Ana içeriğe atla

Nitelikli

A. 21-ACIDAN GERİYE KALAN KÜL

“Benim deli kızım artık kapattı bu hayata gözlerini, şimdi söylesene kim durdurabilir bunda sonra beni?” Always You Been - Chris Grey Valse - Evgeny Grinko  İyi okumalar bal kuşlarım bölüm sonu yorumlarda buluşalım Sindirerek okuyun tamam mı.... Beklediğim sadece bir cevaptı. Ya elimi sıkacaktı ya da arkasını dönüp gidecekti ama Mortis ona uzattığım elime o kadar uzun süre baktı ki yutkunmakta zorlandım. Bakışları tekrardan saçlarıma değdi, omzuma kadar gelen kahverengi saçlarıma baktı. İz kalan ve kocaman bir morluk olan boynuma baktı. Yaralarla dolu ellerime baktı ve ağır ağır yutkundu. Gözlerindeki acıyı görmemek için kör olmam gerekirdi, içi acırmış gibi baktı her zerreme. Sanki onunda canı yanıyormuş gibi baktı.    “İstersen size her şeyi açıklayayım sonra karar ver,” diyerek sessizliği bozdum. Zihnimde onu en son gördüğüm zamanda söylediğim cümleler dolandı. Sonra açıklayacağım. demiştim. Sonra açıklayacağım ama şimdi git. Gitmişti ve ben açıklamak için geri dönmüş...

23- ELLERİM DAİMA KALBİNİN ÜZERİNDE


 

İyi okumalar ballarıme

Çaresizlik tohumları kalbinize yerleştiği zaman yapabildiğiniz tek şey burukça bir şekilde gülümsemek olurdu, artık yapacağınız bir şeyiniz kalmamıştır. Çünkü bazı şeylerin çaresi yoktur. Mucizeler her zaman gerçekleşmez. 


Sakin adımlarla kapıdan girdi ve yine onu terk ettikten aylar sonra görüştüğümüz gibi bir köşeye geçti benden uzak bir köşeye.


Kapı açıldığında Aylin abla içeri girdi, bana bakarken onun bakışlarından herşeyi anladım. Yinede gülümsedim, söyleyeceklerini dinlemek istedim bana bir umut versin diye bekledim.


“Kendini nasıl hissediyorsun Alin?” diye sorduğunda gülümsedim. “İyi” dedim.


“Kanın artık, kan hücreleriyle savaşamıyor. Üzgünüm artık tek şansımız nakil.”


Tek şansımız bir mucize


“Peki.” derken sesimin titremesine engel olamamıştım. 


“Umudunu yitirme. Nakil gelmesi an meselesi.”


Kafamı sallayıp titreyen dudaklarımı ıslattım ve diğerlerine döndüm “Bizi Yekta ile yalnız bırakabilir misiniz?”


Herkes sessizce odadan çıkarken benim bakışlarım sevdiğime döndü. Hala duvarın köşesinde kafası eğik bir şekilde duruyordu. Onu böyle görmek içimin deşilmesine sebep oldu. Gözlerime gelen gözyaşlarımı geri ittirdim “Canımın içi.” diye fısıldadım. Kollarımı onun bana sığınması için iki yana açtım. Kafasını kaldırıp bana baktığında bakışları bozguna uğradı. Oturduğu yerden kalktı ve yanıma gelip kollarımın arasına girdi. Kafasını göğsüme  gömdü ardından elleri belime dolandı. Omuzları sarsılırken gözyaşları göğsümün üzerini ıslattı. Gözyaşlarım göz pınarlarımda dolarken ağlamamak için başımı yukarı kaldırdım “İyiyiz.” diye fısıldadım sesimin titremesine engel olamazken. “Bir şey yok sevgilim. Biz iyiyiz, biraz sarsıldık ama daha iyi olacağız.” bir şey söylemedi. Sadece daha sıkı sarıldı belime.


“Gitme nefesim…” diye fısıldadığında canımdan can gitti. 


Ellerimi saçlarını arasında daldırdım ve okşamaya başladım sonra öptüm yumuşak saçlarından. “Böyle yapma…” dedim yalvarır gibi. 


Onu ilk defa bu kadar yıkılmış görüyordum, bunu yapmamalıydı. Bizi toparlamam lazımdı ama o düşerse ben daha çok yıkılırdım, o düşerse bende kalkamazdım. Canımdı o benim. Canımın ta içiydi ve canımın canı yanıyordu lakin ben bir şey yapamıyordum.


Onu omuzlarından tutup geri çektim ve yüzünü ellerimin arasına aldım “Bana bak.” dedim içim gide gide. Kehribar bakışlarında bir enkaz vardı ama toplardım, toplardık biz. “Sorun değil tamam mı? Biz bunuda atlatırız.” gözümden birer damla yaş süzüldü yanağıma doğru. ellerini yüzümdeki ellerine yasladı “Biz halledebiliriz. Ama sen yıkılma, çünkü sen yıkılınca ben kendimi çok çaresiz hissediyorum.” 


Acı çekiyor gibi zorlukla yutkunup alnı alnına yasladı ve gözlerini kapattı “Öleceğim sandım. Yemin ederim seni öyle gördüğümde öleceğim sandım. Aklımı kaybettim Alin, elimden hiçbir şey gelmedi. Sen gözlerini açmadın mavilerin bana bakmadı ve ben nefes almayı unuttum.” daha fazla bastırdı. “Sen olmadan yapamam. İster acizlik de ister zayıflık, ister bağlılık. Ama ben senin kokunu almadan, gözlerini görmeden yaşayamam.” gözünden bir damla yaş daha aktığını hissettim.


“Yekta…”


“Bitirmeme izin ver.” dedikten sonra devam etti “Savaş sevgilim, sana yalvarıyorum savaş. Ben sensiz var olamam, lütfen gitme. Beni sensiz bırakma, beni nefessiz bırakma.” 


Gözlerimi açtığımda zaten onun açık olan bakışların baktım “Ben seni bırakmam sevgilim. Ben seni bırakır mıyım hiç? Ben seni nasıl bırakırım?”


“Seni seviyorum.” diye fısıldadı dudaklarıma doğru.


“Bende seni sevgilim. Bende seni.”


Daima…”


“Daima…”


****



Üç gün sonra


Parmaklarım piyanonun üzerinde dolaşırken dudaklarımda minik bir tebessüm oluştu. Hala içimde piyanist olacağıma dair küçükte olsa bir umudum vardı. Belkide mucizeler bizim içinde işlerdi ve ben iyileşip sevdiğim adamla çok güzel bir aile kurardım. İyi bir piyanist olurdum. 


Belkide mucizeler gerçekleşirdi.


“Güzelim.” içimi eriten sesi duyunca piyanonun başından kalktım ve Yekta’ya doğru ilerledim. Ellerinde bu akşam yapacağımız parti için malzemeler vardı. İki gün sonra  nikahımız kıyılacaktı ve nikahtan son defa birlikte olalım istemiştik. Bu fikir tabikide Sibel’den çıkmıştı bizde karşı gelmemiştik. 


“Ay hoşgeldin!” dedim heyecanla ardında elindeki poşetlerden bir kaç tanesini elinde aldım. “Neler aldın?” derken çoktan poşetleri karıştırmaya başlamıştım bile. Ben poşetleri mutfağa götürürken Yekta’da peşimden geldi ve poşetleri tezgahın üzerine koyduk. 


Yekta’nın kolu belime dolanırken şakağımda bir buse kondurdu “Heyecanlı mısın?”


Kollarımı havaya kaldırdım “Tabikide!” dedim çoşkuyla “Çok heyecanlıyım.” gülümsedi sadece bu hallerime. Mutfakta bana tabakları hazırlamaya yardım ederken bir sürü saçma sapan şey anlattım. Hepsini sabırla dinledi ve ciddi ciddi bir kaçına cevap bile verdi. 


Hava kararmaya başladığında kapının çalmasıyla üzerimde mavi elbiseyi düzelttim. Kapıyı açtığımda bizimkilerin kapıda elinde bir pastayla durduğunu gördüm. Gözlerim şaşkınlıkla açılırken onlar hep bir ağızdan “İyi doğdun Alin!” diyordu.


Kocaman bir kahkaha attığımda içeri geçmeleri için bir adım geri çekildim “Siz delirmişsiniz!”


“Doğum gününü kaçırmıştık telafi edelim dedik.” dediğinde Sibel hemen boynuma atladı “İyi ki doğdun benim bebeğim. Nice beraber yaşlarımız olsun.” dedikten sonra geri çekildi.


“Kaç yaşına girdin kız sümüklü.” dedi alayla Bora.


Dilimi çıkardım “Sensin be sümüklü!” dediğimde Bora kolumdan tutup beni kollarının arasına aldı “İyi ki doğmuşsun sümüklü kardeşim.” göğsünde abi sıcaklığını bulduğumda gülümsedim sadece.


“Artık 23 yaşındasın Alin!” dedi beni Bora’nın kollarından çekiştirirken Batu. 


“Ayy ne oluyor be!” diye çemkirdim.


“Hadi mumları üfle!” dedi Batu lakin benden daha heyecanlı görünüyordu. Oturma odasında geçtiğimizde hepimiz ortadaki masanın etrafına dizildik. Mumlar yakıldığında Yekta’nın dokunuşlarını yine belimde hissettim. Gözlerimi kapatıp elimi kalbimin üzerine koydum Lütfen hep beraber olalım. Hep mutlu olalım, hiç ayrılmayalım.


Mumlar söndü ve kader bir kez daha kartlarını bizim için oynadı.


Nikah Günü


Üzerimdeki beyaz dizlerimin altına gelen elbiseye bakarken nefesimi tuttum. O kadar heyecanlı ve gergindim ki her an bir yerlere kusabilirdim. Abartılı bir gelinlik olsun istememiştim hatta gelinlik bile istememiştim sade beyaz bir elbise olsun istemiştim ve öylede olmuştu. Üzgün değildim mutluydum hatta o kadar mutluydum ki heyecandan kalbim yerinden çıkacak gibiydi. 


Burnumda kan aktığını hissettiğimde hızla makyaj masasının üzerindeki peçeteyi burnuma tuttum. Artık bu hisse de alışıktım fakt bugün hiçbir aksilik çıksın istemiyordum, bugün kusursuz olmalıydı. 


Kapının açılmasıyla hızla arkamı döndüm ve peçeteyi burnumdan çektim. Kan azalmıştı ama tam olarak durmamıştı “Bebeğim?” onun sesini duymamla kasıldım. Bunu görmemliyid bunu görmesini istemiyordum.


“Sevgilim.” dedim ona karşılık.


Arkadan dolanıp tam önüme geldiğinde onu siyahlar içinde bir takımın içinde gördüm. O kadar nefes kesiciydi ki… anlatacak kelimem yoktu. Elimdeki kanlı peçeteyi gördüğünde telaşlı bakışları yüzümü buldu “Ne oldu iyi misin?” 


Hafifçe gülümseyip elimi kolunun üzerine koydum “İyiyim sadece burnum kanadı. Bugün böyle olmamalıydı.” dediğimde anında gözlerim doldu. Bugün hiçbir sorun olmamalıydı.


Yekta hızla ellerini gözlerimin altına koyarken bana gülümsedi “Hey moral bozmak yok. İyiyiz?”


Kafamı sallayıp derin bir nefes aldım “İyiyiz.” 


Ellerini yüzümden çekti ve kolunu büküp bana uzattı “O zaman benim güzel gelinim. Bana eşlik eder misin?”


“Her zaman.” dedim ve ekledim “Daima.” bana en içimi yakan bir gülümsemeyle baktı ve aşağı inmeye başladık. Biz salona girdiğimizde Can Ozan’dan Toprak Yağmura çalmaya başladı. Sahnenin tam ortasında durduğumda kollarımı onun boynuna doladım oda ellerini belime yerleştirdi.


Toprak yağmura, ben sana 

Aşık olduk yeniden

İmkansız gibi görünen 

Bu mesele


Girdi aklıma her gece

Tanıdık bir melodi

Sen miydin sebebi

Söylesene


Bir kadın gelir, değiştirir seni

Alıştığın o sert, kararlı şeklini

Yüz binlerce yıldır bu böyledir gider.

Suyun kumsala vurması gibi

Vurması gibi 


Bakışları benimkine kentliyken o an sadece ikimiz vardık. O ve ben. Yekta ve Allin. Soytarı ve Prenses. Aslında isimlerimiz ya da kim olduğumuz önemli değildi. Önemli olan sevgimizdi, önemli olan bu hikayenin bizim hikayemiz olmasıydı. Mükemmel ve kusursuz olmasına gerek yoktu, bizim hikayemizdi. Asla son bulmayacak bir hikaye. 


“Sen benim en güzel dileğimsin.” diye fısıldadı elini saçlarım atarken “Sen benim gerçekleşen tek dileğimsin.” yüzüme iyice yaklaştı “Sana seni seviyorum demek az kalır fakat ben susayım sen gözlerimden anla. Senin için deli gibi atan bu kalbimden anla.” 


Ellerimi kalbininin üzerine koydum, tıpkı benim gibi onun kalbide deli gibi atıyordu. “O zaman ben susayım sende benim kalbimden anla.” şarkı bittiğinde ikimiz de deli gibi atan kalplerimizle geri çekildik. Nikah memurunun olduğu masaya doğru ilerken Yekta sandalyemi çekip oturmam için bekledim. Ona en minnettar gülümsememi gönderirken sandalyeye oturdum. Oda yanıma oturduğunda nikah memuruna döndük.


Giriş kısmını atladıktan sonra bana döndü “Sayın Alin Korkmaz, Yekta Dumanı hiçbir baskı altında kalmadan kendi özgür hür iradenle eş olarak kabul ediyor musun?” bakışlarım Yekta’ya dönerken hiç tereddüt etmeden “Evet!” diye bağırdım.


“Sayın Yekta Duman, Alin Korkmaz’ı hiçbir baskı altında kalmadan eş olarak kabul ediyor musunuz?” 


“Evet!”


Ardından Sibel ve Bora’ya döndü “Siz şahitlik ediyor musunuz?”


“Evet!” dediklerinde imzalar atıldı nikah memuru bizi tebrik etti “Gelini öpebilirsiniz.” dediğinde Yekta çoktan dudaklarını alnıma bastırmıştı bile.


“Artık bir Dumansın.” diye fısıldadı bana. Otuz iki diş sırıttım “Öyleyim. Alin Duman.”


“Yakıştı.” dedi keyifle, bundan gurur duyar gibi


“Yakışır.”


Yekta’dan uzaklaşıp Sibel’e döndüm ve hızla kollarımı ona doladım “Aynen senin dediğin gibi oldu.” diye fısıldadım ona. Yıllar önce “Sen benden önce evlenirsin.” dediğinde onunla dalga geçmiştim ama o yine yanılmamıştı.


“Hiç yanılmam.” dediğinde bana daha sıkı sarıldı “Daima en iyi arkadaşım olarak kalacaksın.”


“Daima birtanem.” 


26 HAZİRAN / Ayni gün birkaç saat sonra


Başım onun dizlerinin üzerindeyken büyük bir huzur içindeydim. Biri bana huzurun ne olduğunu sorsaydı tam olarak bu anı söylerdim. Huzur buydu, huzur Yekta’ydı. Huzur onun dizlerinde yatmak, elini tutmak, kokusunu solumak, onun saçlarımı okşamasıydı.


“Yekta… Canımın içi…” diye fısıldadığımda bakışları bana döndü. Bakışlarımdan bir şey anlar sandım ama buna imkan yoktu çünkü bakışlarımda sadece huzur vardı.


“Efendim.” dedi bana gülümserken.


“Bir oğlum olursa ismini Cesur. Kızım olursa ismini Masal olsun isterdim biliyor musun?” dedim kehribarlarına bakmaya devam ederken. “Bir anne olmaya hazır değilim belki ama hayal işte. Hayali bile güzel.”


Dudaklarını alnıma bastırdığında gözlerimi kapattım geri çekildiğinde ise tekrardan açtım Gözlerini görmem lazımdı, kehribarlarını görmeye ihtiyacım vardı. “Bütün hayallerini gerçekleştireceğiz güzelim.” dediğinde sadece gözlerine bakıp gülümsedim.


Burnum akan sıvıyı hissettim, bakışlarım hala Yekta’daydı. Onu gülüşü solarken bana korku dolu gözlerle baktı “Alin?”


“Sorun yok.” dedikten sonra elimi tam kalbininin üzerine koydum ve son defa fısıldadım “Ellerim daima kalbimin üzerinde sevgilim.”





Yorumlar

Popüler Yayınlar