Ana içeriğe atla

Nitelikli

A. 21-ACIDAN GERİYE KALAN KÜL

“Benim deli kızım artık kapattı bu hayata gözlerini, şimdi söylesene kim durdurabilir bunda sonra beni?” Always You Been - Chris Grey Valse - Evgeny Grinko  İyi okumalar bal kuşlarım bölüm sonu yorumlarda buluşalım Sindirerek okuyun tamam mı.... Beklediğim sadece bir cevaptı. Ya elimi sıkacaktı ya da arkasını dönüp gidecekti ama Mortis ona uzattığım elime o kadar uzun süre baktı ki yutkunmakta zorlandım. Bakışları tekrardan saçlarıma değdi, omzuma kadar gelen kahverengi saçlarıma baktı. İz kalan ve kocaman bir morluk olan boynuma baktı. Yaralarla dolu ellerime baktı ve ağır ağır yutkundu. Gözlerindeki acıyı görmemek için kör olmam gerekirdi, içi acırmış gibi baktı her zerreme. Sanki onunda canı yanıyormuş gibi baktı.    “İstersen size her şeyi açıklayayım sonra karar ver,” diyerek sessizliği bozdum. Zihnimde onu en son gördüğüm zamanda söylediğim cümleler dolandı. Sonra açıklayacağım. demiştim. Sonra açıklayacağım ama şimdi git. Gitmişti ve ben açıklamak için geri dönmüş...

V.5.PERDE

 


Gamzedeyim Deva Bulmam - Dedüplüman

****
"Soy kandan değil,
kalbten gelir"

****

BU KİTAPTA GEÇEN BÜTÜN OLAY VE
KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR HİÇBİR
ŞEKİLDE GERÇEĞİ YANSITMAMAKTADIR.

İyi okumalar ballarım bölüm sonu yorumlarında buluşalım.
Ig/ sesimiziduyuramadik
Tt/ sesimiziduyuramadik



Son bir haftadır yaptığım tek şey boşluğa bakmaktı. Henüz bir milim bile yerimizden oynayamamıştık ve bu gittikçe canımı sıkmaya başlamıştı. Birde şu kabuslar vardı, asla peşimi bırakmayıp beni uykularımdan ediyorlardı. En tuhaf kısmı ise o anlar o kadar gerçekçiydi ki gözlerimi kan ter içinde açmasam gerçekten yaşadığıma inanacaktım. 

“Marketten bir kaç şey alacağım benimle gelmek ister misin?” diye sordu Sarp. Spor salonundan geldiğimiz günden beri ikimizde daha sakindik artık o kadar birbirimizle inatlaşmıyorduk. 

“Hayır.” dedim oturduğum koltuktan kalkarken “Gidip uzun bir duş alacağım. Sadece bana avokado alırsan iyi olur” 

Kafasını salladı “Tamam. Her ihtimale karşı dikkatli ol. Telefonun yanında olsun.”

Gözlerimi devirdim söylediklerine “Peki abiciğim.” dedim onu gıcık etmek için. 

Ağzının içinden bir şeyler gevelerken onu önemsemeyip kaldığım odaya girdim. Kıyafetlerimi üzerimden çıkarırken telefonumu alıp banyoya girdim ve küveti doldurdum. İçine bir sürü sabun attıktan sonra suyu kapattım ve içine girdim. Gözlerimi kapatıp kafamı geriye doğru yasladım. Vücudum yavaş yavaş gevşerken boynumda bir ürperti hissettim. İrkilerek gözlerimi aralayacağım sırada boğazıma bir el sarıldı. Attığım çığlık suyun altında boşa giderken suyun içinde çırpınmaya başladım, bir elimle boğazımı saran ellerden kurtulmaya çalıştım ama nafileydi. 

Gücüm yavaş yavaş geri çekilirken parmaklarım uyuşmaya, ciğerimdeki oksijen bitmeye başladı. Ölümüm böyle mi olacaktı ? Daha çok kurtulmak için çırpındım suyun içinde.

Boğazımdaki elin geriye çekilmesiyle hızla kendimi suyun dışına attım. Ciğerlerime dolan oksijen ile öksürmeye başladım, o kadar çok öksürdüm ki boğazım yırtılacak sandım. Bulanık bakışlarım etrafta gezindi ama kimseyi göremedim, bir elim boynuma giderken hızla küvetten çıkıp bornozu üzerime geçirdim. Banyonun bir köşesine çekilirken titreyen ellerimle Sarp’ı aradım. 
 
Öksürüklerim göğsümü daraltmaya başladığında bu sefer ellerim göğsüme gitti. “Alo.” telefondan gelen ses beni kendime getirmeye yetti.

“Sarp…” diyebildim öksürüklerimin arasında “Gel…Lütfen.” sesim fısıltıdan farksız değildi. Telefonun birden kapanmasıyla oturduğum yerden kalkmaya çalıştım, dizlerim zangır zangır titriyordu. Çekmecelerin birinden ilacımı alıp dudaklarıma dayadım ve derin bir nefes çektim. Aynı anda bakışlarım aynaya kaydığında boynumda oluşan parmak izlerini gördüm, şimdi kızarıktı ama moraracaklardı emindim. 

“Deren!” aşağından gelen sesi duymamla dudaklarım büküldü. 

Abi en azından onun yanında güçsüz olsam olur mu? 
En azından birinin yanında güçsüz olsam?

Banyodan çıkarken hala bedenim titriyordu zar zor ayakta duruyordum. Odanın kapısı kırarcasına açıldığında delice bakışları bana döndü. Bakışlarım onu bulur bulmaz ağlamaya başladım, bir kaç adımda dibimde bitip beni kollarının arasına aldı. Bacaklarım daha fazla beni ayakta tutamayacağını anladığımda dizlerimin üzerine çöktüm oda benimle dizlerinin üzerine çöktü. 

“Öleceğim sandım.” dedim hıçkırıklarımın arasında “O kadar korktum ki. Bir şey yapamadım, benim… benim gücüm yetmedi.” daha sıkı sardı kollarını bana 

“Geçti geçti, özür dilerim seni yalnız bırakmamalıydım.” dediğinde tişörtünü avuçlarımın içine aldı. “Ne oldu anlat bana?” dedi sesindeki öfkeyi gizleyemeyerek.



Sustum. Sadece göğsüne sığınıp ağladım, abimden sonra ilk defa bir adamın göğsünde ağladım. Geri çekilirken yüzümü ellerinin arasına aldı ve yüzlerimizi hizaladı “Deren nefes al.” dedi nefesimin daraldığını anlamış gibi. O derin bir nefes aldı bende onunla beraber aldım. O verdi ben verdim. “Aferin chica guerrera.” ellerini yüzümden çekti ve benide kendisiyle beraber ayağı kaldırdı.
 
Yatağın kenarına oturduktan sonra bakışları kızarmış boynuma değdiğinde dişlerini sıktığını gördüm. “Anlat.”

“Banyodaydım. Küveti doldurup içine girmiştim, bir an gözlerimi kapattım daha sonra açtığımda. Boynuma bir el sarılıydı…” sustum devamı gelmedi. Sarp hızla oturduğu yerden kalktı, ellerini sinirle saçlarına geçirirken komidin üzerinde duran vazoyu alıp duvara fırlattı. Vazo anında yüzlerce parçaya ayrılırken istemsizce oturduğum yerde irkildim. O durmadı bu sefer elini duvara vurmaya başladı. Şok olmuş bakışlarla ona bakarken hızla oturduğum yerden kalktım. Beyaz duvar artık kırmızıya dönmüştü “Sarp yapma!” dedim fakat beni duymadı. Kendine zarar veriyordu, bana zarar geldiği için kendine zarar veriyordu. Bunu yapması anlamsızdı, bunu yapması gereksizdi ama o yinede bunu yaptı.

Daha fazla kendisine zarar vermesine dayanamayarak duvar ile onun arasına geçerek yumruğuna avucumu sardım “Dur artık!” dedim yüksek sesle. Bana baktığında bakışlarında öfke görmeyi bekledim ama yoktu sadece acı ve pişmanlık vardı. “Kendine zarar veriyorsun. Yapma…” dedim daha yumuşak bir tonla. “Aşağıya in ve beni bekle.” 

Cevap verecek gibi oldu ama bu sefer oda sustu ve odadan çıktı. Hızlıca üzerimi değiştirirken boğazımı kapatma gereği duymadım. Banyodan ilk yardım kutusunu alıp aşağı indim. Sarp’ın sigara içiyordu, onu ilk defa sigara içerken görüyordum. Benim geldiğimi hissetmiş gibi bakışlarını bana çevirdi ardından yarısını bile içmediği sigarasını söndürdü. Yavaş adımlarla ona doğru ilerleyip yanına oturdum. 

İlk yardım çantasından batikon ve pamukğu çıkardım “Elini ver.” 

“Gerek yok.” dedi umursamaz bir şekilde.

“Bırakta ona ben karar vereyim. Hani doktor olan-”

“Sensin” diye tamamladı beni bıkkın bir şekilde “Biliyorum.” 

Hafifçe gülümsedim “O zaman elini ver.” dediğimde sıkıntılı bir nefes verip elini kucağıma koydu. 

Elinin tersine batikon sürerken bir yandan da acımasın diye üflemeye başladım. Sarp’ın bakışlarınn ağırlığını üzerimde çok net bir şekilde hissediyordum ama ona rağmen işim bitene kadar ona dönmedim. En sonunda elini sardıktan sonra

“Üzerine buz koysan iyi olur. Kırılmadığı için şükretmelisin.” oturduğum yerden kalkarken bileğimi tutup beni durdurdu. 

Bir eli boynumdaki parmak izlerine giderken çenesi kasıldı “Acıyor mu?” dedi dişlerini sıkarak. Başımı iki yana salladım “Acımıyor.” 

“Krem sürelim.” dedi elini boynumdan çekip ilk yardım çantasına uzanırken.

“Ben kendim yaparım.”

Beni duymazlıktan gelirken eline biraz krem aldı ve boynuma sürmeye başladı. Kremin soğuk dokusu içimi ürpertti, bakışların onu üzerindeydi. Sanki onun canı daha çok yanıyormuş gibi yüzünü buruşturuyordu. Kremi ondan beklenmeyen bir naziklikle boynuma yedirdikten sonra eli boynumda durmaya devam etti. Bir şey söyleyecek oldu ama sustu.

Hızla oturduğum yerden kalkıp sehpanı üzerinde kanlı bezleri topladım ve mutfağa doğru ilerledim. Elimdeki kanlı bezleri çöpe attım, o sırada kapının açılma sesi geldi. Mutfak tezgahına ellerimi yasladığımda başımı öne eğdim, neredeyse bir saat önce yaşadığım şeyi idrak etmeye çalıştım. Az kalsın ölecektim, hemde abimin intikamını alamadan. 

Oturup sadece ağlamak istiyordum ama şu an onu bile yapamazdım. İçimdeki yas hala tazeydi ama hayır buna da vaktim yoktu. İntikam almalıydım, kendimi toparlamalıydım. Toparlanacaktım, buna mecburdum. 

Ellerimi tezgahtan çekip yüzüme ifadesizlik maskesini taktım ardından oturma odasına girdim. Turan koltuğa oturmuş bir şekilde sigara içiyordu, odaya girer girmez bakışları beni buldu ve boynuma geldiğinde uzun süre orada oyalandı, bakışları ölümcül bir hal aldı. Tekli koltuğa oturdum “Kameralardan bir şey çıktı mı?” diye sordum. 

“Nasılsın?” diye sordu Turan sorumu es geçerek.

Hafifçe gülümsemeye çalıştım “Az önce küvette boğulmak üzere olan biri nasılsa ondan daha iyiyim.” dedim direkt. Lafı dolandırmayı sevmezdim her şeyi direkt söylerdim. 

Turan bir şey söylemeyip sigarasını söndürdü ve çantasından bilgisayarı çıkardıktan sonra bize çevirdi “Adam ön kapıdan girmemiş. O yüzden apartman kamerasından gözükmüyor ama” eliyle başka bir yere bastı farklı bir açı gösterdi “Arka taraftan sokak kamerasına yakalanmış. Puşt Sarp’ın apartmandan çıkmasını beklemiş, sen çıktıktan beş dakika sonra içeri girmiş.” 

“Onu ölmekten beter edeceğim. Ölmeyi dileyecek ama öldürmeyeceğim ölmek ona ödül olacak.” 

“İyide bunlar kim?” dedim anlamayarak. “Neden? Yani ben anlamıyorum. Sadece onların sesini duyduğum için mi bunlar? Peki neden madem buraya kadar gelip öldürmedi. İstese öldürebilirlerdi.” ellerimi saçlarımın arasına daldırdım. Kafam artık bütün bunları almıyordu. 

“Bilmiyorum.” dedi sadece Turan.

“Seni öylece burada bırakmamalıydım!” dedi öfkeyle “Ben aklımı sikeyim!”

“Senin suçun değildi.” dedim daha sakin bir sesle.

“Bütün tehlikelerin farkındaydım, daha tedbirli olmalıydım!”

Sinirle kafamı kaldırdım “Yapabileceğin hiçbir şey yoktu, gelmek istemedim ve sonuçları bu oldu. Sürekli kendini suçlayıp şu sinir komplekslerini bırak!” ben bunlarla uğraşacak bir kadın değildim. Eğer benimle aynı yolda yürümek istiyorsa öfkesini kontrol etmesi gerekiyordu. Yirmi üç yaşında bir kadın olarak kocaman bir adamın krizleriyle uğraşamazdım.

Oturduğum yerden kalktım “Abimin araba koleksiyonunu almak zorundayız.” dedim ama bu sefer muhattabım Sarp değil Turan’dı. “O benim için çok değerli ve abim içinde öyle.”  sona doğru sesim kısık çıkmıştı.

Odama çıktım, ve kapıyı kilitledim. Sırtımı kapıya yaslarken ziyadesiyle yorgundum, bu yorgunluk hiç geçmeyecek gibiydi. Bu acı hiç bitmeyecek gibiydi. 

Kendimi o kadar yalnız ve çaresiz hissediyorum ki. Bu beni öldürüyordu, kafayı yiyecek gibi hissediyordum. Zihnim bana türlü türlü oyunlar oynuyordu ve ben hangisi gerçek hangisi sahte bilemiyorum. 

Kapının tıklatılması ile düşüncelerimden sıyrıldım “Deren.” onun sesi. Gelmemeliydi. Dikkatimi dağıtıp odağımı şaşırtmalıydı. Benim duvarlarımı yıkmamlıydı ama o her gün yeni duvarlar inşa ederken aynı zamanda o duvarları yıkmak için uğraşıyordu. Sesimi çıkarmadım, uyudum sansın gitsin istedim, beni görmezlikten gelsin istedim.

“Uyumadığını biliyorum. Işığın kapalı sen karanlıkta uyumazsın.” yine sustum cevap vermedim. “Daha ne kadar susacaksın?” yine konuşmadım. Onu duymak istemedim. Gitsin artık, lütfen gitsin artık. “Tamam benimle konuşma ama içeride en azından iyi olduğunu bileyim.”  lakin yine konuşmadım onun yerine oturduğum yerden kalıp telefonumu aldım ardından yine aynı yere oturdum. 
Telefonumdan sevdiğim şarkılardan birini açıp telefonu yanıma koyup. Onunla paylaşacak kelimelerim yoktu belki ama o bu şarkı sözlerinden anlasın istedim. 


Gamzedeyim, deva bulmam

Garibim, hiç yuva kurmam

Gamzedeyim, deva bulmam

Garibim, hiç yuva kurmam


Kaderimdir hep çektiğim

İnlerim, hiç reha bulmam

Kaderimdir hep çektiğim

İnlerim, hiç reha bulmam


Ben asla yarası kapanmayacak olan bir kadındım. Benim bundan sonra çiçek açmam imkansızdı, benim toprağım kurumuştu. Benim toprağım susuz kalmıştı.


****



Bir uçurumun kenarındaydım, rüzgar saçlarımı savuruyordu. “Abi.” diye fısıldadım çaresizce “Bana bunu niye yaptın? Beni niye bu uçurumdan ittin?” bedenim boşluğa savruldu ardından suyun içindeydi. Suyun yüzeyine çıkmak için çırpındım lakin sanki biri beni aşağıya çekiyordu. 

Çırpındım kurtulmaya çalıştım, gözlerim dolarken bir çift el beni omuzlarımdan tuttu ve yukarı çıkardı ciğerlerime nefes dolarken gözlerim anında açıldı. “Deren?” diyen sesini duydum ama gözlerim hala bulanıktı. Ağlıyor muydum? 

Görüşüm netleştiğinde bakışlarım tepemdeki adama çevrildi “Sarp.” dedim şaşkınlıkla. Hızla yattığım yerden kalkarken ona döndüm “Buraya nasıl girdin?” diye sordum nefes nefese kalmış bir şekilde.

Sarp elime bir bardak verdiğinde hiç tereddüt etmeden suyu bir dikişte kana kana içtim. “Odanın yedek anahtarı vardı.” dedikten sonra elimdeki bardağı aldı “Hazırlan bir kaç saat sonra İspanya’ya uçacağız.

“Ne?” 

“Burası artık güvenli değil bu yüzden bir süreliğine İspanya'daki aile evime gideceğiz.” kafam iyice karışmaya başlamıştı. Sarp ispanyol muydu ? Yok daha neler! “Herşeyi sonra anlatacağım ama şimdi vaktimiz yok.” dedikten sonra odadan çıktı.

Kısa bir duş alıp üzerime yüksek bel bir siyah kot ve beyaz askılı bir bustier geçirdim. En sonunda blazer çeketimide üzerime geçirip makyaj masasına oturdum. Yüzüm oldukça solgun görünüyordu, kendimi biraz toparlamam lazımdı. Koyu tonlarda günlük bir göz makyajı yapıp göz altlarımı ve boynumdaki izi kapattım. Aynen dediğim gibi boynum morarmıştı. Saçlarını tarayıp düşük bir topuz yaptım en sonunda ise kırmızı bir ruj sürüp oturduğum yerden kalktım. 

Odadan çıkıp aşağı indim “Yanıma bir şeyler almam gerekiyor muydu? Çok ani oldu.”

“Önemli değil. Herşey ayarlandı.” dedikten sonra cebinden bir yüzük çıkarıp bana uzattı. 

“Bu ne?” 

“Yüzük.” dedi raha bir sesle

“Onu görebiliyorum.” 

“Nişanlı olacağız.” dediğinde direkt “Hayatta olmaz.” diyerek itiraz ettim “Kesinlikle olmaz.”

“Gerçek değil herhalde Deren. Rol icabı sadece.” kesinlikle kafayı yemiş olmalıydı böyle bir şeyi asla kabul edemezdi. 

“Hayır!” dedim net bir şekilde. “Böyle bir oyuna gerek yok.”

“Deren gittiğimiz yer benim ailem olacak. Ve seni öylece oraya götüremem anlıyor musun? Şüphelenirler. İkimizde zor durumda kalırız.” 

“Sen birde ispanyol musun? İnanmıyorum. Bir kere ismin Sarp.” dediğimden konunun köşesinden dönmeye çalışıyordum. 

“Kızım ben ne diyorum sen ne diyorsun! Deli etme beni.” dedi sabrının son demlerinde olduğunu belirterek “Sadece rol niye bu kadar abarttın. Yoksa bana çekilmekten mi korkuyorsun?” dediğinde tam olarak damarıma basmıştı. Bunu bilerek yapıyordu ama ben hiçbir zaman altta kalmazdım.

Birkaç adımda dibinde bittim elindeki yüzüğü alıp parmağıma taktım “Güleyim bari. Daha öncede söyledim yaşlı adamlar dikkatimi çekmiyor.” çenemi dikleştirdim. “Eğer gereksiz bir yakınlık gösterirsen hayalarının başı dertte olur.” diye uyardım.

Yarım bir şekilde gülümsedi “Merak etme küçük çocuklar ilgimi çekmiyor.”


****


İSPANYA 17.00

Uçaktan indiğimizde Sarp’ın kiraladığı araba bir yarım saat bir yolculuk yaptık. “Türkçeyi az çok biliyorlar fakat sen yinede gerekmedikçe onlarla konuşma.” yüz ifadesi düzdü 

Ailesiyle konuşmak istemiyor muydu ?

“Bana hiç ailenin İspanya’da yaşadığını söylememiştin?”

“Söylemem için bir neden yoktu.” dediğinde böyle bir şey sorduğum için kendime sövdüm. Daha fazla ise bir şey söylemedim.


SARP ÇELİKER

Acı ve nefret bizi ayakta tutan şeylerdi. Şu an o soysuzların kapısına gittiğimi annem görse benden utanırdı. Onun canını alanların kapısına gittiğimi görse beni hiçbir zaman affetmezdi.

Beni affet anne.
Can dostuma canını koruyacağıma söz verdim. 
Onu korumam lazım anne.
Beni affet olur mu?

Evin önünde durduğumda bakışlarım yan tarafta oturan Deren’e kaydı. Parmağındaki yüzükle oyunuyordu, onun için anlamsız ama benim içimi yakan yüzüğe. Acaba oda bilseydi yine böyle bakar mıydı?

Asla bilmeyecek

“Gidelim.” dediğimde arabadan indim. Oda indiğinde tam yanında durdum ve elim ona uzattım. Önc tereddütle gözlerime sonra elime baktı “Zorunluluk.” dedi elimi tutarken.



“Zorunluluk.” diye onayladım bende. Elleri benim ellerimin arasında minicik kalmıştı. Yüzüne bakmaya devam ettim gözleri mavi ve yeşilin karışımıydı eşi benzeri yoktu. Yüzünde hafif hafif çilleri vardı ama güneşte daha da çoğalıyordu. Yüz hatları keskindi. 

“Niye öyle bakıyorsun?” dedi hafifçe gülerek, bu bana samimice güldüğü nadir zamanlardan biriydi. 

Ona cevap vermeden ilerledim ve kapıyı çaldım. Kapı anında açılırken babaannem şaşkın gözlerle bana bakıyordu “Matias.” yıllar sonra bu ismi duymak ağzımda acı bir tat bıraktı. “Babaanne. Yardıma ihtiyacım var.” dedim ispanyolca.

Bana cevap vermezken bakışları Deren’e kaydı “Bu kim?

Mi prometida. Nişanlım” 


****


Sarp yada Matias mı demeliydim bilmiyordum. Onun hakkında gittikçe daha çok şaşırıyorum. O bize kapıyı açan babaanesiyle konuşurken ben salonda oturuyordum. İspanyolca biliyordum ama bunu onların bilmesine gerek yoktu. 

Onlar?

Şu an karşımda iki tane ispanyol erkeği oturmuş bana sanki ilk defa kadın görmüş gibi bakıyordu. Yumruğu yüzlerine geçirmemek için kendimi zor tutuyordum. 

“Hey!” dedim birden ikisinede “Bakışlarınızı benden çekin.” dediğimde ispanyolca konuşmaya başlamıştım. Aslında ispanyolca bildiğimi onlara göstermiyecektim ama karşımdaki adamlarım bakışlarını beğenmemiştim. Her an  gözlerini oyabiirdim. 

Mateo, Alejandro. Şu pis bakışlarınızı Matias’ın nişanlısının üzerinden hemen çekmezseniz. Matias sizin gözlerinizi oyar.” diyerek içeri esmer, kumral kıvırcık saçlı badem gözlü bir kadın girdi. Tam karşımda durduğunda bende ayağı kalktım elini bana uzattı “Lucia.” dedi

Bende elini sıkarken “Deren.” dedim. 

Sen bu serserilerin kusuruna bakma. Hala akılları bazı şeylere çalışmıyor. Bu arada ben Matias’ın kuzeniyim.” elini geri çekerken kocaman gülümsedi. “Biraz yürüyelim mi?” 

Sarp’ın gelmesini bekleyeceğim.” dedim kalktığım yerde otururken. “Ona sürekli Matias mı diyeceksiniz?” diye sordum. Onun böyle bir hayatı olduğunu asla düşünmemiştim. Annesinin öldüğünü söylemişti. Peki babası neredeydi? Burası onunn ailesinin eviydi ama babası yoktu. 

Sarp ve babaannesi olduğunu öğrendiğim kadın odadan çıktığında Lucia direkt Sarp’ın boynuna atladı “Matias seni özledim.” dediğinde istemsizce dişlerimi sıktım. 

Sarp kıza sarılmadı aksine onu kendinden uzaklaştırdığında bakışlarında bir anlığına bana değdi. “Bana Matias deyip durmayın. Ben artık Matias Fernandez değilim. Hiçbir zaman olmadım. Ben Sarp Çeliker’im ” dediğinde sesi sertti. 

Sen soyunu unutmuş olabilirsin ama ben unutmadım.” dedi babaannesi. Oturduğum yerden kalktıktan sonra Sarp’ın yanında durdum. Babaannesinin bakışları beni süzerken ona bakmayı reddettim. Yanımdaki adama bakarken “Sarp.” dedim “Gidelim.” 

Sandığının aksine türkçe de biliyorum.” dediğinde dişlerimi sıktım. “O bir Fernandez. Siz ikiniz bir yalan inanmış olabilirsiniz ama şunu unutma ki soy her zaman babadan gelir.” 

Sarp’ın yanından ayrılıp tam karşısında durdum, saçları artık beyazdı, ve yüzünde yaşlılığın verdiği bir yorgunluk vardı. Çenemi daha yukarı diktim “Yanılıyorsunuz. Soy birinden değil, kendinizden gelir.  Soy kan bağıyla olmaz kalp bağıyla olur ama eğer birinden gelmesi gerekiyorsa oda annedir. Soy kadından gelir, çünkü tarih her zaman soysuz adamların soylu kadınların neslini tüketmek istediğini yazar fakat bunda asla başarılı olamazlar.” 

Gerçekten ailene saygısızlık yapan bir kadınımı koruyorsun? Bu kadar saygısız bir kadını mı  yatağına alacaksın.” hayır bunu söylememiş olmalıydı. Bunu söylemedi Deren. Sen yanlış duydun.  Hayır yaşlı birine saldırmak doğru değil.

Ağzımı açmıştım ki Sarp bir anda konuşmaya başladı “Ben Sarp Çeliker. Sen benim nişanlıma hakaret edemezsin! Bu evdeki kimse edemez ve evet parmağında benim yüzüğümü taşıyan kadını canım pahasına koruyorum, her zaman koruyacağım.” dediğinde bunların hepsinin bir rol olduğunu bilmek içimde bir şey oturmasına sebep oldu. Elini elimin içine alırken babaannesine iyice yaklaştı “Ayrıca Bianca Fernandez ben yatağıma değil k kalbime alacak birini istiyordum.” ellerimizi yukarı kaldırdım “Ona da sahibim artık.” 

Eğer bunun bir rol olduğunu bilmeseydim bu sözlerinin gerçek olduğuna inanırdım. Hayır olması gereken buydu zaten, bu yüzüklerin bir anlamı yoktu. Hepsi rol icabıydı, ve daima öyle kalacaktı. 

Öyle kalması gerekirdi.



Umarım bölümü sevmişsinizdir ballarım. Artık yavaş yavaş olaylara giriş yapmış bulunuyoruz. Bölümde tahmin edeceğim şekilde çok fazla soru işareti oluştu kafanızda, hepsini teker teker öğreneceğiz.

Yine haftaya bugün bölüm atmaya çalışacağım sizi çok seviyorum kocaman öpüyorum.



Yorumlar

  1. Çok güzel bölümdü ama çok kısa bütün hafta bunu beklememe deydi ama bölümü 9 dk bitirdim açıkçası sadece 9 dklik bölüm için bı hafta beklemek benim için çok çor umarım yanlış anlamamışsindır seni ve kalemini seviyorum 🩷

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her hafta bölüm attığım için bölümü 3k Kelime civarlarında oluyordu ama bundan sonra daha uzun bölüm yazmaya çalışacağım. Asla yalnış anlamadım yorumun için teşekkür ederim 🫶🏻

      Sil
  2. Normalde iki bölüm atmıyormuydun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır balım her hafta bir bölüm atıyorum

      Sil
  3. aşşşşşıırııııı iyiydi ama 10 dk da bitirmek biraz üzdü açıkçası 1haftalık bekleyiş için

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oyy yerim merak etme bundan sonra daha uzun olacak bölümler bu kadar çok istenilecegini hiç düşünmemiştim 🥹🫶🏻

      Sil
  4. Güzel bölümdü ve bence o yüzükler rol icabı değildi,ayrıcaa sarp'ın kuzenine luca'mıydı neydi bilmiyorum ona çok sinir oldum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmene çok sevindim balım🥹 ve yüzüklerinde bir anlamı bir geçmişi vardır elbet...

      Sil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar