuttu. Midem bulanıyordu, karnıma kramplar giriyordu. “Nefes…” dedim kesik kesik “Nefes alamıyorum. Öleceğim Sarp. Ya beni kurtar, ya daöldür.” kulağım çınladı vücudum beni artık taşıyamadı. Ölmek istiyordum, yaşamak çok zordu.



🩰



SARP ÇELİKER


“Nefes.” dedi kesik kesik. Karşımda dağılmıyordu, karşımda paramparça oluyor yok oluyordu. Sevdiğim kadın gözümün önüne eriyordu. “Nefes alamıyorum. Öleceğim Sarp. Ya beni kurtar ya da öldür.” sözleri içime bir hançer sokup orada bıraktı. 


Onu iyileştirmeyi becerememiştim.


Gözleri geriye kayarken kollarımın arasında yığıldı. Kalbim endişeyle kasılırken ne yapacağımı şaşırdım. Hızla onu kucaklarken ne ara Turan’ı aradığımı bile bilmiyordum. Telefon anında açılırken “Cenk’i eve getirmen lazım! Hemen!” cevap vermesini beklemeden telefonu kapattım. 


Kollarımın arasında baygın olan kadının yüzüne baktım acıyla. Gözyaşlarım bu sefer benden izin almadı ve akmaya başladı. Onu daha da sert göğsüme çektim, göğsümün içinde onu saklamak istedim. Onu göğsümde tutarken yattığımız odaya gittim, şu zamana kadar hiç hıçkıra hıçkıra ağlamamıştım ama şu an kucağımda o varken hıçkıra hıçkıra ağlıyordum.


Bana yalvarmıştı, onu öldürmem için bana yalvarmıştı. Bunu benden istemesi benim için bile o kadar ağır bir yüktü ki. Onun ellerimden kayıp gitmesine şahit olmak ölümümdü.  Saçlarını okşadım yavaşça alnını öptüm “Yemin ediyorum intikamını alacağım. Yeter ki benimle kal.” 


“Sarp.” telaşla içeri giren Cenk ve Turan’ın sesini duyduğumda Deren’i yatağın üzerine yatırdım “Kriz geçirdi. Ona bakman lazım.” dedikten sonra odadan çıktım. Onu daha fazla böyle görmeye dayanamayacaktım. Turan’ın arkamdan geldiğini biliyor. 


“O orospu çocuklarını bulacağız Turan. Hemde şimdi.” 


“Neler oluyor?”


“Özer’in mezar taşını parçalamışlar lan!” dedim hiddetle. Sinirle yüzümü sıvazladım “Mezar taşı!” diye bağırdım “Ben onu tüm bunlardan koruyamıyorum, ben onu koruyamıyorsan neden varım lan!” cevap vermedi zaten bende cevap beklemedim. Oturma odasındaki çekmeceden silahı aldım. “Bu gece onların işini bitireceğim.”


“Ayağın sakat. Zor yürüyorsun. Ayrıca Barış komiseri buldum, bir kaç saatte buraya gelecek.” 


“Sikimde değil Turan. Ya onları getir ya da ben kendi işimi kendim halledeyim” istedikleri savaşsa savaşacaktım. 


Sevdiğim kadının tek teline onları yakacağımı söylemiştim. Onlara bu hayatı dar edecektim,  onları öldürmeyecek süründürecektim.


🩰


DEREN SİLDAY


Hissizlik. 

Şuan tek hissettiğim şey buydu. Bütün duygularım yok olmuş ruhum çekilmiş gibi hissediyordum. “Sarp.” dedim lakin bunun ağzımdan sesli bir şekilde çıktığından bile emin değildim. Gözlerimi araladığımda her zaman uyduğumuz odada olduğumu fark ettim. 


Bakışlarım pansuman yapılmış ve krem sürülmüş yaralı bacaklarıma değdi. Kriz geçirmiştim. Bundan daha kötü olan şey ise sinir anında Sarp’a söylediğim sözlerdi, onu parçalara ayırdığıma emindim. Suçluluk duygusu yavaş yavaş içime işlemeye başladı. Ona berbat bir doğum günü yaşatmıştım. 


“Sarp.” diye seslendim yanıma gelmesi için. Kapı açıldığında Sarp’ı görmeyi bekledim ama onun yerine Cenk ile karşılaştım. 


Sıcak bir gülümsemeyle bana doğru ilerledi “Sonunda uyandın demek, kendini nasıl hissediyorsun?”


“Berbat.” dedim dürüstçe 


Yanıma gelip biten serumu çıkardı “Biraz sakinleştirici verdim vücudunun yatışması için.” dediğinde kafamı salladım. “Deren belki bana düşmez ama bir psikoloğa gitmelisin.” tam itiraz edecektim ki beni susturdu “Tanıdığım çok iyi psikolog bir arkadaşım vkiar ve emin ol herşeyi aranızda tutar. İstersen resmi kayıtlara girmez ama bir destek alman şart.” 


“Sarp nerede?”


“İçeride. Komiser Barış geldi.” kafamı sallarken yattığım yerden kalktım “Kalmamalısın”


“Bu söz konusu dahi değil.” çoktan ayağı kalkıp dolaba ilerlemiştim bile “Üstümü değiştirip geleceğim.” dedim. Kafasını sallayıp odadan çıktı ve beni kendimle baş başa bıraktı. Kıyafetlerimi çıkarıp üzerime siyah uzun bir spor takımı giydim, saçlarımı kazağın içine sokup şapkamı taktım ve odadan çıktım. Oturma odasına girdiğimde bakışlar benim üzerime çekildi. Sarp anında oturduğu yerden kalkıp dibimde bitti, bir eli çoktan belime sarılmıştı. 


“Kalkmaman lazımdı.” dedi bana kızar gibi. 


“Sorun yok, iyiyim.” bana cevap vermeyip koltuğa doğru ilerletti ve kimseyi umursamadan bedenimin yarısını kucağına çekip kollarını bana doladı. Barış olduğunu anladığım adam bana doğru baktı. Ela gözlerinde bana karşı şefkat vardı, üçe vurulmuş saçları ve keskin yüz hatları onu daha ciddi gösteriyordu. Abimle çalışmıştı lakin onu daha önce hiç görmemiştim hatta hayatım boyunca adını bile duymamıştım.


“Abim senden hiç bahsetmezdi.” 


“Biliyorum. Bu yasaktı.” 


“İki gün sonra ben ve Sarp’la buluşmak istiyor.” diye açıkladım. “Bu adamın şakası yok bunun farkındayız değil mi?”


“Bizimde şakamız yok.” diyerek araya girdi Barış abi “Bu işte sizin sandığınızdan daha fazla bulundum. Bu o örgütü çökertmek için ilk ve son şansımız olabilir. Bu operasyonu  İspanyol istihbaratı ile beraber yürütüyoruz ve onlarla beraber aynı anda çift taraflı bir baskın yapacağız.” 


“Silahların yerini ve şifreyi hatırlıyorum.” 


Barış abi eliyle çenesini ovuşturdu “Onlar bunu biliyor mu?”


“Bilmiyorum.” 


“Ne yapmayı düşünüyoruz?” dedi Turan.


“Oraya gitmek zorundayız.” dedim hiç düşünmeden. Sarp’ın bedeninin anında kasıldığını hissettim. “Ben size silahları yerini söylerim böylece siz onlardan önce silahlara ve şifreye ulaşmış olursunuz. Biz onunla görüştüğümüzde ise pusuya düşürebiliriz.”


“O kadar kolay olacağını sanmıyorum. Tek gelmeyeceğine adım gibi eminim, Sizi tuzağa düşürecekler.”


Omuz silktim “Belkide biz onları tuzağa düşürürüz.”


“Zaafınızla oynayacak.” dedi Turan.


Bu durumda sessiz kaldım çünkü bunun bende farkındaydım. Herşeyi kaybetmiş gibi gözükebilirdim ama elimde kalan tek bir şey kalmıştı. Sarp. Oğluna kıyar mıydı? Karısına kıyan oğluna kıyamaz mı sanıyorsun Deren? Sarp’ın kucağına tamamen çıkıp iyice ona sokuldum. Ortamda ölümcül bir sessizlik oluşurken herkes bu oyunun sonu nasıl olacak onu düşünüyordu. 


“Bu konuyu yarın daha detaylı konuşuruz. Bugün uzun bir gece oldu.” diyen Barış abiydi. 


“Bend gideyim Şeyma’nın haberi yok olanlardan.”


“Turan.” diye seslendim kafamı gömdüğüm yerden kaldırırken “Şeyma bugün olanları bilmesin.” başını sağa yatırırken kafasını salladı. 


“Abi artık bu işte bende seninleyim. Beni yanında itmezsin değil mi?” diye sordu Ufuk. Sarp bir şey demedi ama Ufuk onu anlamış olacak ki en sonunda kapı kapandı.


Sarp beni kucağında indirirken elimi elinin arasına aldı “Hadi yatıralım seni.” dedi sakin bir sesle. Kafamı sallayıp bir çocuk gibi onun peşinden gittim, odaya girdiğimizde beni yatağa yatırdı ve üstümü örttü. Alnımda hissettiğim dudaklarıyla gözlerimi kapattım. “Sarp.”


“Uyu bebeğim.” 


“Sen?”


“Geleceğim.” geri çekildi ve odadan çıkarken ışığı açık bırakıp gitti..


🩰





 SARP ÇELİKER.


Kemerine sabitlediği silah çıkarıp masanın üzerine koydu. Karşısında bağlı olarak oturan adam Eray’dan başkası değildi. Açıkcası onlar için Eray’ı bulmak o kadar da zor olmamıştı. Mesaj atılan telefon sinyali onun kaldığı otelden geliyordu. Elbetteki bunun bir oyun olduğunun farkındaydılar ama yine de ellerine bir kişinin bile geçmesi bir avamtajdı. 


“Şimdi.” derken üzerindeki gömleğin kollarını katladı. “Sen mi bana her şeyi anlatırsın yoksa ben mi sana anlattırayım.”


Eray zorlukla yutkundu “Bildiğim herşeyi o gün Deren’e anlatmıştım.” dedi rahat bir sesle lakin içten içe oda korkuyordu. Maçlarda adamı ringe gömen adam onu da buraya rahatlıkla gömebilirdi.


Sarp’ın bakışları Turan’a değdi “Sen buna inandın mı Turan?” dediğinde Turan’ın bakışları alaylı bir hal aldı ve dilini damağına vurup cık sesi çıkardı. “Bende inanmadım.” yumruğunu Eray’ın yüzüne geçirdi. Yüzünü iyice Eray’a yaklaştırdı “Tekrar sorayım mı? Ama sana baştan söyleyeyim sabırlı bir adam değilim. Kibar bir adam hiç değilim.” 


“Ne öğrenmek istiyorsun?”


Cevabı oldukça netti “Herşeyi. Başta kim var? Sıradaki kim? Ve Deren’den gerçekten ne istiyorlar?” bu işin artık sadece silah ve şifrelerle alakı olduğunu düşünmüyordu. Başka bir şey vardı, hemde çok başka birşey.


“Bilmiyorum! Ben sadece Koray’dan iş aldım. Bana ne söylediyse onu yaptım, birde Salim amcaya yardım ettim. Deren’i kaçırmamızı istediğinde-” yüzüne bir yumruk daha yedi “Onun ismini o sikik ağzına almayacaksın.” dedi dişlerini sıkarak. Eray zorlukla kafasını sallarken devam etti “Adamlara konumu verdim, işleri bittikten sonra onu geri aldım. Bu kadar gerçekten bu kadar.”


“Ne için yaptın?”


“Para”


Kenara koyduğu silahı alıp Eray’ın kafasına dayadı “Başka?”


“Lütfen beni öldürme! Bak sana yalvarıyorum” kulağında Deren’in onu öldürmesi için yalvardığı sesi geldi. O bu adama acımazdı, kendine bir söz vermişti, geri adam atamazdı.


“Başka!” dedi yüksek sesle. 


“Deren’i yıllar önce bırakmamı Salim amca istedi. Ailemle tehdit etti bende kabul ettim. Her şeyin farkındaydı en başından beri, onu tekrardan sattı. Onu bir an bile yalnız bırakmasan iyi edersin, babasını onu tekrardan sattı.” bunları söylerken her şeyden pişman gibiydi.


“Kime sattı?”


Ona.” Antonio Fernandez 


“Ne zaman? Ne olacak?”


“Benden başka bir şey duymayacaksın.” dediğine silahın emniyetini çekti “Benden başka bir şey öğrenemeyceksin.” bakışları Sarp’a çevrildi “Öldür beni!” silah büyük bir gürültüyle patladı. Eray’ın kafası öne düştüğünde Sarp duygusunuz bakışlarını önün üzerinde gezdirdi. 


“Onun canını yakanın canını alacağımı söylemiştim.” arkasını dönerken elindeki silahı Turan'a verdi. “Yarın 

o yerde hiçbir sorun istemiyorum. Bu olay şimdilik ikimizin arasında.”


“Bilmesi lazım.”


“Bilecek.” deid düşünceli sesle 


“Zamanı geldiğinde.”


🩰



DEREN SİLDAY 


Dizlerimi karnıma çekmiş kollarımı ise bacaklarıma dolamış bir şekilde bir kaç saattir Sarp’ın geri gelmesini bekliyordum. Güneş neredeyse doğmak üzereydi ama o hala gelmemişti. İşi uzamıştır Deren panik yapma. Aramak istiyordum ama hem onu kırdığım için hemde yine aynı fotoğrafı görürüm korkusuyla buna cesaret edemiyordum.


Dış kapının açılma sesini duyduğumda hızla oturduğum yerden kalktım ve odadan çıktım. Bakışlarım darmadağın olan Sarp’ın görüntüsüyle bozguna uğradı. Ona doğru ilerlediğimde kollarımı açıp ona sarılacakken beni eliyle engelleyip buna müsaade etmedi. Ona sarlmamı istmeyecek kadar mı kırmıştım onu. Belki bencilceydi ama şuan kalbim kırılmıştı. “Hayvan gibi sigara içtim.” dedi yorgun sesiyle. “Önce duş almam lazım, sana zarar vermek istemiyorum.” 


“Peki.” dedikten sonra ben önden odaya girdim, onun gölgesi ise beni takip etti. Odaya girdiğimizde hiç vakit kaybetmeden eşyalarını alıp banyoya girdi. Sıkıntılı bir nefes alıp yataktan aşağı sallanan yaralı bacaklarıma baktım. Gerçekten vasat durumdasın Deren. Su sesi kesildi ve kapı açıldı. Onun bana yaklaşan adımlarını duyduğumda kafamı kaldırmadım. Benim önümde diz çöktüğünde ellerimi ellerinin arasında aldı. Dudaklarını parmak uçlarıma bastırdı.


“Özür dilerim. Öyle söylemek istemedim, yani öyle söyledim ama bunlar doğru değildi.” dudakları hala parmak uçlarımdaydı. Bir elimi elinden kurtarıp ıslak saçlarına geçirdim. “Beni affedecek misin?”


“Ben sana hiç küsemem.”


“Küstün sonra da gittin. Ve buna hakkın var bunu biliyorum.” bu sefer kendimi haklı çıkarmak için tek kelime etmeyecektim. Bu sefer dibine kadar haksızdım. 


“Kendini affettirmek mi istiyorsun?” 


Hızla kafamı salladım. “Sarıl o zaman sevgiline.” dediğinde hiç vakit kaybetmeden kollarımı boynuna doladım. Çöktüğü yerden kalkıp kollarını belime sardı. “Sana bir şey söylemem lazım. Bunu duyduktan sonra benden nefredebilir  ve tiksinebilirsin.” kafamı geri çekip sorgulayan bakışlarla ona baktım. “Ama söylemeden önce biraz daha sıkı sarıl.” 


Kaşlarım anında çatıldı. Bana söyleyeceği şeyden sonra ona bir daha sarılmayacağımı düşünüyordu ve kesinlikle aptaldı. “Hayır.” dedim keskin bir sesle. “Öğreneceğim hiçbir şey beni senden soğutamaz o yüzden söyle.”


“Eray’ı öldürdüm ve bundan hiç pişman değilim. Sadece benden öğren istedim.” boynuna dolanan kollarım gevşedi. Geri çekilip ona baktım. Ne söylemem lazımdı?


Hak etti.

Onu ben öldürecektim.

Kimse ölümü hak etmez.


“Tamam.” dedim sadece. “Sana bir şey söyledi mi?” diye sorduğumda sessiz kaldı. “Ne söyledi?” buna cevap vermedi. Derin bir nefes alıp verdim “Peki. Yarın bunun son iş olacağının farkındasındır umarım. Ve ben bu şeyi onlardan öğrenirsem işte o zaman sana bir daha nasıl sarılırım bilmiyorum.” bu bir tehdit değildi bu sadece bir uyarıydı. Çünkü biliyordum, düşmanımın bana söylemesi Sarp’ın söylemesinden daha çok canımı yakacaktı.


“Seni bir daha yıkmayacağım. Dün yaşananlardan sonra olmaz.”


“Eğer anlatmazsan yıkılırım.”


“Yapamam. Bir kez daha o kelimeleri duymaya göze alamam.”


“Korkaksın.” dedim yüksek sesle. “Bunu bana yapamazsın. Söyle!”


“Yapamam!” derken bu sefer sesi hiddetliydi. “Sen, seni öldürmem için bana yalvardın. Bu nasıl bir yük bunun farkında değilsin, bunun yaşanmasına bir daha izin vermeyeceğim.” yanımda oturduğu yerden kalktı “Onlar söylerse yıkılmaman için yanında olurum ama seni yıkan olmayacağım.”


Onun üzerinde ağır bir hasar bırakmıştım, “Tamam sana güvenmeyi seçiyorum.”


“Biraz hava almaya gideceğim.”


“Daha yeni geldin.” kafamı umutsuzca yana eğdim. “Bana söylüyorsun ama sanki benden kaçan, uzaklaşan sensin. Aramıza tekrardan duvarlar örüyorsun.” bende oturduğum yerden kalktım. “Yalnız kalmak istiyorsan söylemen yeterli, ben yan odada yatıyor olacağım.” 


“Yalnız kalmak istemiyorum.” dedi net bir sesle. “Korkuyorum Deren! Görmüyor musun seni kaybedeceğim diye ödüm kopuyor, aklım çıkıyor.” yüzümü ellerinin arasına aldı “Seni kaybedemem. Seni kaybetmek istemiyorum.”


Bakışlarım anında yumuşadı, ellerimi ellerinin üzerine koydum “Beni kaybetmeyeceksin.” ona yaklaşıp çenesinden öptüm. “Beni hiç bale yaparken görmüş müydün?” diye sordum birden.


“Bir kaç kez ama hep sahnedeyken.” kafasını yana eğdi “Bugün sadece benim için dans eder misin?” 


Kafamı salladım “Ederim.” geri çekildiğimde dolaba ilerleyip Sarp’ın benim için aldığı kırmızı pointleri çıkardım. Onları hiç giymemiştim, hep özel bir anda giyeceğimi düşünmüştüm ve bu andan daha özel bir an olamazdı. 


Sarp yatağın karşısındaki koltuğa oturmuş bana bakarken ben yere oturmuş büyük bir itinayla pointlerimi giyiyordum. Bağlarını yaralarıma dikkat ederek sıkıca bağladım ardından ayağı kalktım. Bir çok kez sahnede onca insanın önünde dans etmiştim ama bu en gerici olanıydı. Karşımda sadece bir kişi vardı ve o kişinin büyük ihtimalle bale hakkında hiçbir bilgisi yoktu. Yine de kalbim deli gibi atıyor ellerim titriyordu.


Derin bir nefes alıp kendimi toparladım. Parmak uçlarımın üzerinde durduğumda elim iki yana açık duruyordu. Bir kaç adım öne gittim ve kollarımı bacaklarıma uyumlu bir şekilde haraket ettirdim. Sağ bacağımı öne doğru atıp vücudumun bütün ağırlığını o tarafa verdim ve sağa doğru eğildim. Sol ayağımı yarım daire olacak şekilde çevirdim ardından vücudumu düzelttim.


Kollarımı bu sefer yukarı kaldırdım ve üç kere kendi etrafımda döndüm. Saçlarım dönmenin etkisiyle açıldı ve omuzlarıma döküldü. Oldukça karşıda beni izleyen nişanlıma bakmamaya çalışıyordum. Ona bakarsam dikkatim dağılırdı ve dengemi kaybederdim.


Olduğum yerde dizlerimi kırıp bir kez aşağı yukarı yaptım ve sağ ayağımı kaldırıp bacağıma yasladım. Sağ ayağımı tekrardan havaya kaldırdığım sırada onun acı kahve gözlerine kaydı gözlerim. Onun gözünü bile kırpmadan beni izlerken görmek kalbimin teklemesine neden oldu. Anlık dengemi kaybetmemle onun yerinden kalkması ve beni tutmak için benimle yere düşmesi bir oldu. Teknik olarak ben onun üzerine düşmüş oldum.


“Dikkatimi dağıttın!” diye isyan ettim. Çevik bir hamleyle beni altına aldı, gözlerini kısarken göz bebeklerinin büyüdüğünü fark ettim. Kendini zor tutuyormuş gibi sık sık nefesler alıyordu.


“Sikeyim!” dedi hiddetle.


Ne oluyordu?


“Sarp?” ismi hava karışırken yüzüme iyice yaklaştı. “Sadece dans ederek beni tahrik edemezsin chica guerrera.” dudaklarım kıvrılırken kolum onun boynuna dolandı. “Seni tahrik mi ediyorum?” kesinlikle şuan sınırlarıyla oynuyordum.


“Yapma.” dedi dişlerini sıkarak. “Kendimi tutamayacağımı biliyorsun. Şuan hissettiğin şey seni istiyor.” alnını alnıma yaslayıp gözlerini kapattı. Göğsüm heyecanla çarparken dudaklarını dudaklarıma dokunurdum. Belki de bunu yapmamalıydım.


“Neyse ki ben her zaman ne istediğini bilen bir kadınım.” diye meydan okudum.


Gözleri anında açıldı “Ne istiyormuşsun?”


“Bence biliyorsun.”


“Korunmalıyız ama şuan yanımda yok.” ilk defa bana bu kadar açıktı. Bir çocuk istemiyor muydu? Bu düşünce kalbimin sıkışmasına sebep oldu.


“Bu savaşta çocuk sahibi olmak çok akıllıca olmayabilir. Bizde çok akıllı sayılmaz.”


“Deren.” 


Bakışlarımda anlayış vardı “Doğum kontrol hapı kullanırım.” ellerimi saçlarına geçirdim “Şimdi bu işi bitirelim.” bu onun için son damlaydı. Dudaklarını dudaklarımın üzerine kapandığında eli bel oyuntumdaydı. 


“Bacaklarını belime dola.” dedi boğuk bir sesle. 


“Bacağın-”


“Sikimde bile değil bacaklarını belime dola Deren.”


“Çok küfür ediyorsun.” diye kızdım ona. Ben kucağındayken beni yatağa bıraktı ve sırtım yatakla buluştu. Dudaklarında muzip bir gülüş oluştu “Birkaç dakika içinde seninde edeceğine eminim.” 



Adım adım finale yaklaşıyoruz 🤧🤧🤧 o kadar duygusalım ki bitmesin diye yazmak istemiyorum.

Visal site ve wattpadin toplamında 38 bin okunmaya ulaşmış çok teşekkür ederimmm


Umarım bölümü beğenmişsinizdir istediğiniz sahneler olursa yorumlara veya bana instagramdan yazabilirsiniz sizi çok seviyorum kocaman öpüyorum.

Haftaya cumartesi yeni bölümde görüşelim


11/10/2025

Yorumlar

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar