Nitelikli
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
AKHET GİRİŞ
Bu kurguda geçen ve geçecek olan sistem, mısır mitolojisi
ve bazı kavramlar tamamen benim kendi bulduğum bir şey olup şahsıma aittir
UYARI
Bu kurguda şiddet, olumsuz ögeler, küfür
ve psikolojik baskı mevcuttur. Lütfen bunları dikkate alarak okuyunuz.
2045 MISIR
Bir ülke düşünün.
Hayır yeni bir dünya.
Yeni bir düzen.
Yeni bir başkaldırı.
Tarihler ileri ama düşünce tarzlarının geri olduğu bir hayat.
Okula gitmek yasak, çoğu yerde çalışman yasak, kendi başına hareket etmen yasak. Evet doğru tahmin ettiniz bunların hepsi sadece kadınlara yasak. Herkes dünyanın erkekler tarafından yönetilince daha iyi olduğunu düşünüyor ama onlarda içten içe kadınların dünyayı daha iyi bir yer haline getirecek olmasından korkuyorlardı.
Kendimi bildim bileli bu düzenin içindeydim, dünya ne zaman bu kadar yobaz ya da iğrenç bir yer olmuştu bilmiyordum. Neden bu hale geldiğini de bilmiyordum, sadece böyleydi işte. Eskiden anneme bunu sorduğumda bana tek bir sebep sunardı.
Bir kehanet vardı.
Derler ki; bir kadın gelecek ve bütün dünyayı alt üst edecek. Mısır’ın kıyameti olacak ve adaleti sağlayacak, zalimleri öldürecek ve mazlumlara yardım edecek. Onun önüne kimse çıkamayacak, onu durdurmak isteyenlerin sonu ölüm olacak.
Susanların ise gerçekten dillerini koparıp onları sonsuz sessizliğe mahkum edecek.
Bu zamana kadar hep o kadının gelmesi için dua ettim, annem bana o kadının bir gün geleceğini ve bizi bu karanlıktan kurtaracağını söylemişti. Mısır kralının bu yüzden korktuğunu ve kadınları küçük gördüğünü anlatmıştı. Ve annem her gece kulağıma aynı şeyi fısıldardı benim minik yıldızım, büyüyünce bizim güneşimiz olacaksın.
Aslında düzen basitti adalet denilen sistem kuralları belirliyor Mısır Kralı Alber’den onay alıyorlardı. Bu sistem Kral Alber’in de işine geldiği için hepsini onaylıyordu. Çünkü kendisi ve o herkesten bir sır gibi sakladığı ailesi güvence altındaydı diğer herkese ne olacağı onun umrunda bile değildi.
Bu yüzden insanlar düşüncelerini söylemeye bile çekiniyor, ağızlarından Adalete karşı bir şey çıkarsa o zaman öleceklerinden korkuyorlar. Peki susan bir insan, köle olmuş bir insan yaşıyor sayılır mıydı? Susmakta bir tür zincirlenmek değil miydi?
Ben ise bütün bunların ortasında sadece kardeşim için yaşayan bir kadındım. Bütün kurallara karşı gelmiştim, okumuştum, konuşmuştum evden kaçmıştım ta ki kendi canımdan başka korumam gereken bir can olana kadar. Onun için geri dönmek zorunda kalmıştım çünkü o bana ailemin emanetiydi.. Elena, benim küçük kız kardeşim her şeyim ve bütün bunlara katlanma sebebim.
Kapının şiddetle vurulma sesiyle hızla defterimi kapatıp yatağın bazasının altına koydum. Bıçağımı komidinin üzerinden alıp elbisemin koluna sakladım ve kapıya doğru ilerledim. Tetikte olup kapıyı açtığımda karşımda gördüğüm kişiyle rahatladım. Elena.
“Tanrılara şükür Elena!” diye inledim “Neredesin sen?”
Bakışları bana döndüğünde yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu hemen anladım bir eli kapının eşiğine tutununca parmaklarından beyaz kapıya bulaşan kor kırmızı kanı gördüm. “Ne oldu?” diye sordum hemen.
Elena’nın dudakları titrerken hızla onu içeri soktum ve dışarıda birinin olup olmadığını kontrol ettim. Biri bizi izliyormuş gibi hissetsem de etrafta kimse yoktu bu yüzden hızla içeri girdim ve Elena’ya döndüm. “Ne oldu?” diye sordum bir kez daha.
“Ab-la, b-e-n”. çenesi o kadar titriyordu ki konuşamıyordu bile. Dizlerinin üzerine çökerken bende onunla beraber yere çöküp yüzünü ellerimin arasına aldım. “Yaralı mısın?” diye sorduğumda kafasını iki yana salladı. İçim ona bir şey olmadığı için rahatlarken tam gözlerinin içine baktı. “Sakinleş Elena.” fısıltım onu bir nebze olsun kendine getirdi.
“Ben çok kötü bir şey yaptım!” diye inledi ellerini yüzüne kapatarak.
“Elena!!” sesim otoriter ve sertti “Bana her şeyi anlat ne oldu?”
“Onu öldürdüm.” demesiyle içime bir hançer saplandı.
“Kimi?”
“Evin.” onun eski erkek arkadaşı. “Bana saldırdı, mecburdum kaldım. Abla yemin ederim öldürmek istemedim bana saldır-” sözünü bitirmesine izin vermeden onu göğsüme çektim ve saçlarını okşamaya başladım. “Tamam bebeğim sorun yok.” diye yatıştırdım onu.
“Abla korkuyorum.”
“Korkma, ablan her şeyi halledecek.” geri çekildiğimde ona döndüm ve gözlerindeki yaşları sildim “Ben yaptım.” dedim hemen.
Badem gözleri kocaman açılırken hızla kafasını iki yana salladı “Hayır kendini feda edemezsin!”
“Ben yaptım Elena!” dedim daha yüksek sesle. “Git üstünü değiştir kendini temizle, kıyafetlerini bana getir. Sen yapmadın ben yaptım. Onlar gelince de böyle söyleyeceğim. Sen yapmadın, ben yaptım!”
“O ölmeyi hak ediyordu ama sen hak etmiyorsun.”
“Sen daha gençsin.”
“Abla bu-”
“Ölüm demek. Biliyorum ama önemli olan sensin, küçük kardeşimin asılmasına izin veremem.” evet cezası buydu. İdam. Kadınlar için idamdı. Erkekler için her zaman olduğu gibi burada da ayrıcalıklılardı, onlara ömür boyu kölelik cezası veriyorlardı ama en azından hala nefes alıyor oluyorlardı. Hafifçe gülümseyerek ayağı kalktım ve elimi Elena’ya uzattım. “Hadi git kendini temizle.” kafasını sallarken banyoya doğru ilerledi.
Odama girip bazanın altındaki defteri aldım ve yazmaya başladım
Onu öldürdüm. Bunu hak etti çünkü kardeşime zarar veriyordu onu hak etmiyordu. Onu sevmiyordu, onu küçük görüyordu. Erkekler hiçbir şeyi hak etmiyor, onlar bu dünyada olmayı hak etmiyor. Bu düzeni bozacağım gerekirse kan akıtacağım.
Onu öldürdüm
Bundan pişman değilim.
Bu onlar için yeterli olacaktı. Adalet dedikleri şey buna inanacaktı, aslına bana kalırsa saçmalıktı. Adalet hiçbir tarihte yoktu. Sadece bu tarihte adalet daha da acımasızdı çünkü artık eskisinden daha çok korkuyorlardı. Bizden öyle korkuyorlardı ki neslimizi tüketmek için ellerine geçen her fırsatı değerlendiriyorlardı.
Kapı çaldığında defterimi kapatıp onların görmesi için yatağın üzerine bıraktım. Odadan çıktığımda holde duran Elena’yı gördüm. Dolu gözlerle bakarken hızla kollarını belime doladı, gözlerim dolarken ağlamamak için bakışlarımı tavana çevirdim. Kollarım onun omuzlarına dolarken bir elimle de saçlarını okşuyordum “Benim minik bebeğim her şey yoluna girecek. Seni seviyorum, ablan seni tekrardan bulacak merak etme.”
“Bunu yapma. Bırak ben çekeyim cezamı.”
Geri çekilip onun gözlerine baktığımda kapı ısrarla çalmaya devam ediyordu “Sakın! Ben yaptım Elena, sen değil. Ben öldürdüm.” yerde duran bıçağı aldım “Bıçak kimin elinde? Benim. Aykırı olan kim? Ben. Sen yaşamayı benden çok hak ediyorsun.” yanağından düşen yaşları sildim “Bana sadece bir söz vermeni istiyorum.”
“Ne sözü?” dedi ağlamaya devam ederken. Gözlerim tekrardan doldu ama ağlamadım, onun gözünde her zaman yıkılmaz bir ablaydım ve her zamanda öyle kalmam gerekirdi. Son nefesime kadar öyle kalmalıydım.
“Güçlü olacaksın. Bu düzene boyun eğmeyeceksin, bunu kabul etmeyeceksin, susmayacaksın. İleride çocuklarının iyi bir hayat yaşaması için. Bugün senin yaşadıklarını başkası yaşamasın diye tamam mı?”
Hızla kafasını salladı “Tamam.”
“Yıldız sözü mü?
“Yıldız sözü.”
Elimdeki bıçağın kabzasını sıkı sıkı kavrayıp kapıyı doğru ilerleyip kapıyı açtım. Karşıma yüzleri maskeli askerler duruyordu. “Elena Marad’ın eski sevgilisini öldürüldü, bugün onunla buluşacağına dair duyumlar aldık.” dedi karşımdaki asker.
“Biliyorum.” dedim net bir sesle “Elena’ya Evin’le buluşmak istediğini söylemesini ben söyledim.” elimdeki bıçağı havaya kaldırdım “Ben yaptım.” askerler hızla elimdeki bıçağa uzanırken karşı koymak için tek bir hamle bile yapmadım.
“Tebrikler ölüme bedava bilet kazandın.” dedi alayla asker.
“Ya da kurtuluşa bir bilet aldım.”
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar

Yorumlar
Yorum Gönder