Nitelikli
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
V. 22.PERDE
"Bir kere teslim olduğunuzda, tebrikler
artık sonsuza kadar mahkumsunuz."
Belki - Dedüplüman
Ben seni çok sevdim -Cem Adrian
BU KİTAPTA GEÇEN BÜTÜN OLAY VE KARAKTLER TAMAMEN
HAYAL ÜRÜNÜDÜR HİÇBİR ŞEKİLDE GERÇEKLİĞİ YANSITMAMAKTADIR.
Ig/sesimiziduyuramadik
Tt/sesimiziduyuramadik
X/ruhunlasavass
Bölüm sonu yorumlarda buluşalım ballarım.
İLAHİ BAKIŞ AÇISI
“NE DEMEK DOSYALARI ÇALDILAR.” diye adeta kükredi Antonio. Ayhan’ın başı öne düşerken, düşündüğü tek şey canının alınıp alınmayacağıydı.
“Bizde bilemedik efendim..” derken sesi kısıktı. Elektrik kesintisinden sonra direkt olarak odasına gitmişti lakin herşey için çok geç olmuştu.
“Hepiniz beceriksizin tekisiniz!” derken belinden silahını çıkarıp Ayhan'ın kafasına doğru sıktı. Ayhan alnında bir delikle yere yığılırken diğerleri sadece ibret alarak izliyordu. Bu bir uyarıydı eğer başarısız olursanız, canınızdan da olursunuz.
Kafasıyla adamı götürmelerini işaret ettikten sonra “Herkes dışarı çıksın.” dedi Antonio sert bir sesle. Herkes teker teker dışarı çıkarken sadece Koray kaldı. “Sende herkese dahilsin Koray.”
“Efendim, bana izin verin.” dediğinde bir adım daha yaklaştı. “Yirmi dört saat içinde kızı size teslim olacak hale getireyim” dedi. Sesi kararlı ve netti. Eğer başarısız olursa ne olacağının da farkındaydı lakin hayatında hiç başarısız olmamıştı. Onu kendi ayağına getirecek daha sonra ise işini bitirecek.
“Başarısız olursan.”
“Olmayacağım.”
“Senden birini daha getirmeni istiyorum.”
“Tabi efendim.”
Bakışları Koray’ın üzerine sabitlendi “Sarp’ı da getirmeni istiyorum. İkiside canlı olacak.”
🩰
DEREN SİLDAY
İki kişi bir olduğunda hayat artık gözünüze daha farklı gelmeye başlıyordu. İki kalp bir olduğu zaman artık kalpleriniz beraber atmaya başlıyordu. Bunu hissedeceğimi hiç düşünmemiştim ama işte yine aynı noktadayım. Yine en başındaydım, onun kollarının arasında elim onun çıplak göğsünün üzerindeydi. O uyuyordu ben ise alttan alttan onu izliyordum.
Dün gece beraber olmuştuk.
Bunu ben istemiştim. Pişman mıydım? Hayır. Sadece tuhaf hissediyordum, onun bütün hücreleri benimkine geçmiş kanı kanıma karışmış gibi hissediyordum ve bu hayatımın en güzel hislerinden biriydi. Uzun zamanda öyle olacağına emindim.
“Beni izlemeyi seviyorsun herhalde.” uykulu sesini duymamla yüzümde küçük bir tebessüm oluştu. Gözlerini aralayıp bana döndü “Günaydın.”
Elimle yeni çıkmaya başlayan sakallarını okşadım “Günaydın.” dedikten sonra yattığım yerde doğruldum. “Sana kahvaltı hazırlayacağım.” dedim birden. “Beraber huzurlu bir kahvaltı yapalım.”
Eli direkt askılı body atletimin açık bıraktığı yaramın üzerine gitti “Kendini yorma. Dışarda yapabiliriz.”
“İstiyorum.” dediğimde daha fazla üstelemedi. Yataktan çıkıp kıyafetlerimi de alıp banyoya ilerledim. Hızl bir duş aldıktan sonra üzerime gri askılı triko bir elbise giydim ve saçlarımı salaş bir topuz yaptıktan sonra kahküllerimi düzelttim. Aynadan kendime baktığımda ise yüzüme biraz da olsa renk geldiğini fark ettim.
Bu adam bize yaradı sanki Deren.
Banyodan çıktığımda ise Sarp’ın elinde bir dosyaya baktığını gördüm. İstemsizce gerilirken ona yaklaştım ve dosyayı elinden alıp komidine koydum. “Biraz da olsa uzaklaşmak iyi gelir.” dedim.
Onun bakışları ise benim üzerimdeydi “Hava soğuk.” dedi düşünceli bir sesle. “Üşüyeceksin.”
“Üşümem. Ev sıcak zaten.”
Kafasını salladıktan sonra yataktan çıktı, yanımdan geçerken dudakları şakağımı buldu daha sonrasında ise yanımdan uzaklaşıp banyoya girdi. Yüzümde hafif tebessümle odadan çıktım. Kahvaltıyı hazırlamak için mutfağa geçtim ve yapabileceğim en hızlı şey olarak yumurtalı menemen yaptım. Kahvaltılıkları da masaya koyup Sarp çayı pek sevmediği için meyve suyu koydum.
Masaya oturduğum anda Sarp’ında içeri girdiğini fark ettim. Üzerinde siyah bir tişört ve altında ise yine siyah bir kot vardı. “Hep çok düz giyiniyorsun.” dedim karşıma oturduğu sırada.
Ekmeği menemene bandırırken alttan alttan bana baktı “Yanarlı dönerli mi giyinmememi isterdin sevgilim?” dediğinde kaşlarımı çattım. “Öyle mi dedim ben!” diye çemkirdim.
Ağzını yuttuktan sonra tamamen bana odaklandı “Ne dedin yavrum anlat dinliyorum.”
“Biraz renkli giyin.”
“Pembe gibi mi?” derken yüzünü buruşturuyordu.
Bir an onu pembe takımla hayal edince istemsizce güldüm “Yakışırdı.”
“Kusucam.”
“Lacivert gibi, ya da gri, ya da beyaz.” omzumu silktim. “Ne bileyim ya öyle düşündüm sadece.” dedikten sonra yemeğime devam ettim.
“Barış denen komiser ile iletişime geçtim. Bugün bizimle bağlantı kuracak.”
“Ondan önce Lara ile görüşmem lazım.” dediğime göz ucuyla bana baktı “Bende geliyorum.”
İtiraz etmenin gereksiz olduğunu bildiğim için kafamı salladım ve kahvaltıya devam ettim. Kahvaltımız bittikten sonra masayı toplayıp evden çıktık. İyi ki üzerime trenç almıştım çünkü hava hafif esiyordu. Arabaya bindiğimizde aklıma gelen şey ile hızla ona döndüm “Senin doğum günün ne zaman?” diye sordum heyecanla.
Anlık duraksadığını hissettim lakin bakışlarımı ondan çekmedim sessizliği devam edince “Hadi ya söylesene.” diyerek ısrar ettim.
“27 Eylül.” dedi önemsiz bir şeyi söylüyor gibi.
“Az kalmış.” dedim.
“Önemli bir gün değil. Hiç kutlamıyorum ve bundan sonra da kutlamayı düşünmüyorum..” dediğinde yine onun yerine canım yandı. Kim bilir kaç doğum gününü böyle boş ve değersiz hissederek geçirmişti.
“Neyseki artık ben varım. Benim için önemli.” dedim sesimin neşesini yüksek tutmaya çalışarak. “Senin içinde olduğun her şey benim için önemli.” bir söyleyecek gibi oldu ama daha sonrasında dudaklarını birbirine bastırıp sustu ve elimi avucunun içine aldı.
Lara ile buluşacağımız kafenin önüne geldiğimizde Sarp arabayı park etti ve arabadan iki silah çıkardı. “Bunlar ne için?” diye sordum anlamaz bir şekilde.
“Onlara zerre güvenim yok.” dedi direkt ve silahın birini beline sıkıştırırken diğerini de tereddütle bana verdi “Sana bu siktiğimin silahını vermekten hoşlanmıyorum ama buna mecburum.” dediğinde hiç tereddüt etmeden silahı trencimin iç cebine sakladım.
“Sorun yok.” dedikten sonra ona uzanıp yanağından öptüm “Ne olursa olsun bir kere bu yola girdik bu yüzden artık dönüş yok. Kendini suçlama.” elim yeni kısalttığı sakalarının üzerindeydi “Tamam mı?”
Derin bir nefes alırken kafasını salladı ardından arabadan çıkıp el ele içeri girdik. İçeri girdiğimizde gözüm Lara ve Koray’a ilişti. Ona gülümserken onların olduğu masaya oturduk. “Deren!” dedi heyecanla.“Hoşgeldiniz.” dediğinde sesinin titremesine şahit oldum. Bakışları tedirgin duruyordu “İyi misin Lara?” diye sorduğumda hızla kafasını salladı.
“Sadece biraz üşütmüşüm.” dedi lakin sesi pek inandırıcı değildi. Bir şeyler olduğu kesindi ama korkuyor gibiydi. Bunu Sarp’ında fark ettiğini biliyordum. “Sen nasılsın?” diye sordu.
“İyiyim. Küçük bir tatile gitmiştik, daha sonra maçlar için İspanya’ya uçtuk. Şimdi ise buradayız, çok yakında düğün yapmayı planlıyoruz.” bu ara çok düğünden bahsediyorsun Deren.
Lara bakışlarını kaçırırken istemsizce kaşlarım çatmak zorunda kaldım “Koray.” dedim bu sefer. “Lara pek iyi değil sanırım.”
“Doğru.” dedi Koray sert bir sesle. “Değil.” dediğinde eli Lara’nın masada olan elinin üstüne kapandı. “Biz ikinci bir bebek bekliyoruz bu yüzden biraz rahatsız. Çok fazla midesi bulanıyor.”
Gülümseyerek kafamı salladım ama bunun gerçekliğini sorguluyordum. Lara’nın bakışları hasta gibi değil korkulu gibiydi. “Tebrik ederiz.”
“Teşekkür ederim.” dedi Lara.
“Bir şeyler mi sipariş versek?” Koray hemen konuyu değiştirdi.
O sırada Sarp araya girdi “Koray seninle maçlar ile alakalı bir şeyler söylemem lazım. Hanımlar burada sipariş versinler.” dedi.
“Burada da konuşabiliriz.” dedi anında Koray.
“Hanımların yanında olmaz. Bunu sende biliyorsun.”
“Doğru.” dedikten sonra bakışları Lara’ya döndü. “Ben birazdan döneceğim hayatım.”
Bakışlarım Sarp’a döndü, bana yaklaşırken dudakları kulağımın dibinde durdu. Bizi gören biri onun benim boynumu öptüğünü sanabilrdi. “Bir şeyler ters gidiyor. Bir şey olursa arabayı al ve git.” dediğinde eli cebime gitmişti, büyük ihtimalle arabanın anahtarlarını oraya koymuştu.
“Asla.” dediğime o çoktan geri çekilmişti.
Sarp Koray’laberaber dışarı çıkarken benim bakışlarım direkt Lara’ya döndü. “Lara herşey yolunda mı?” diye sorduğumda o sadece masanın üzerinden kollarını bana doladı ve kulağıma yaklaştı. “Her yerde adamlar var buradaki çoğu kişiler onların adamları.” diye fısıldadığında benim bakışlarım etrafa döndü. Bize bakan bir kaç kadın ve adam gördüğümde ise bakışlarımı hemen onlardan çektim. Lara’ya bana daha sıkı sarıldı.
“Kim bunlar?”
“Kaç.” dedi sadece bana ve geri çekildi. Herşey anlıktı, masanın üzerinden atlayıp kolumla Lara’nın boynunu sıkıştırdım ve silahı alnına dayadım. Lara hiç çırpınmazken ne yapması gerektiğini bilmediği açıktı. Aynı anda bütün silahlar bana doğrultuldu. “Gitmeme izin vereceksiniz!” dedim yüksek sesle. “Yoksa olacaklardan ben sorumlu değilim.”
Adamların bakışları Lara’ya çevrilirken Lara “İndirin.” dedi. “İzin verin gitsin.” adamlar silahlarını indirdi ben ise Lara ile beraber kafeden çıkmak için yürümeye başladım. Elimdeki silah onun kafasına dayalıyken adamların bir şeyler yapmayacağından emin olmaya çalışıyordum. “Cebimden anahtarı al.” dedim Lara’ya kafeden dışarı çıkarken. Lara cebimden anahtara uzanıp bana doğru uzattı “Canını yakıyor muyum?” diye sordum ona. Her ne kadar onun hakkında bile şüphelerim olsa da beni uyarmıştı bu yüzden onun canını yakmak istemiyordum. Arabanın kilidini açtıktan sonra Lara’yı bırakacakken arkamdan gelen sesi duydum “O kadar acele etme Deren.”
🩰
YAZARIN ANLATIMIYLA
Sarp ve Koray dışarı çıkarken binanın arkasında doğru yürüdüler. İkiside ilk önce kimin açık vereceğini bekliyordu. “Maçlar nasıl gidiyor Çeliker?” diye sordu Koray. “Bayağıdır katılamadım.”
“İyi.” dedi sadece Sarp. “Yakında bir maç daha olacak.”
“Katılamayacak olman ne kadar yazık.” derken Sarp’ında beklediği gibi ilk hamleyi yapan Koray oldu. Silahını belinden çıkarırken karşısındaki adama doğrulturken aynı anda Sarp’ta belindeki silahı çıkartıp ona doğrulttu. “Sonunda gerçekten tanışıyoruz değil mi Çeliker.”
“Ben hala aynı kişiyim Altun. Senin ise çoktan nasıl bir it olduğunu biliyorum.” dedi düz bir sesle. “Sen korkak piçin teki olduğun için bunu sakladığını sanman büyük aptallık.”
Koray bunlardan hiç etkilenmemiş gibi otuz iki diş gülümsedi, halbuki şu an karşısındaki adamı öldürmek istiyordu. Normal şartlarda bunu yapardı ancak yaşamak istiyorsa bu adamı canlı götürmek zorundaydı. “Çok yakın dostunda bunu söylerdi.” dedi gevşek gevşek. “Şimdi nerede peki?” kafasını yana yatırdı. “Ah!” dedi üzülüyormuş gibi yaparken “Yoksa bir şey mi oldu?”
Sarp bu sözleri onu tahrik etmek için söylediğinin farkındaydı. Çenesini öyle bir sıkıyordu ki sanki dişlerini kıracaktı. Yinede metanetini korumaya çalıştı, Deren’in kaçmak için zamana ihtiyacı olacaktı. Zeki bir kadındı ve bu zamana kadar çoktan bir şeyler olduğunu anlayıp gitmiş olması lazımdı. “Seni gebertmeyeceğim. Acı çekmeni sağlayacağım, seni diri diri parçalayacağım.”
“Her neyse.” dedi Koray silah olmayan elini sallarken “Ben sıkılmaya başladım şimdi o elindeki silahı bırakta ben nişanlının canını bağlayayım.”
İşte bu nokta da kan beynine sıçardı Sarp’ın “Tek tel saçına bile zarar gelirse, hiç doğmamış olmayı dilersin Koray.” dediğinde ensesindeki soğuk namluyu hissetti.
Ölüme bir nefes kala…
“Şimdi indir o silahı Çeliker. İndir ki seni babacığına kavuşturayım.”
Bir şey söyleyecek oldu ama onun yerine elindeki silahı yere fırlattı “Yürü.” dedi Koray. İçi alev alev yandı ama konuşmadı, işin ucunda Deren’in olma ihtimali bile ona diz çöktürdü. Binanın önünde durduklarına onu gördü, kolunu Lara’nın boynuna dolamış diğer koluyla ise silahı tutuyordu. Ona silah vererek iyi halt ettin oğlum diye geçirdi içinden. Bu çamura bulaşması yetmezmiş gibi birde sevdiği kadını da kendiyle beraber dibe gömüyordu, onu da kendi karanlığına çekiyordu.
“O kadar acele etme Deren.”
Deren hızla arkasını dönerken bakışları Sarp’ı görmesiyle sekteye uğradı. Lara’yı daha fazla kendine çekti ve silahı kafasına iyice dayadı.
Yapma dedi içinden Sarp.
Koray karısına bir şey olma endişesiyle kalbi kasılırken ifadesini asla bozmadan devam etti. “Lara’yı bırak.” dedi sert bir sesle.
Deren bakışları daha da keskinleşti, “Sarp’ı bırak!” gözleri Koray’ın üzerindeyken adeta sesi boş sokakta yankılanmıştı. Bu kadar tenha bir kafeye geldiğinde ne olduğunu daha önce anlamalıydı.Kalbi deli gibi atıyordu lakin yine de geri adım atamazdı. Teslim olmak demek ömür boyu mahkum olmak demekti.
Koray gülümsedi sadece “Bunun olmayacağının farkındasın küçük hanım. 10’a karşı birsin.”
“Beni ilgilendirmez. Karını öldürdüğümde kaç kişi olduğun önemli olmayacak, beni ya da Sarp’ı öldüremezsin,” bakışları daha da keskinleşti “bize ihtiyacın var.” dediğinde Koray karşındaki kadının haklı olduğunun farkındaydı. Karısının ölümünü göze alamazdı, örgüt aileden önce gelir derlerdi ama Koray için aile hep önce gelirdi.
“Tamam.” dedi “Bırak Lara’yı.”
“Silahları yere bırakın daha sonrasında değiş tokuş yaparız.”
“Aptal mı sanıyorsun sen beni?” dedi sinirle Koray. “Sana neden güveneyim?”
“Çünkü ben katil bir piç değilim, masum insanları öldürmüyorum. Ayrıca bana güvenmekten başka şansında yok.”
Koray çaresizdi, hem de ilk defa, “İndirin silahları!” diye emretti adamlarına. Adamlar silahları yere bırakırken Koray’da yere bıraktı. Sarp rahat adımlarla Deren’e ilerlerken Deren arabanın anahtarını Sarp’a verdi. Sarp hızla arabaya girerken Deren kapıyı açtı “Karımı gönder!” diyen sesini duydu Koray’ın.
Dediğini yaptı Lara’yı hızla bırakırken arabaya bindi. Koray hızla sendeleyen karısına doğru ilerledi “Hayatım iyi misin?” dedi tedirgin bir sesle. Lara kafasını sallarken boynunu Koray’a doladı. “Geçti birtanem.”
Karısını kollarının arasında tutarken adamlarına işaret verdi “Onları takip edip bana bulun. Canlı istiyorum.”
🩰
Kalbim ağzımda atarken bakışlarım sürekli olarak arkaya gidiyordu. “Nereye gidiyoruz?” diye sordum korkuyla.
“Bilmiyorum.” dedi Sarp. “Muhtemelen takip ediliyoruz.”
Kalbim korkuyla çarpmaya başladı “Sensiz bir yere gitmeyeceğim.” dedim direkt. Kafamda eski senaryolar canlanıyordu ve bu korkudan kafayı yememe sebep olacaktı. Tekrardan birini daha kaybetmeyi göze alamazdım. Ellerimi başımın arasına alıp sakinleşmeye çalıştım sorun yok Deren, aynı şeyler bir daha yaşanmayacak.
“Hey bana bak.” diyen boğuk sesini duydum Sarp'ın. Kafamdaki sesler o kadar yoğundu ki onu zar zor duyabilmiştim. “Deren!”
“Biraz sessiz ol.” dedim hemen. “Düşüncelerden kurtulmaya çalışıyorum.”
Bir elini elimin üzerinde hissettiğimde kafamdaki sesler aniden durdu ve kafam kaldırıp onun acı kahvelerine baktım. “İyisin. iyi gidiyorsan ve seni asla bırakmayacağım. Bunları düşünme bunların kafanda yer edinmesine izin verme.”
“Nasıl olacakmış o?”
“Başka şeyler düşünerek.” derken bakışları yola döndü.
Gözlerimi kıstım “Nasıl şeyler?”
Göz ucuyla bana baktı. “Mesela dün gece olanlar gibi şeyler olabilir.” dedi muzip bir şekilde.
Gözlerim kocaman açılırken yanaklarım yanmaya başladı ve bana göre sert bir şekilde omzuna vurdum. “Pisliksin ya!”
“Hiç de bile sadece bir öneriydi ve işe yaramış da benziyor.” sesinde hafif bir başardım tınısı vardı. Onun bu haline güldüm sadece, elimi elinin üzerine koyup kalbimin onun için delice atışını dinledim.
“Seni çok seviyorum, bunu her zaman biliyorsun değil mi?”
“Biliyorum. Çünkü biz artık tek değil biriz ve bende senin gibiyim.” sözleri havada asılırken yana doğru savrulduk. Dudaklarımdan çıkan çığlıkla beraber sanki kaburgalarım eziliyormuş gibi hissettim. Araba kaç takla attı ya da kaç dakika sürüklendi farkında varamadım. Araba durduğunda hissettiğim tek şey acı ve Sarp’ın üzerime kapanmış bedeniydi. Dudaklarımdan zoraki bir nefes verirken görüşümü netleştirmeye çalıştım. Başım zonkluyor, kalbim sıkışıyordu. Ölüyor muydum? “Sarp.” diye mırıldandım zar zor lakin sesimin ona ulaştığından bile emin değildim. Kalbim atıyor muydu? Ağlama hissi üzerime hücum ettiğinde gözlerimden bir kaç damla yaş şakağıma doğru gitti. Olduğum yerde hareketlenmeye çalıştım lakin sadece avucumda onun elini hissettim. Yaşıyor muydum?
Ciğerlerim nefes almayı reddederken artık üzerimde onunda varlığını hissetmiyordum. Burada değil miydi?
“Deren.” derinlerden gelen sese odaklanmaya çalıştım fakat bunu da yapamadım. Kafam allak bullaktı, birkaç dakikalığında gözlerimi kapattım daha sonrasında yine açtığımda görüşüm biraz daha netti. Elimin arasında olan elin varlığını tekrardan hissettiğimde bakışlarımı yana çevirdim.
Oradaydı, kafasından aşağı akan kanı zar zor seçebildim. Eli hala elimdeyken kapının kulpunu zorluyordu. “Sarp.” dediğimde anında bana döndü. Her ðeyi daha yeni idrak etmeye başlıyordum, araba ters dönmüştü ve biz altındaydık. Gözlerimden yaşlar hızla boşalmaya başlarken her sarsılmada canım daha çok yanıyor ve daha çok ağlıyordum.
“Deren.” dedi hemen bir elini yanağıma koyarken. “Çıkacağız şimdi tamam mı?” hava birden soğumuş ve biz o fırtınanın içinde kalmış gibiydik. Kafamı salladım ama yine de ağlamamı durduramıyordum.
“Sen… iyi..misin?” diye sordum zorlukla.
“İyiyim.” bakışları tekrardan kapının koluna gitti. Ne olursa olsun elimi asla bırakmıyordu. Varlığını yanımda hissettiriyordu, onun elinin yüzümde olması beni rahatlatırken gözyaşlarım dindi ve huzurla gözlerim benden izin almadan kapandı. O yanımdayken hep güvendeydim. Hep güvendeydim.
“Sana o odaya girmemen gerektiğini söylemiştim Deren!” dedi yüksek sesle abim. Şuan bana sinirli olması açmaydı, asıl sinirli olan bendim. Babamın bir hain olduğunu öğrenmiştim ve bir şifreyi…
“Bilerek girmedim bir şey alacaktım!” sesim o kadar yüksek çıkıyordu ki ses tellerim kopacak sandım. “Ayrıca konumuz bu mu! Babamız bir hain ve ne olduğunu bilmediğim bir konum ve şifre gördüm.”
Abimin gözlerinin afalladığını gördüm “Sakın.” dedi bana hemen “Sakın bundan kimseye bahsetmiyorsun. O dosyaya benim bile bakmam kanunen yasaktı, o dosyayı daha yeni buldum ve daha götürme fırsatım olmadan onu öylece alıp içine baktın.”
“Neler oluyor abi?” sorumla beraber sesimde titremişti. Korkuyordum, bu yeni öğrendiğim şeyler beni çok korkutuyorddu. Hayatım bir yalan üzerine kurulu gibi hissediyordum.
“Sadece unut bunları tamam mı? Ne gördüysen hepsini unut.”
Güldüm sadece “Bana yalan söyledin. Benden herşeyi sakladın! Görevin olabilir ama en azından bu kadarını bilmeye hakkım vardı.”
“Yapamazdım.” derken başı öne eğilmişti “Sadece bir kere benim sözümü dinle.”
Kalbim paramparça hissederken abimi nasıl dinleyebilirdim ki, kalbim acıyordu bunca zaman kandılırmıştım. Bu hayatta gözüm kapalı güvenebileceğim tek kişi abimdi ama şimdi oda beni sırtımdan vurmuştu. Belki yalan söylememişti ama gerçekleri saklamak en büyük suçlardan biri olabilirdi. Ve ben o gece o suçun altında kaldım.
“Deren aç gözünü!” yanağımda elini hissettim ancak gözlerimi açmak bir hayli zordu. “Çıkman lazım buradan!” soğuk hava bir kez daha içime işlediğinde zorlukla gözlerimi açtım. Görüşüm bir kaç saniye sonra netleşirken onun kanlı yüzünü ve acı kahvelerini gördüm. “Hadi bebeğim, buradan çıkman lazım.” kelimeleri algılamam bir hayli uzun sürdü.
“Kapıyı açabildin mi?” diye sordum ancak arabanın içindeki dumanlardan zar zor nefes alabiliyordum.
“Açtım.” dedi hemen. “Önce sen çık sonra ben çıkacağım.” sesindeki tuhaflığı anlamayacağımı sanıyor olabilirdi ama anlamıştım.
“Sarp.” dedim titrek bir sesle.
“Çıkman lazım.”
“Yaralı mısın?” dedim sesini duymazlıktan gelirken. Bakışlarım onun bedeninde dolaştı ancak bir yerde durdu. Bacağı arabanın altına sıkışmıştı! “Hayır.” dedim hemen. Onu burada bırakmamı istiyordu. “Bana yalan söyleme. Bacağın sıkışmış, benim çıkmam için bana yalan söyleme.”
“Bana bak!” sesi sertti. Acı kahvelerini benimkine kenetledi “Sen çıkacaksın! Sonrasında ise ben kendimi çıkarmaya çalışacağım.”
“Çıkmam!” sesim arabanın içinde yankılandı. “Sensiz çıkmam!”
“ÇIKACAKSIN!” öyle bir bağırdı ki içim ürperdi. Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı ve tekrardan bana baktı “Bebeğim çıkman lazım. Söz bende bir yolunu bulup çıkacağım ama önce sen çık.”
Önce sen
Bir şey söylemek için dudaklarımı araladığımda buna izin vermeden dudaklarım kapandı. Bu öpüş her zamankinden farklıydı veda öpücüğü gibiydi. “Senin çıkman daha kolay olur.” derken çoktan geri çekilmişti. “Hadi git mi amor.”
Dudaklarımdan bir hıçkırık koparken elini elimden çekti. Elim anında onun sıcaklığından ayrılmanın verdiği hisle uyuşurken diğer elim kapıya gitti. Kapıyı zorlukla da olsa açtıktan sonra kemerimin tokasını çözdüm. Her hareketimde canım yanıyordu ama onu bırakmak kadar acı değildi. Bakışlarım son kez ona değdiğinde “Seni çok seviyorum.” dedim lakin veda etmek istemiyordum.
“Bu bir veda değil.” dedi sadece Sarp. “Çık ve arabadan uzaklaş.” zorlukla kendimi dışarı atarken etrafıma bakmaya çalıştım. Kimse yoktu bir Allah'ın kulu bile yoktu koskoca otobanda.
Bütün gücümü toplayıp ayağa kalktığımda “Sarp!” diye bağırdım. “ÇIK HADİ!” dediğimde arabada saniyeler içinde büyük bir patlamayla alevler içinde kalırken geriye savruldum. Bütün kemiklerim yerinden oynamış gibi hissediyordum. Ben kolumun bile oynatamazken yine onu düşündüm. Bu bir veda değil. Beni kandırmıştı, bu bir vedaydı bunu ikimizde çok iyi biliyorduk. Hayat yine bize asla adil davranmamıştı, zaten hayat ne ne zaman adil olmuştu ki?
Düştüğüm yerden hareket etmeye çalıştım ama yine başarısız oldu. Kendime yine hatırlatmaya çalıştım, bu umuda tutunmak istedim.
Bu bir veda değil…
Bölüm hakkında ne düşünüyorsunuz ballarım sizce bundan sonra ne olacak?
20/09/2025
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Yorumlar

Sarp ölmedi dimi yaaaa
YanıtlaSilBilemiyorum...
SilŞuan çok korkuyorum bir dahaki bölüm için valla ama bir an önce de gelsin istiyorum umarım Sarp yaşıyordur çok güzeldi bu arada
YanıtlaSil