Ana içeriğe atla

Nitelikli

A. 21-ACIDAN GERİYE KALAN KÜL

“Benim deli kızım artık kapattı bu hayata gözlerini, şimdi söylesene kim durdurabilir bunda sonra beni?” Always You Been - Chris Grey Valse - Evgeny Grinko  İyi okumalar bal kuşlarım bölüm sonu yorumlarda buluşalım Sindirerek okuyun tamam mı.... Beklediğim sadece bir cevaptı. Ya elimi sıkacaktı ya da arkasını dönüp gidecekti ama Mortis ona uzattığım elime o kadar uzun süre baktı ki yutkunmakta zorlandım. Bakışları tekrardan saçlarıma değdi, omzuma kadar gelen kahverengi saçlarıma baktı. İz kalan ve kocaman bir morluk olan boynuma baktı. Yaralarla dolu ellerime baktı ve ağır ağır yutkundu. Gözlerindeki acıyı görmemek için kör olmam gerekirdi, içi acırmış gibi baktı her zerreme. Sanki onunda canı yanıyormuş gibi baktı.    “İstersen size her şeyi açıklayayım sonra karar ver,” diyerek sessizliği bozdum. Zihnimde onu en son gördüğüm zamanda söylediğim cümleler dolandı. Sonra açıklayacağım. demiştim. Sonra açıklayacağım ama şimdi git. Gitmişti ve ben açıklamak için geri dönmüş...

17-İZ

 


Beklenen Gemi - Kaan Boşnak



İnsanoğlu herkesi affederdi. Hatta öyle ki karşısındaki kişi hatalı olsa bile onu affetmek için bin tane bahane, neden arardı. Ancak insanoğlu ne olursa olsun kendini affedemezdi, bir tek kendini affedemezdi…

Peki neden herkese merhamet ederken kendimize o merhametin kırıntısını dahi veremiyorduk? Buna bir cevabım yok aslında, hiçbir zaman olmamıştı.

Parmaklarım saçlarının arasında gezerken yüz çehresini incelemeye devam ettim. Dakikalardır aynı şeyi yapıyordum sadece, yanımda çocuk gibi, sanki hiç yükü yokmuş gibi uyuyan Yekta’yı izliyordum. Beni yanına çağırınca ona kıyamamıştım ve yanına uzanmıştım şimdi ise yüzüm elimin altında diğer elimle saçını okşuyordum. Onun kolu ise sanki onu bırakıp gidecekmişim gibi sıkı sıkı belime sarılıydı.Böyle hissetme ihtimali canımı yaktı. Düzenli nefes alış verişleri bana huzur veriyordu bana kalırsa oda huzurluydu.

Yüzüne yaklaşıp alnından öptüm, bunu hissetmiş olacak ki kapalı olan göz kapakları titredi ardından o müptelası olduğun kehribar gözlerini açtı. Karşısında beni görünce dudaklarının kenarı kıvrıldı “Günaydın,” 

“Günaydın.” 

“Gerçi güneşin doğmasına bir iki saat var ama olsun,” dedim saçma bir şekilde

“Benim güneşim sensin, o yüzden sen burdaysan benim günüm aymış demektir.” sözleri yanaklarıma kadar yanmama sebep olurken ellerimle yüzümü kapattım 

“Şöyle söyleyip durma,” diye mızlandım “Ne diyeceğimi bilemiyorum,” elini elimin üstünde hissettim ardından elimi tutarak yüzümü ortaya çıkardı “Gülüşünden mahrum etme beni,”

“Doğruyu söyle boş vakitlerde beni etkileyecek sözlere mi çalışıyorsun?” dedim alayla

“Seni zaten çoktan etkilemedim mi ?”

Dudaklarımı büzdüm “Belki,”


****

Dönüş yolu her zamankinden daha sessizdi, geri dönme vakti gelmişti. Hastaneye geri dönmek istemiyordum ama gitmek zorundaydım bunu bilmek canımı daha çok yakıyordu. 

Bu sefer beni arabayla Yekta bırakıyordu, elimin üstünde elinin soğukluğunu hissetmemle kafamı yana çevrirdim o ise yola bakıyordu yüzü gergindi fakat bunu belli etmemeye çalışıyordu. Onun benden daha çok acı çektiğini söyleseler biliyorum derdim çünkü hissediyordum. Biz birdik.

“Hastaneye dönmek istemiyorum,” dedim fısıltıyla artık hislerimi saklayacak kadar güçlü değildim. Bu söylediğim onun canını benden çok daha yakacaktı ama artık bir şeyleri kendi başıma halledemiyordum. 

"Biliyorum.” dedi sadece. Başka ne söylenirdi ki zaten.

Bakışlarım titredi ama yine içime gömdüm onun acı çekmesini istemiyordum.

Biraz daha içinde sakla acını, sen bunuda halledeceksin 

Gözyaşlarımı akmaması için geri iterken kendimi toparlamaya çalıştım ve elim radyoya uzanıp telefonumu bluetooth'a bağladım. Kaan Boşnak - Beklenen Gemi açıp başımı Yekta’nın omzuna yasladım diğer elimi koluna sardım. Gözlerimi kapattığımda tekrar huzuru buldum.

Şimdi gelsem sana zaman ötesinden 
Sesinden öpsem ya da nefesinden

Düğümlerimizden çözülsek birden

Eminim bu hasret bitmez sevgili

Birlikte usul usul şarkıya eşlik ederken yer, mekan ve zaman bizim için önemsizdi. Sadece o ve ben vardık. 

“Biliyor musun hep ilk çocuğum erkek olsun istemişimdir..” dedim alakasızca. Çenemi omzuna yaslayıp yüzüne baktım anlık bakışları bana takıldı ardından tekrardan yola döndü.

“Neden?” diye sordu merakla 

"Çünkü sonrada kız çocuğum olmasını isterdim böylece benim oğlum çok iyi bir abi olurdu. Kızımı korurdu, onu bütün kötülüklerden korurdu.” yüzümde bir tebessüm oluştu. Kulağımda çocuk sesleri yankılandı. Ordaydılar birbirleriyle kavga ediyorlardı sonra yine barışıp sarılıyorlardı. 

Dudaklarını saç bitimime yasladı ve uzun uzun öptü “Daha önümüzde uzun bir hayat var, istersen futbol takımı bile kurarız.” sesinde alayla karışık şefkat vardı.

Kaşlarımı çatıp geri çekildim “Seninle evleneceğimi nereden biliyorsun?” 

"Yani şu an futbol takımı kurmamıza değil benimle evlenecek olmana mı takıldın Alin?” dedi hayretle.

“Öyle bir şey olmayacak,” dedim burnumu kırıştırarak. Futbol takımı falan kuramazdım iki evlat yeterdi de artardı. Hem ben annelik nasıl olur onu bile bilmiyordum sadece bir hayaldi işte.

“Hangisi olmayacak ? Futbol takımı mı yoksa Evlilik mi ?” dedi pislik yapmak için.

Yumruğumu omzuna geçirdim “Sus be,” diye çemkirdim “İkiside olmayacak” 

Kocaman bir kahkaha attığında bende onunla beraber güldüm. Sevmek güzel şeydi… Sevilmek ise hayattaki en güzel şeydi.

“Hastaneye dönmeden önce dövmeciye gidebilir miyiz?” diye sordum. Bir daha ne zaman dışarı böyle çıkabilirdim bilmiyordum bu yüzden bu zamanı değerlendirmek istiyordum.

“Dövme mi yaptırmak istiyorsun?” diye sordu kaşları havalanırken. Kafamı salladım sadece “Doktoruna soralım eğer bir şey olmaz diyorsa gideriz.” 

Telefonu çıkarıp Aylin ablayı aradım ilk çalışta hemen açtı “Alo Alin, her şey yolunda mı?” 

“Evet her şey yolunda dönüyoruz ama dönmeden önce dövme yaptırmak istiyorum. Bir sorun olur mu diye soracaktım.” 

“Yani dövme bir sorun teşkil etmek ama şu an bünyen zayıf olduğu için acı eşiğin daha düşük. Bu canını biraz fazla yakabilir.” demesiyle derin bir iç çektim. Yine de geri adım atmayacaktım.

“Olsun teşekkür ederim,” 

“Rica ederim, dikkatli ol.”

“Peki.” dedikten sonra telefonu kapattım. O kadar da canım yanmazdı değil mi ? Şu an yapmazsam belki de hayatım boyunca bir daha hiç yapamayabilirdim. 

Çok zor değil mi ? dedi içimdeki kız Başka bir sabaha uyanacağını bile bilememek, her gün yatağa bir daha uyanamama ihtimali ile yatmak.

İyi değildim, hatta o kadar iyi değildim ki artık iyiymiş gibi yapmak bile bana kendimi iyi hissettirmiyordu.

“Nereye daldın Nephente, doktor ne söyledi?” onun derinden gelen sesini duymamla bakışlarımı daldığım yerden çektim ve cama döndüm “Bir sorun olmazmış,” sesim keyifsizdi. 

“Gitmek istediğin bir dövmeci var mı ?” 

“Var,” hala bakışlarım camdaydı “İlk dövmemi yaptırdığım yere gitmek istiyorum,” dedikten sonra yolu tarif ettim ardından yol boyunca aramızda sessizlik hakim oldu. Şu an ona bir duvar örmüştüm fakat bu bilerek yaptığım bir şey değildi benim doğam buydu. Kendimi biraz daha iyi hissedince o duvarı kaldırırdım. Peki buna alışıksam neden ona karşı duvar örmek en çok benim canımı yakıyordu ?

Kalbime bir kıymık batıyordu sanki, ondan her uzaklaştığım saniye o kıymık daha da derine iniyordu. Bu o kadar canımı yakıyordu ki hastanede defalarca kez  damar yolu açılan kolum bile daha az acı veriyordu.

Araba durduğunda geldiğimizi düşündüm fakat hayır gelmemiştik “Alin,” ismim dudaklarından bir feryat gibi dökülürken ona döndüm. 

“Hım,”

Kemerini çıkarıp bana yaklaştı, eli yanağımı bulunca gözlerimi kapattım. Yanağımı iyice eline yasladım “Yapma,” diye fısıldadı acı çeker gibi “Bana duvarlar örme Nephente.” dudaklarını  saç dibimde hissettim, geri çekilmedi öylece durdu. Konuşmadım. 

Konuşmadı. 

“Kendine işkence ediyorsun. Her şey yoluna girecek,” sözleri daha çok kendini ikna etmek isiyor gibiydi “Bana inanıyor musun?” 

Kafamı salladım “İnanıyorum,” 

"O zaman kendine işkence etme, beni kendinden uzak tutma herşeyi beraber atlatacağız.” inanıyorum en çok sana inanıyorum 

Dudaklarımdan titrek bir nefes döküldü “Yoruldum,” diye itiraf ederken bu itirafım onun kasılmasına neden oldu “Ben artık kendimde devam edecek gücü bulamıyorum Yekta. Korkuyorum o kadar korkuyorum ki, sonunda delireceğim diye ödüm kopuyor” kafamı iki yana salladım ağlamamalıydım “Hayattan vazgeçmeye hazır mıyım bilmiyorum. Ölmek istemiyorum ama iyiye gitmediğimi hissediyorum” tekrardan kafamı iki yana salladım “Hayır hissetmek değil görüyorum. Seni kaybetmek istemiyorum ama ben ölürsem seninde kendini kaybetmenden korkuyorum.” bunu söylememeliydim. Bedeninin kasaktı kesildiğini hissettim fakat artık çok geçti laf ağızdan bir kere çıkmıştı. İtiraz etsin istedim ama sadece sustu kendimi kaybetmem demedi. Derin bir nefes aldı ve sustu.

Geri çekilirken alnını alnıma yasladı gözlerimi açtığımda onun keskin ve sert bakan kehribarları ile karşılaştım “Seni kaybetmeyeceğim” diyen sesi netti

Bende aynı kararlılıkla ona baktım sesim onunki kadar netti “Bende seni kaybetmeyeceğim.” 


****

Dövme salonuna girdiğimizde Yekta beni kolunun altına almıştı. Arabadaki konuşmadan sonra o konunun lafını bir daha hiç yapmamıştık. Yanımıza mavi saçlı, burnunda hızma olan orta boylu bir kadın geldi. Bir kaç yıl öncede yine bu kıza dövme yaptırmıştım. Beni görür görmezz gülümsedi “Vay çılgın kız gelmiş,” dedi neşeyle. 

Beni tanımış mıydı ?

“Selam,” dedim çekingen bir tavırla. Benden sonra bakışları Yekta’ya değdi “Kapmışsın taş gibi çocuğu helal kız sana,” 

“Beni nasıl hatırladın?” diye konuyu değiştirdim. Şu an sevgilimin yakışıklılığı ile ilgili konuşmak istemiyordum. 

“İki yıl önce geldiğin zamanki çılgın olan bakışların hala aynı. Aykırı ve isyankar,” bakışları bedenimi süzdü “Gerçi saç tarzın değişmiş ve biraz zayıflamışsın ama olsun hala aynı kızsın,” dedikleri sadece burukça gülümsememe sebep oldu eliyle koltuğu işaret etti “Hadi gel asi kız.” başımı sallayıp Yekta’nın kolunun altından çıktım ve koltuğa oturdum.

Dövmeci kız eline çizim tabletini alırken bana döndü “Ne istersin bakalım?” diye sordu. Benim bakışlarım ise Yekta’ya kaydı “Sevgilim çizse olur mu?” 

Yekta’nın gözleri parlarken dövmeci kız “Olur,” dedi ve oturduğu yerden kalkıp tableti Yekta’ya uzattı “İşiniz bitince beni çağırın” derken başka bir müşterinin yanına gitti. 

Yekta sandalyeye otururken bana döndü “Her seferinden beni kendine hayran ediyorsun. Ayrıca sevgilim kelimesi ağzına çok yakıştı.” 

Utançla bakışlarımı kaçırırken dudaklarımı birbirine bastırdım “Turna Kuşu istiyorum.” dedim aniden.

Bir şey söyleyecek gibi oldu ama sonradan vazgeçti ve tablete döndü, bütün dikkatini vererek çizimi yapmaya başladı. Başıma birden vuran ağrıyla gözlerimi yumdum lütfen şimdi değil. 

Oda bunu hemen fark etmiş olacak ki hemen “Güzelim iyi misin?” diye sordu. Yekta’nın sorusuyla zorlukla gözümü açtım. Bakışlarında telaş vardı.

Hafifçe gülümsedim “İyiyim, sadece biraz başım ağrıdı,” elimden geldiğince sesimi iyi tutmaya çalışıyordum.

Tableti bir kenara baktı ve bana yaklaştı “Hastaneye geri dönelim sonra yine geliriz.” 

"Olmaz.” dedim hemen 

“Alin.”

“İyiyim, şimdi yapabiliriz,” diye ısrar ettim

“Alin, sonra gelebiliriz,”

“SONRAM OLMAYABİLİR ANLAMIYOR MUSUN !” sesim beklediğimden daha yüksek çıkmıştı pişmanlıkla dudaklarımı birbirine bastırırken elini tuttum “Geri dönmeyeceğim, şimdi değil” 

"Beni öldürüyorsun,” dedi.

“Özür dilerim,” dedim kollarımı boynuna dolarken “Sana bağırmak istemedim özür dilerim.” 

“Dileme, sadece iyi ol.” kolları belime dolandı ve bana sıkı sıkı sarıldı.

“İyi olacağım.” geri çekilirken saçımı kulağımın arkasına itti “Hadi artık şu dövmeyi yapalım,” deyip oturduğu sandalyeden kalktı ve kızı çağırıp diğer tarafıma geçti “Eğer canın acırsa bana söyle tamam mı ?”

“Tamam”

Dövmeci kız başlıkları ayarladıktan sonra bana döndü “Nereye yapalım?” diye sordu 

Elimle tam bileğimin içini gösterdim “Buraya yapalım,” kafasını sallarken önce bileğimi temizledi daha sonra kalıbı çıkardı ve oraya yapıştırdı ardından “Başlıyorum.” dedi

Kafamı sallarken koluma giren iğneyi hissettim ve canım o kadar acıdı ki az kalsın çığlık atacaktım. Normalde canı tatlı bir insan değildim ancak şimdi vücudum her zamankinden daha fazla hasastı. 

Yekta acımı hissetmiş olacak ki elimi elinin içine aldı ona döndüğümde çatık kaşlarları ile karşılaştım “Gözlerini benden ayırma,” dedi. Zorlukla yutkunurken bakışları bendeydi, benden daha çok acı çeker gibi bir hali vardı.

Gülümsedim onun bu haline “Benden daha çok acı çekiyor gibi duruyorsun,” dedim alayla

"Çekiyorum.” dedi net bir şekilde “Benim şu an nasıl acı çektiğimi bilsen geri dönmek için başımın etini yerdin.”

Yine gülümsedim “Eminim yerdim.” dedim

Dövme bitene kadar bakışlarımı Yekta’dan ayırmadım yaklaşık yarım saat sonra uykum geldiği için baygın gözlerle dövmenin bittiğini söylediğinde bakışlarımı ondan çektim ve bileğimdeki Turna Kuşu dövmesine mest olmuş bir şekilde baktım kuşun ortasından geçerek yazan bir yazı vardı İlkler iliklere kadar.

“Çok güzel,” diye fısıldadım. 

“Hayırlı olsun,” diyerek bileğimi sardı ve oturduğu yerden kalktı dövmeci kız.

Tekrardan Yekta’ya döndüm “Uykun gelmiş,” dediğinde omuz silktim “Artık daha çok çabuk yoruluyorum.” 

Bir şey demedi oturduğu yerden kalktıktan sonra bir kolunu bacağımın altından geçirdi diğerini ise sırtıma koyduktan sonra kolaylıkla beni kucağına aldı. Kocaman olmuş gözlerle ona baktım “Ne yapıyorsun?” dedim şok olmuş bir şekilde 

“Uykun gelmiş yat uyu” dedi itiraz istemeyen bir sesle

“Gerek yok yürüyebilirim zaten hastaneye gidicez,” 

“Alin, güzelim hadi şimdi itiraz etmeyi bırakta omzuma koy kafanı ve uyu,” demesiyle bu sefer itiraz etmedim. Çünkü gerçekten uykum vardı, kafamı boynuna gömdüm ve uyku beni kollarına alırken kulağına yaklaşıp fısıldadım “Teşekkür ederim,” ve devam ettim “Senden bir iz bıraktığın için,” 

“Asıl ben teşekkür ederim, izimi kabul ettiğin için.”

Selam ballarım umarım bölümü beğenmişsinizdir bundan sonraki bölümler daha fazla yoğun duygu yüklü olacak.

Alin’in düşüncelerini garipseyenler olmuş ballarım Alin hasta ve bu hastalık ona sağlıklı bir psikoloji sağlamıyor bunu ilerleyen bölümlerde daha iyi görürüz.

Bir dahaki bölüme kadar kendinize iyi bakın kocaman öpüyorum sizi

Ig/sesimiziduyuramadik 
Tt/sesimiziduyuramadik 
Wattpad/sesimiziduyuramadik 

Yorumlar

Popüler Yayınlar