Nitelikli
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
V.4.PERDE
Sana Güvenmiyorum - Aleyna Tilki, Dedublüman
Zihnimiz yarınlarımız katilidir.
“Onu bu işe bulaştırmak ne kadar doğru?” diyen sesini duydu Işıl’ın. Kapının kenarına benim hakkımda konuşmalarını dinliyordum, henüz kimse beni fark etmemişti.
“O zaten bir kere bu işe girdi Işıl. Ayrıca Özer kızın kucağında öldü. Ne diyeceğiz ona, sen geride dur mu?”
“Hayır ama…” devamını getirmesine engel olan şey ise bakışlarımızın buluşması oldu. Hiçbir şey söylemezken koltuğa oturdum. Sarp’ta elinde bir havluyla saçların kurulayarak içeri girdiğinde konuşmaya başladım “Maç günü birinin sesini duydum.” dediğimde Sarp’ın hareketleri durdu ve gözleri üzerime kilitlendi. Bakışlarımı ondan kaçırırken elimi kolumun üzerine koyup bakışlarımı yere çevirdim. “Kalabalığın arasına girdiğimde biri kolumu tuttu ve kulağıma bir şeyler söyledi,” sanki o anı yaşıyormuş gibi gözlerimi kapattım “Sen ne zaman sustun biliyor musun? O gün herşey değişti. Kadınlar sustuğunda ya sır saklar, ya felaket çağırır.”
“Abi gitme.”
Elimin üzerinde bir el hissetmemle hızla gözlerimi açtım. Sarp’ın sıcak elleri benim soğuk ellerimin üzerindeydi “Ne söyledi?” diye sordu sakin kalmak için kendini zorluyormuş gibi.
“Anlamsız şeyler.” dedim direkt “Önemli olan ne söylediği değil. Asıl önemli olan o adamın sesini ormanda da duymuştum. Oydu.”
“Emin misin?” diye sordu Turan.
Kafamı salladım “Oydu. O sesi unutmak mümkün değil. Orada iki kişinin sesini duydum ve biri bu sesti.”
Elini elimin üzerinden çektikten sonra hızla oturduğu yerden kalktı Sarp. Ellerini sinirle saçlarına geçirdi “Sana Turan’ın yanından ayrılmaman gerektiğini söylemiştim!” dedi hiddetle.
“Böyle olacağını nereden bilebilirdim ki!” diye savunmaya geçtim. Haklıydı oradan ayrılmamam gerekirdi ama birinin ölümünü izleyemezdim. Bu bana göre değildi, bu ben değildim.
Bakışları bana dönerken parmağını bana salladı “Bunun olma ihtimaline karşı seni uyardım ama sen her fırsatta kafanın dikine gitmekte kararlısın.” dediğinde kanım öfkeyle kaynadı.
Oturduğum yerden hızla kalkarken bende aynı şekilde parmağımı ona salladım “Bana sesini yükseltme. Ben senin sesini yükseltebileceğin biri değilim, ne bileyim böyle olacağını. Ne yapsaydım sen birini öldürürken ben orada öylece izlese miydim? Alkış mı tutsaydın.” çenemi daha da yukarı kaldırdım “Bir daha sakın bana o elini uzatma, bir dahakine kırarım.” dedikten sonra arkamı dönüp gitmeye yeltendim ama Sarp elini bileğime doladı ardında beni sertçe kendine çektiğinde bedenim sertçe onun bedenine çarptı. Alev gibi bakışları bana dönerken yüzüme yaklaştı “Bana bir daha emir verme. Ayrıca benimle nasıl konuşman gerektiğini öğren yoksa…”
“Yoksa?” derken iyice yüzüne yaklaştım “Ne yaparsın,” biraz daha yaklaştım “Ben sana söyleyeyim mi? Bir bok yapamazsın.” dedikten sonra dizimi bacak arasına geçirdim. Hafif bir iniltiyle geri çekilirken arkadan Turan’ın gülme sesi geldi. “Bir daha beni sakın küçümseme. Ben abimin kızıyım.” arkamı dönüp kapıya doğru ilerledim. Siyah topuklularımı giydikten sonra kapıyı çarparak kapatıp evden çıktım.
“Hıyar, sen kimsin ki beni tehdit ediyorsun!” diye söylene söylene yürümeye başladım boş sokakta. Yanımdan geçen insanlar bu salak ne yapıyor dermiş gibi bana bakıyorlardı. Hayır yani hiç mi söylenerek yürüyen biri görmemişlerdi.
Dakikalar sonra sahilin kenarındaki bir bankta oturduğumda, içime önce sakinlik sonra acı çöktü. Öfkeliydim işte, kimseye değil en çok kendime. Canım acıdığında, acım öfkeye dönüşüyordu, başka nasıl ayakta kalırdım bilmiyordum. Öfkem, topuklu ayakkabılarım ve dik duruşum benim silahımdı, bir savaşın ortasında silahlarımı yere bırakamazdım.
Ellerimi saçlarıma geçirdim “Allah’ım bu nasıl acı…” bu bir isyan değildi. Bu bir feryattı. “Kalbimi sök al, lütfen kalbimi sök al.” fısıltılarımı sadece ben ve o duyuyordu.
“Sonunda yeniden buldum seni.” duyduğum sesle irkildim. “Sakın arkana dönme, henüz yüz yüze gelmemizin zamanı değil.”
Oydu.
“Ne istiyorsun?” dedim soğuk kanlı bir sesle.
“Zihninin içindekileri, kimseye söyleyemediklerini.”
“Seni öldüreceğim.” dedim sadece. Hayır öldürmek bir ödül olurdu, ölmeyecekti sürünecekti.
Bakışlarım karşımdaki denize kitlendi, varlığı artık yoktu orada değildi. Oturduğum yerden kalkarken ellerimin titrediğini fark ettim. İçimde acı ve öfke daha da katlandı. Ölmeyi dileyecekler, abime bunu yapanların hepsi ölmeyi dileyecek.
Yavaş ama sağlam adımlara eve doğru yürümeye başladım. Çıkarken eski telefonumu aldığımı hatırladım. Pantolonumun cebinden telefonu çıkarırken abimin numarasını tuşladım. Çaldı, çaldı ve meşgule düştü, ardından tekrardan çaldı ve meşgule düşmüştü.
O gitmişti.
Yanaklarımdan yaşlar dökülmeye başladı, tekrardan aradım çaldı ve meşgule düştü. Abim asla telefonlarımı cevapsız bırakmazdı ama artık o gitmişti.
Yürüdüm ama ben yürüdükçe yollarda büyüdü. Evin önüne geldiğimde asansörü kullanmadım tam otuz beş katı merdivenlerle çıktım. Abim beni böyle görse gelir miydi? Gelirdi ama o gitmişti.
Evin kapısının önüne geldim ama abim yine gelmedi o gitmişti. Yumruk yaptığım elimle kapıya vurdum, kimse açmadı. Bir kez daha vurdum ama yine kimse açmadı, ağlamam daha da şiddetlenirken daha fazla ayakta duramayacağımı fark edip yere oturdum. Bacaklarımı kendime çekip dakikalarca orada oturdum, gözyaşlarım durmuştu sadece karşımdaki boş koridora bakıyordum. Karanlığın içinden bir silüet gelmeye başladı o geldikçe ışıklar açıldı, aydınlık geldi.
Tam karşımda durduğunda bakışlarım ayakkabılarına çevrildi, gözyaşlarımı silerken zorlukla oturduğum yerden kalktım. Bakışlarım Sarp’ın acı kahveleriyle buluşurken çenemi dikleştirdim.
Onun yanında ağlayamazsın.
Kimsenin yanında ağlayamazsın.
“Kapıyı açar mısın?” dedim çatlamış sesimle.
“Deren bir şey mi oldu?”
“O gitti.”
Birkaç adımda dibimde bitti tam karşımda dizlerinin üzerine çökerken bakışları benimkiyle buluştu “Ağlayabilirsin.” dediğinde kaşlarımı çattım
“Ağlamayacağım.” dedim ama sesim benim tam aksini söyleyip titriyordu.
“Seni yargılamam. Yarın unuturum, ağla, ağla ki yarın daha güçlü bir şekile kalkabilesin.”
Kafamı iki yana salladım “Ağlarsam o denizde boğulurum.”
“Boğulmana izin vermem.” izin vermez miydi?
“Sana güvenmiyorum.” dedim direkt.
“O zaman abine güven çünkü o bana güvenirdi.” dediğinde gözyaşlarım talimat almış gibi yanağıma doğru akmaya başladı.
Ama sen abimi yarı yolda bıraktın.
“Ben onu aradım ama o açmadı. O ilk defa telefonunu açmadı.” başımı iki yana sallarken yattığım yerden kalkıp başımı yukarı kaldırdım ve ellerimi gözlerimin altına koydum “O gitti. Bu gerçek benim canımı çok yakıyor.”
Ellerini bileklerimde hissettim “Özür dilerim.” dedi ellerimi yüzümden çekerken “Onu kurtaramadığım ve çoğu şeyi senin için zorlaştırdığım için.”
“Senin suçun değil. Ayrıca…” derken hafifçe gülümsedim “bende sana çoğu şeyi zorlaştırıyorum.” dediğimde oda gelmedi. Sarp Çeliker ilk defa bana gülümsedi. Sağ yanağında çok derin bir gamzesi vardı.
“Doğru, az kalsın gelecekteki çocuklarımın hayatını kaydıracaktın.” bileklerimi bıraktı ve yanıma oturdu. Ağzımdan bir kahkaha çıktı “Hak etmiştin.” dedim asla pişman olmadığımı belli ederek “Benim damarıma basarsan hayalarının ve gelecekteki çocuklarının başı büyük dertte.”
Bakışları daha keyifli bir hal aldı “O zaman beyaz bayrak?” deyip elini bana uzattı.
Kafamı omzuma yatırıp burnumu çektim ve elini sıktım “Beyaz bayrak. Şimdilik.”
“Sarp sana bir şey söylemem gerek.” dediğimde elimi geri çektim. Ona değil abine güven. “Ben evden çıktıktan sonra sahile gitmiştim ve o adam ordaydı. Yüzünü görmedim ama sesini duydum, nefesini hissettim.” bakışları bendeyken beni anlamaya çalışıyormuş gibi bakıyordu. “Bana boks maçında söylediği şeyler başta anlamsız gelmişti ama bugünde söylediği şeylerden sonra…”
“Sana ne söyledi?” dedi direkt.
Başımı iki yana sallayıp ellerimi saçlarıma geçirdim “Boks maçında “Sen ne zaman sustun biliyor musun? O gün her şey değişi. Kadınlar sustuğunda ya sır saklar, ya felaket çağırır. Bugün ise ona ne istediğini sorduğumda bana zihninin içindekilerini, kimseye söyleyemediklerini dedi. Ben… ben anlamıyorum.” kafamı ona çevirdim “Ben deliriyor muyum? Bu delirmek mi?”
“Sakın.” dedi net bir sesle “Seni manipüle etmeye çalışıyor. Delirmiyorsun.”
Ona değil abine güven.
“Ben bir şey biliyor olabilir miyim?” dedim zorlukla. Bilmiyordum, bilsem kafamın içinde olurdu. Hatırlardım, değil mi ?
“Bunları düşünme.” derken oturduğu yerden kalktı “Seni manipüle etmeye çalışıyor. Bunları düşünüp kafayı yemeni istiyor bunları düşünme.”
Kafamı sallarken tekrardan koltuğa yattım ve cenin pozisyonunu aldım “Odanda yat.” dedi Sarp
“O oda çok büyük ve karanlık. Tek başıma kalmak istemiyorum, ayrıca hala uyuyabilir miyim emin değilim.” dedim dürüst davranarak.
“Kapın ve ışığın açık yatabilirsin. Eğer bir şey olursa direkt bana seslenirsin benim odamda seninkinin tam karşısında olacak.”
Beni kabuslarımdan bile kurtarabilir miydi? Beni benden kurtarabilir miydi?
Kurtaramazdı ama içimdeki ses tekrardan bana fısıldadı; Ona değil abine güven. O seni kabuslarından kurtarır.
****
“Daha fazla dinlemek istemiyorum!” dedim hiddetle abime karşı “Bunu daha ne kadar fazla benden saklamayı düşünüyordun!”
“Deren beni dinle.” abim peşimden gelirken ben çoktan evden çıkmıştım bile.
Yola atladım fakat koşamadım ışık gözümü kör etti “Deren!” hissettiğim tek şey soğuk, acı, lastiklerin yanma sesi.
Sesler birbirine karışmaya başladı “Seni asla affetmeyeceğim.” kafamın içindeki basınç daha da arttı. Sesler ve çığlıklar sustu.
Korku içinde gözlerimi açarken hızla yattığım yerden kalktım, elim refleks olarak boynuma gitti. Derin nefesler alıp nefesimi düzene soktum, zihnim bana ne tür bir oyun oynuyordu bilmiyordum ama bu fazlasıyla beni rahatsız etmeye başlamıştı.
Daha fazla uyuyamayacağımı anladığımda ayaklarımı yataktan aşağı sarkıttım. Bakışlarım açık kapıya takıldı tam karşıda Sarp’ın odası vardı, ve içerisi karanlık olmasına rağmen kapısı açıktı. Acaba uyuyor muydu?
Sanane Deren
Kafamı iki yana sallarken oturduğum yerden kalktım ve banyoya girip kıyafetlerimden kurtuldum, bakışlarımı aynaya çevirdim. Yüzüm ve vücudum zayıflamıştı. Zaten çok kilolu bir kız değildim ama abimin gidişi benden pek çok şeyi alıp götürmüştü.
Bakışlarımı aynadan koparıp duşa kabinin içine girdim. Uzunca bir duş aldıktan sonra artık kendimi daha hafiflemiş hissediyordum.
Altıma yüksek bel buz mavisi bir kot üzerine ise beyaz yuvarlak yaka bir tişört giydim. Saçlarımı kurutmak istemediğim için mandal tokayla topladım ve eski telefonumu da alıp odadan çıktım. Hava daha yeni yeni aydınlanmaya başlamıştı.
Salondaki büyük kahverengi koltuğa kurulurken telefonumu elime alıp galerimi karıştırmaya başladım. Galerim hep Şeyma ve abimle doluydu. Bakışlarım bir fotoğrafta takılı kaldı, doğum günümde birlikte lunaparka gittiğimiz bir fotoğraftı. Benim elimde kocaman bir pamuk şeker vardı abim ise benim pamuk şekerimi ısırmaya çalışıyordu.
“Hayır rahat bırak pamuk şekerimi!” dedim kahkaha atarak pamuk şekerimi abimin gazabından kurtarmaya çalışırken.
“Ben aldım onu sana zaten, ayrıca biraz paylaşımcı ol.” diye mızlandı abim. Bileğimi tutup pamuk şekerimden kocaman bir ısırık aldı ardından zaferle gülümsedi.
“Bunun bedelini ödeyeceksin.”
Dudaklarıma buruk bir tebessüm yerleşti “Seni özledim.” diye fısıldadım ve telefonu kapattım.
Oturduğum yerden kalkıp mutfağa doğru ilerledim, kendime bir kahve yaptıktan sonra ikimize de birer tost yaptım. Ben Wini Poho açıp tostumu yemeye başlarken Sarp mutfağa girdi. Kahvemden bir yudum alırken bakışlarım ona kaydı, gözleri daha yeni uyandığı için hafif şişti ancak saçları ıslaktı, büyük ihtimalle duş almıştı.
“Günaydın.” dedim sakin bir sesle
“Günaydın.”
“Sana da tost yaptım yemek istersen.” deyip çizgi film izlemeye geri döndüm. O ise kahvesini yaptı ve tostunu da alıp yanıma oturdu. Bakışları aynı benim gibi telefona çevrildiğinde benimle beraber çizgi film izlemeye başladı. Şu an fazlasıyla şaşkındım koskoca Sarp Çeliker benimle oturmuş tostunu yerken Wini Poho izliyordu.
"Sen gerçekten çizgi film mi izliyorsun?” dedim sesimdeki şaşkınlığı gizleyemeyerek.
Kafasını bana çevirdiğinde tek kaşını havaya kaldırdı “Niye izleyemez miyim?”
Omuz silktim “Yani izlersin de… Ringlerde adamı yere gömen biri olarak biraz tuhaf. Karizman çizilmesin.”
“Sen ağzını sıkı tutarsan karizmam çizilmez.” dedi imayla.
Ne yani benim ağzım geniş miydi? Bunu mu söylemeye çalışıyordu.
“Ne demek o şimdi Allah Allah.”
“Hiç.” dedi keyifle ve oturduğu yerden kalktı “Ayrıca ellerine sağlık.”
“Afiyet olsun. Tost yani ne kadar kötü yapabilirim.” diye homurdandım ve çizgi film izlemeye devam ettim.
“Bugün spor salonuna gideceğiz sende hazırlan.”
“Neden?”
“Çünkü yanımda olmanı istiyorum. Benim yanımda olmadığın her an tehlikedesin.” dedi net bir şekilde. Haklı mıydı? Biraz. Ama yinede ona sorun çıkaracak mıydım ? Evet
“Turan ya da diğerleri buraya gelebilir. Ben gelmek istemiyorum.”
“Turan’da orada olacak. Işıl ve Berk’inde işleri var.” dedi direkt. Tam ağzımı açıp bir şey söyleyecekken buna engel oldu “İşleri her zaman yokuşa sürmek zorunda mısın?”
Cevabım ise oldukça netti; “Evet”
Kafasını iki yana sallayıp siniri bozulmuş gibi gülmeye başladı “Çattık harbiden.”
“Maalesef Çeliker. Piyango sana vurdu.”
“Bana vuran piyangonun ben gelmişini geçmişini si-” devamını getirmesine izin vermedim “Küfür etme.”
****
Yol boyunca sessizdik. İkimizde tek kelime bile etmemiştik. Bir spor salonun önünde durduğumuzda hiç beklemeden arabadan indim ve yürümeye başladım. Sarp arkamdan gelirken salonun önünde bizi güvenlik karşıladı. Güvenlik Sarp’ı görür görmez yolu açtı ve içeri girdik. İçeri sıradan bir spor salonu değildi burası onun için özel bir çalışma salonuydu. Salonun ortasında bir ring vardı, etrafta ise kum torbaları barfiks ve daha ismini bilmediğim bir sürü alet.
İçeri girer girmez bizi Turan karşıladı beni gördüğünde yine yüzünde o abi şefkati belirdi. “Ve işte asıl yıldızımız geliyor.” dedi kollarını iki yana açarak. “Bence bundan sonra maçlara sen çıkmalısın. Sonuçta koskoca Sarp Çeliker’i iki büklüm yaptın.” dediğinde gülümsedim.
“Kes lan boş konuşmayı!” diye araya girdi Sarp
“Maalesef dövüş pek ilgimi çekmiyor.” bakışlarımı ona çevirdim “Damarıma basılmadığı sürece kullanmam.”
“O zaman bir sonraki dövüşü dört gözle bekliyorum.” dedi Turan bana göz kırparak.
Gülümseyip kenardaki tahta banklardan birine oturdum ve telefonumu çıkarıp Şeyma’yı aradım anında açtı “Bebeğim.” dedi beni görünce ardından kaşlarını çattı “Meraktan öldüm gerizekalı!”
“Seni özledim.” dedim dudaklarımı büzerek.
“Bende seni. Kimin yanındasın? Neredesin? Deren senin için endişeleniyorum.”
“İyiyim. İstanbul’da Sarp’ın yanındayım. Artık orada kalamazdım Şeyma, orası benim için güvenli değil.”
“Ama neden?” dediğinde dudaklarımı dişledim. Ona her şeyi anlatmak istiyordum ama ya ona da bir şey olursa? Bu riski alamazdım.
“Bunu sana söyleyemem. Seni tehlikeye atamam Şeyma.” sesimde çaresizlik vardı.
“Deren tehlike umrumda değil tamam mı? Sen benim kimsemsin, senden başka kimim var ki benim?” gözleri dolmaya başladı ve dudakları titredi “Bizim birbirimizden başka kimimiz var ki? Kaybedecek hiçbir şeyim yok. Senden başka.”
“Doğruyu söyle bana aşıksın değil mi?” dedim alayla.
Burunu çekti “Tabiki kızım bunu daha yeni mi anladın?” dedi.
“Şimdi kapatıyorum.” dediğimde ekrana onlarca öpücük gönderdi “Kendine dikkat et.”
“Sende.” dedikten sonra telefonu kapattım.
Bakışlarım Turan ile beraber antrenman yapan Sarp’a kaydı. Dikkatini tamamen çalışmaya vermiş gibiydi. Ona baktığımı anlamış gibi bakışları bana döndü, bakışları bir süre üzerimde onaylandıktan sonra tekrardan çalışmaya döndü.
Oturduğum yerden kalkarken lavaboyu aramak için bir koridora girdim, boş koridorda sadece topuklu ayakkabılarımın sesi duyuluyordu. Ensemde bir ürperti hissettiğimde hızla arkamı döndüm fakat kimse yoktu “Sarp?” sesim boş koridorda yankılandı. Kimse yoktu. “İyice kafayı yedin sen Deren.” Kendi kendime söylenirken lavabonun yerini buldum. Musluğu açıp birkaç kez suyu yüzüme çarptım.
Bakışlarımı aynaya çevirdiğimde kendime baktım tekrardan ben kimdim?
“Kimsin sen?” dedim aynaya karşı ve ışıklar kapandı. Hızla bakışlarımı aynadan çektiğimde önümü görmeye çalıştım ama bu oldukça zordu. Karanlık olmazdı. Hayır karanlık olmazdı.
Gözlerimi sıkı sıkı kapatırken başımı iki yana salladım “Bir şey yok. Abin burada senin elini tutacak. Seni bu karanlıktan çıkaracak.” derin bir kaç nefes alıp gözlerimi açtım ve abim elimi tuttu. “Her zaman seni kurtarmak için yanında olacağım.” diye fısıldadı kulağıma.
Titreyen ellerimde cebimdeki telefonumu çıkardım ve flaşını açtım. Flaşı önüme tutarken vücudum delicesine titriyordu bu yüzden yürümekte fazlasıyla zorlanıyordum. Yine de yürümeye devam ettim.
Karanlık seni içine çekemeyecek, sen o karanlıktan kurtuldun. Sen o karanlığı yendin, sen o karanlığı içinde öldürdün.
Koridorun sonun bir silüet gördüm aydınlığa doğru gelmeye başladı “Deren!” diye seslendi adımları yaklaşırken.
Bir şey söylemedim sadece koştum o kadar hızlı koştum ki telefonu elimden düşürdüm. O an hiçbir şeyi umursamadım sadece biraz sakinleşmeye ihtiyacım vardı. Kollarımı onun çıplak gövdesine sarıp gözlerimi kapattım “Karanlık beni içine çekemedi.” dedim anlamayacağını bile bile. “Ben…”
Elleri saçlarımın arasına yerleşti “Geçti chica guerrera.”
Yazar notu: Chica guerrera ispanyolca savaşçı kız demek
“Galiba aklımı kaybediyorum.” dedim dürüstçe.
Beni omuzlarımdan tutup geri çekti, yüzünü göremiyordum ama bakışlarını hissedebiliyordum. “Aklını kaybetmiyorsun.” diye fısıldadı “Sadece savaşıyorsun.” dediğinde ışıklar geri geldi.
Bakışlarım onunkiler ile buluştu “Şeyma’nın buraya gelmesini istiyorum.” dedim konu değiştirerek.
"Bu tehlikeli.”
“Biliyorum ama orada tek başına daha çok tehlikede. Annem ona sürekli beni soruyormuş.”
“Peki bakacağım.”
“Teşekkürler.” dediğimde hafifçe gülümsedim.
Bakışlar gülüşüme takıldı “Bunu daha sık yap” dediğinde kaşlarımı çattım “Neyi?”
Başını iki yana salladı “Hiç”
Selam ballarım umarım bölümü beğenmişsinizdir yorum yapmayı unutmayın lütfen hepsini teker teker okuyorummm. Kocaman öpüldünüz 😘❤️🩹
Ig/sesimiziduyuramadik
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Yorumlar

Yeni bölümü ne zaman yayınlıyorsun umarım erken yayınlarsın 🩷
YanıtlaSilBir sorun çıkmazsa haftaya bugün yine paylaşacağım balım
SilVe ayrıca derenle sarpın kıskançlık sahneleri umarım en yakın zamanda görürüz sarpın kıskanç halini dört gözle bekliyorum 🩷🩷
YanıtlaSilHenüz kurgunun çok daha başındayız ama ilerleyen bölümlerde elbet göreceğiz. Çünkü anladığınız üzere biri ateşse diğeri barutt
SilGüzel bölümdü ama sarp ile konuşurken "sana güvenmiyorum" demesi biraz kalp kırıcıydı onun dısında güle bölümdü yeni bölüm ne zaman??
YanıtlaSilEvet kırıcıydı ama Deren sağlam bir psikolojide değil ve Sarp’ı da aslında neredeyse hiç tanımıyor o yüzden ne kadar kırıcı olsada ona hak verin. Bölüm bir sıkıntı olmazsa haftaya cumartesi olacak
SilLÜTFEN ama LÜTFEN daha hzlı bölüm at çatlıyoruzz burdaaa
YanıtlaSilOyyy yerim her hafta atıyorum balım bölüm uzunluğunda göre anca yetişiyorrr 🫶🏻
SilBölümleri saat kaç gibi atıyorsun ve lütfen erken at💋🩷
YanıtlaSilGenel olarak akşam 17.00 - 17.30 gibi atıyorum balım bugün 17.30'da gelecek yerni bölüm
Sil