Nitelikli
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
V. 14.PERDE
"Acım ve öfkem o kadar büyüktü ki beni seven insanlara bile kör oldum."
Kapkaranlık Her günüm - Sena Şener
Sen Orada yoksun - Göksel
BU KİTAPTA GEÇEN BÜTÜN KİŞİ VE OLAYLAR TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR HİÇBİR ŞEKİLDE GERÇEKLİĞİ YANSITMAMAKTADIR.
Bölüm sonu yorumlarda buluşalım lütfen iyi okumalar
Ig/ sesimiziduyuramadik
Tt/sesimiziduyuramadik
X/ ruhunlasavas
Sessizliğin arasından bir ses fısıladı bana, uyan çiçeğim, aç o yeşile karışmış mavi gözlerini, uyan kara civcivim… Ses kesildi ve onun yerine kulaklarımı sağır edici bir çınlama doldurdu. Hafifçe inleyerek gözlerimi aralamaya başladım, hareket etmek istedim ama ellerim ve ayaklarım hareket etmedi. Beyaz floresan ışık ilk başta gözlerimi acıttı lakin daha sonrasında buna alıştı.
Zihnim en son ne olduğunu hatırlayınca bedenimi telaş ele geçirildi. O an herşeyi idrak edebildim, ellerim ve ayaklarım bir sandalyeye bağlıydı. Bakışlarım etrafta gezindi duvarlar beyazdı ve etrafta ameliyat malzemeleri vardı. Burada ne işim vardı?
Korku bedenimi ele geçirirken tam karşımdaki kapı açıldı. İçeriye giren beden ile kalbime rahatlık çöktü “Baba.” dedim minnetle. Babam beni almaya gelmişti, her ne olursa olsun küçük kızını korumaya gelmiştin. “Beni almaya mı geldin?” diyen soruma cevap vermezken arkasından bir kaç adam daha girdi. Kalbimin içine bir hançer saplanırken hayal kırıklığı bir çığ gibi üzerime devrildi. Yine de umudumu kaybetmedim. “Sizde kimsiniz?” dedim soğukkanlı olmaya çalışırken. “Bizim kim olduğumuz önemli değil.” dedi içlerinden biri bir adım öne çıkarken. Siyah takım elbiseli orta yaşlarda bir adamdı. “Önemli olan senin bize vereceğin bilgiler.” demesiyle kaşlarımı çattım.
Kaşlarım çatıldı “Ne bilgisi?” diye sordum.
“Abinin bizden sakladığı ve imha ettiği bilgileri.” kan beynime sıçradı. Bu o örgüttü, abimi şehit eden örgüt. “Sizi geberteceğim!” dedim hiddetle. “SİZİ DOĞDUĞUNUZA PİŞMAN EDİCEM!”
“Bence sakince konuşalım.” dedi adam rahatlığını koruyarak.
“ŞEREFSİZLER. SİZİNLE KONUŞACAK TEK BİR KELİMEM YOK!” bakışlarım bu sefer babama kaydı. “NİYE ORADA DURUYORSUN BABA!” diye bağırdım ona da “OĞLUN ÖLDÜ SENİN SEN NİYE ONLARIN TARAFINDASIN!”
“Salim konuşsana kızınla.” dedi biri ama kim olduğunu göremiyordum. “Gerçeği anlatsana ona, herşeyi söylesene.”
“Neyi?” dedim cevabından korkarken. Delici bakışlarım babama bakarken o benim gözlerime bakmaya çekindi. “Ne yaptın?” diye fısıldadım.
“Seni bize sattı.” dedi acımasızca nerede olduğunu bilmediğim adam. “Senin ölmeni istedi ama abin öldü.” dedi yine aynı ses. Oturduğum yerde sarsılırken midem kasıldı. Hangisinin daha ağır olduğunu bile kavrayamadım, abimin infazını babamın vermesini mi yoksa asıl ölmesi gerekenin ben olduğum gerçeği mi? Gerçekler üzerime öyle bir yıkıldı ki ben bu sefer altından kalkamadım.
Babam çocuklarını satmıştı, hemde bir hiç uğruna. Babam vatanına ihanet etmişti, benim kahraman dediğim babam aslında haindi. Sadece vatanına değil ailesine de ihanet etmişti. Midem bu gerçeklerle sarsılırken başımı öne eğip midemdeki herşeyi boşalttım.
Gözlerimden birer damla yaş düştü “ALLAH BELANI VERSİN SENİN!” diye haykırdım. “NASIL BABASIN SEN! HANGİ BABA BUNU EVLADINA YAPAR!” Sustu ve başını eğdi. “SEN BENİM KAHRAMANIMDIN! SEN NASIL VATANINA İHANET ETTİN!”
Abicim canın çok acıdı mı? Abicim babam sana nasıl kıydı? Abicim huzurlu musun? Huzurlu ol ben senin yerine onların canlarını sökeceğim.
Abicim yanına gelebilir miyim?
“Neyse asıl konumuza dönelim o zaman.” derken bir adım daha bana yaklaştı karşımdaki siyah saçlı adam. Ceketini çıkarıp kenara koydu ve gömleğinin kollarını yukarı katladı. “Bize örgüt için olan silahların yerini ve şifresini ver.”
“Bilmiyorum.” dedim direkt. “Hafızam yok, bilmiyorum.”
“Hatırlatırız.” dediğinde kafasıyla adamlarına işaret yaptı. İki adım bana yaklaşıp beni çözdüler ve sandalyeden kaldırdılar. Başta ne olduğunu anlayamadım. Yüzüme yediğim tokat kulağımı çınlatırken dudağımdan akan kanı hissettim. “Konuş!” dedi hiddetle.
“Bilmiyorum!” dediğimde saçlarıma dolanan elleri hissettim. Dudaklarımdan tiz bir çığlık dökülürken adam yüzüme yaklaştı “Anlat ve kurtul.” dedi dişlerini sıkarak.
“Bir şey bilmiyorum!” dedim acıyla. “Yemin ederim. Hatırlamıyorum, hafızamı kaybettim. Hatırlamıyorum.” saçımdan tutarak beni yere savurduğunda adamlarda kollarımı bırakıp yere düşmeme izin verdi. Saç diplerim sökülür gibi olurken bakışlarımı babama çevirdim. Onun bakışları ise yerdeydi.
Benden mi utanıyordu?
Güçsüz olduğumu düşüyordu.
“Madem kolay yoldan anlamıyorsun.” dedi önüme eğilirken. “O zaman zor yoldan öğretiriz.” birileri koluma girdi. Bakışlarım bulanıklaşmaya başlamıştı ama yinede kendimi düşmemek için zorladım.
“Dokunma bana!” dedim hiddetle. Bir ameliyat masasına doğru gidiyorduk, gitmemek için çırpındım ama gücüm onlara yetmedi. “İstemiyorum!” diye bağırdım. “Bırak dokunma!” beni dinlemediler. Neredeyse sürüne sürüne beni o ameliyat masasına yatırdılar. “BİLMİYORUM! YEMİN EDERİM BİLMİYORUM!” kollarım ve ayaklarım iki yana kelepçeliyken hala ismini bilmediğim adam ameliyat malzemelerini karıştırıyordu. Bana canlı canlı işkence edecekti!
Yattığım yerde çırpınmaya başladım “BABA!” diye bağırdım var gücümle. “BİR ŞEY YAP! BIRAKMA BENİ, BİR ŞEYLER YAP!” babam yine sustu. Bana bakmadı bana cevap vermedi “YALVARIYORUM!’ yine cevap yoktu. “Lütfen…”
“Son kez soruyorum.” dedi eline neşteri alırken “Bize silahların yerini söyle ve şifreyi ver.”
Gözlerimi kapattım, gözümden şakağıma bir damla yaş süzüldü “Bilmiyorum.” diye fısıldadım tekrardan. Abiciğim sende mi susmak zorunda kaldın.
Sarp gelecek ve seni kurtaracak, o seni bulacak. Korkma abin hep yanında olacak, seni bırakmazlar seni hiç bırakmazlar. O an hissettim… Neşterin derime girişini hissettiğimde gözlerim kocaman açıldı ve her yer çığlığım ile inledi. O kadar çok çığlık attım ki abim burada olsa beni kurtarırdı. Bedenim yanarken aynı anda sanki kafamda şimşekler çaktı.
“KONUŞ!” diye bağırdı.
Çığlıklarımın arasında “BİLMİYORUM!” diye haykırdım. “ABİ!” diye bağırdım acı içinde.
“KONUŞ!”
“SARP!” diye haykırdım bu seferde. Ölmek bu muydu bilmiyordum ama canım acıyordu. Sadece bedenim değil ruhumda işkence çekiyordu, buradan sağ çıkmak istemedim o an. Bu günden sonra asla bir daha eskisi gibi yaşayamazdım, öleyim istedim. Abiciğim beni yanına al. Bilincim kapanmadan dakikalar önce şeytan kulağıma fısıldadı “Seninle bir anlaşma yapacağız küçük hanım…”
🥀
SARP ÇELİKER
“Turan hadi artık bul şu konumu!” dedim hiddetle. İçim yanıyor, suçluluk hissi bir kez daha üzerime yığılıyordu.
YİNE KORUYAMADIN MATİAS!
Koruyacaktım onu bulacaktım.
“Buldum.” dedi en sonunda Turan. O kutup yıldızı kolyesini Deren’e verdiğimde her ihtimale karşı cps taktırmıştım. Bu günün gelmemesi için herşeyi yapmıştım ama yine aynı durumdaydım. Bir kez daha onu kaybetmenin eşiğindeyim. Hızla konumu aldıktan sonra arabaya atladım, Turan ve Berk arkamdan seslense bile onları duymazlıktan geldim.
Bir şey olmasın. Lütfen bir şey olmasın.
Tam gaz köklerken arkadan bizimkiler geliyordu. Bizimkileri bulduktan sonra Deren’i yerinden göremeyence adeta delirmiştim. Bir saatin sonunda ıssız bir deponun önüne geldiğimde deponun önündeki polis arabasını gördüm. Hızla arabadan indiğimde onu gördüm, Deren’i. Eray lavuğunun kucağında kanlar içindeydi, koşarak ona doğru ilerlediğimde elim ayağım boşalacak sandım. Eray beni görünce “Onu götür.” dedis sadece “Kan kaybediyor, arada bilinci gelip gidiyor. Onu yetiştir bende arkanızdan geleceğim.” dediğinde Deren’i kollarımın arasına aldım.
“Sarp benim arabaya geç.” diyen Turan’a doğru ilerledim. O kucağımda bir kuş gibi yatarken ben hızla arabaya bindim. “Cenk’e haber verin!” dedim korkuyla. Saçlarını yüzünün önünden kenara çektim. Karnının üzerindeki ceketi daha da bastırdım “Dayan!” dedim ona sert bir sesle. “Lütfen bırakma beni!”
Dudaklarından mırıltı gibi bir şey çıkınca hızla yüzüne eğildim “Yorma kendini, bak geldim.” dudaklarımı alnına yasladım. “Yetiştim bu sefer yetiştim, kaybedemem.”
“Sarp…” diye mırıldandığında canım gitti sanki.
“Sarp ölsün sana, ölsün senin yoluna.” dediğimde yine sesi çıkmadı. Canı yanıyordu canının acısını ondan almak istedim. “Gitme…” diye yalvardım adeta ona. Yüzünü göğsüme gömerken yarasına daha sıkı bastırdım. “Bir kez daha kaldıramam. O kadar dayanamam.”
Çok kırdım seni canım özür dilerim. İstemedim yemin ederim istemedim, sen yaşa diye seni bıraktım. Sen solma istedim ama yine seni soldurdum. Özür dilerim charia guerrera seni bundan sonra bırakamam. Söz veriyorum çiçek açman için elimden geleni yapacağım. Uyan sonra istersen sen git benden ama uyan. Uyan ki o gözlerini göreyim sesini duyayım ve nefes alayım.
Dudaklarından kesik kesik iniltiler çıkıyordu. Gözleri hafif aralanır gibi oldu “Ö…özür… di…le..rim.” dediğinde kaşlarım daha da çatıldı. Özür dilemesi gereken bir sebep yoktu.
“Yorma kendini.” dedim hemen. “İyi olacaksın. Yetiştiricem.”
Araba durduğunda hızla arabadan kucağımda Deren ile indim. Kliniğe girdiğimizde onu sedyeye yatırdım. Sert ama içi parçalanmış bakışlarımı Cenk’e çevirdim. “Onu kurtar!” dedim net bir şekilde. Kafasını salladıktan sonra ameliyathanenin içine girdi.
Özer, kardeşim, canını koruyamadım.
Beni affet…
Dizlerimin üzerine çöktüm bu onun için ilk çöküşüm değildi ama bu sefer her zamankinden daha çok canımı yaktı. Genzim sızlarken kendimi tuttum güçlü ol Matias.
“O iyi mi?” arkamda duyduğum sesle kanım kaynadı, öfkem içimde çığ gibi büyürken çöktüğüm yerden kalktım. Sağlam adımlara o itin üzerine yürüdüm ve yakasını avucumun içine alıp yumruğumu yüzüne geçirdim.
“SENİN ORADA NE İŞİN VARDI LAN!” dedim hiddetle. O siktiğimin piçi Deren’i benden önce nasıl bulabilirdi ki ? Ona zerre güvenmiyordum. “Ne işler karıştırıyorsun sen şerefsiz!”
“Sarp!” diyerek araya girdi Turan. “Yapma kardeşim.”
“Bırak oğlum! Bu it oradaydı!” Turan zorlukla beni geri çektiğinde kolumu ondan kurtardım. “İhbar geldi.” dedi yüzündeki kanı silerken. “İsimsiz bir İhbar geldi, olay yerine en yakın bendim. Bu gece devriye geziyordum, İhbar geldi ve olay yerine gittim. Sonra onu gördüm.”
Bu ite zerre inanmıyordum, kesinlikle bu işin içinde bir iş vardı. Bu kadar tesadüfün bir anda bir araya gelmesi mümkün değildi. “Siktir git buradan!”
“Gitmem.” dedi direkt. “Deren’in iyi olduğunu bilmeden gitmem.”
“Oğlum bak git katil etme beni!”
“Eray git.” diyerek araya girdi Şeyma. “Ben sana haber veririm. Burada olman hiçbir işe yaramayacak, işleri yokuşa sürme.”
Önce durdu daha sonrasında arkasını dönüp gitti. Bakışlarım tekrardan ameliyat kapısına döndüğünde “Turan.” dedim sert bir sesle “Onu bana bul. Onları doğduklarına pişman edeceğim.”
Elini omzuma koyup sıvazladı. “Bulacağız kardeşim önce bir Deren uyansın, biz hesabını sorarız.”
İyi ol lütfen iyi ol
Bu hayatta onu beklediğim kadar kimseyi beklememiştim. Onu korumak için ondan bile vazgeçmiştim. O benim zaafımdı ve ben onu kendi karanlık dünyamdan korumak için onu bırakmak zorunda kalmıştım. Ona bunu hiç anlatamamıştım, anlatamazdım. Böyle bir şey nasıl anlatılır ki abisinin ondan bütün hayatını sakladığını nasıl ona anlatırdım.
Yalanlar üzerine bir hayat kurarak onu da geleceğini de tehlikeye atamazdım. O bunları bilse beni anlar mıydı bilmiyorum ama bunları ona da anlatmak isterdim.
Onu örgütten korumak için onu bırakmak zorunda kaldığımı ve kendi karanlığımdan onu korumaya çalıştığımı anlatmak isterdim. Hafızasını benim yüzümden kaybettiğini anlatmak isterdim. Özür dilerim bunları sana anlatmaya asla cesaret edemedim.
Bakışlarımı saatte kenetledim, her geçen saniye içime batan bir hançer oldu. Cenk odadan çıkınca bakışlarını ona çevirdim. Dudaklarından çıkacak iki kelimeye muhtaçtım o an. İyi olsun. Lütfen iyi olsun.
“Şimdilik iyi. Bu gece çok önemli. Karnından rahmine uzanan uzun bir bıçak yarası var. Rahmin bir kısmına zarar vermiş ben zararı en aza indirmeye çalıştım ama…” bakışlarını kaçırdığında bütün bedenim kasıldı. “İleride çocuk sahibi olmak istediğinde sorun teşkil edebilir. Çok riskli bir gebelik geçirebilir. Tabiki hiç sorunda olmayabilir ama yine de ihtimaller her zaman var.”
“Yapma oğlum.” dedim acıyla, sesim ilk defa bu kadar zayıf çıktı. Ne denir di ki zaten? Ona bunu nasıl söylecektim, yıkılırdı, bu kadarını kaldıramazdı.
“Özür dilerim kardeşim.”
Yemin ederim charıa guerrera onları doğduğuna pişman edeceğim, hemde canım pahasına
Şeyma ve Işıl’ın ağlama sesle kulaklarımı doldururken cebimdeki silahı çıkarıp Turan'a döndüm. “Sık kafama Turan!” dedim acıyla. Benim sevdiğim kadının canını yakmışlardı. Ben ona böyle bir şeyi söyleyemezdim.
“Sarp yapma kardeşim.” dedi Berk önümde dururken.
“Sen sık o zaman!” dedim bu sefer. “SIKIN LAN BİRİNİZ KAFAMA. BEN Mİ SIKAYIM KAFAMA!” silahın namlusunu kafama doğrulttum. Benim Deren’in karşısına çıkacak yüzüm yoktu.
Turan hızla bana atıldı ve elimdeki silahı almaya çalıştı. “NE OLACAK SANIYORSUN!” diye haykırdı yüzüme. “SEN KAFANA SIKTIĞINI ZAMAN BU GERÇEĞİ DEĞİŞTİREBİLECEK MİSİN SANKİ! O KIZ DAHA ÇOK YIKILMAZ MI SANIYORSUN!” gerçekler yüzüme çarparken silahı elimden kaydı. “Bu kızda kayadan değil oğlum. Etten kemikten, herşeyle başa çıkamaz.”
“Nasıl söyleyeyim?”
“Halledeceğiz kardeşim. Halledeceğiz.” dediğinde omzumu sıvazladı. “Git hadi sana ihtiyacı var. Seni hisseder.”
Turan’a arkama dönerken odaya doğru ilerlemeye başladım. Kapıyı açıp korkak adımlarla ona doğru ilerledim. İçimdeki yangın da benimle beraber gelirken başım öne eğik girdim odaya. Alttan alttan yüzüne bakatım, yüzü oksijen maskesi ile gözleri kapalıyken yüzündeki yaraları görmek canımı yaktı. Sağ dudağının kenarı patlamıştı, sağ gözü ve yanağı da morarıktı. Ona biraz daha yaklaştığımda yatağın dibinde çöktüm, soğuk ellerini ellerimin arasına aldım. Kollarında kırmızı izler vardı, izlerinden öptüm tek tek. Kim bilir ne yaşamıştı da bunlar olmuştu. “Gözlerini görmeyi özledim.” dedim fısıltıyla.
Canı çok yanmıştı belliydi. Yanıma almalıydın Matias. Seninle gelmek istediğinde onu reddetmemeliydin. Onu yanından ayırmamalıydın. Sevdiklerim gözümü onlardan ayırdığım her an zarar görüyorlardı. Acınası olan şey ise yanımda da tamamen koruyamıyordum.
Beceremedin oğlum. Ne sevmeyi becerebildin, ne kalmayı ne gitmeyi ne dekorumayı. Anneni bile tutamadın hayatında
“Sana anlatamadığım o kadar çok şey var ki. Aç gözlerini ve tekrardan bana saçma saçma tripler at. Hep burnunun dikine git, sabaha kadar çizgi film izleyelim. Bu sefer sesim çıkmaz.” alnımı elinin üzerine yasladım. Ağlamam sanıyordum ama yıllar sonra ilk defa iki damla gözyaşı damladı gözlerimden. Nasıl ona söyleyecektim ki? Bunu ona söylemek kafama sıkmakla eş değerdi benim için. “Beni affedebilecek misin?” beni affet çünkü ben kendimi asla affetmeyeceğim.
😔
İLAHİ BAKIŞ AÇISI
Yorgun adımlarla eve girerken omuzları düşmüştü Salim’in. Kızının çığlıkları kulaklarına dolarken vicdanının sesini susturdu. Az önce gördüklerini hayatı boyunca unutamayacaktı. Kızını kurt sürüsünün önüne atmıştı bunun ağırlığını her zaman üzerinde taşıyacaktı.
Kapıyı açarken karısı gözlerinin içine korkarak baktı. Kocası günlerdir eve gelmiyor ve telefonlarını da açmıyordu. O da bu süreçte çökmüştü Özer'den sonra Deren’i de kaybetmişti nihayetinde. Bir anne daha nasıl dik durabilirdi ki? Duramazdı ve oda duramamıştı, iki büklüm kalmıştı öyle. “Aklım çıktı Salim neredesin sen? Telefonlarımı bile açmıyorsun. Beni öldürecek misin sen?” ard arda telaşlı sözler sarf ederken gözlerinin altı yorgunluktan mor olmuştu artık.
“İyiyim.” dedi sadece kuru bir sesle içeri girerken.
“Sadece iyiyim mi!” dedi bu sefer sinirle “Aklım çıktı diyorum Salim!” aynı sinirle eşinin peşinden yürüdü “Ne oldu yine?” diye sordu şüpheci bir tavırla. Kocasının halini hemen anlardı ve bu hal hiç de hayrı alamet değildi. “Salim.”
Salim karısına cevap vermezken üzerindeki ceketi çıkardı ve koltuğa uzandı. “Olmadı bir şey.” dedi.
“Bir şey olmuş.” dedi anında Nihal “Söyle ne oldu korkutma beni.” usulca kocasının yanına gitti ve ayağının dibine oturdu. “Hem Deren iyi mi? Haber var mı?” diye sorarken kızına olanlardan bir haberdi.
“Bilmiyorum.”
“Salim.”
Salim hiddetle uzandığı yerden kalktı “NE SALİM NE!” diye bağırdı. “VERDİM ONLARA KIZI!” diye sinirle ağzından kaçırdığında artık herşey için çok geçti.
Nihal eliyle ağzını kapatıp acıyla haykırdı. Gözlerinden yaşlar akarken tokadı Salim’in yüzünde indi. “KIZIMIZI O ŞEREFSİZLERE Mİ VERDİN?” diye bağırdı yüzüne doğru. “SEN NASIL BİR BABASIN!” bir kere o hatayı yapmıştı ve kendini asla affetmeyecekti ama bu çok daha farklıydı. Bu ölümdü…
“Polise haber verdim.” dedi Salim. Bu doğruydu Deren’in eski sevgilisi olan komiser Eray'ı gizli numaradan aramıştı. Polisin geldiği haberi duyulunca herkes hızlıca toparlanmıştı.
“ALLAH SENİNDE BU İŞİNİNDE BELASINI VERSİN. SENİN ÇOCUĞUNDAN DA MI ÖNEMLİ BU İLLET!” omuzları daha çok sarsılırken Salim daha fazla dayanamayarak eşini kollarının arasında aldı ve bağrına bastı. Nihal geri çekilmek istedi ancak izin vermeyince daha fazla direnmedi ve kocasının göğsüne son olan gücüyle vurdu “Benden çocuklarımı aldın.” dedi acı içinde. “Beni mahvettin, bizi mahvettin Salim. Ocağımıza ateşi atıp yaktın.”
“Özür dilerim.” diyebildi sadece. Evlenirken ona mutlu bir yuva vereceğini söylemişti karısına Salim. Çok sevmişti karısını ve karısının ona verdiğin çocukları. Canından bile çok sevmişti ama kurul onun için hep öne gelirdi, aileden bile.
“Bari kızımı bana geri getir.” diye yalanladı kocasına.
“Yapamam.” dedi Salim. Kızımızın mezarını kendi ellerimle kazdım diyemedi. “Özür dilerim.”
“Allah şahidim olsun Salim.” diye yemin etti “Kızımın canının yandığını her an için herkesi yakarım. Seni bile yakarım.”
❤️🔥
SARP ÇELİKER
“Biraz uyusan iyi olacak kardeşim.” diyen sesini duydum Turan’ın. Kafamı kaldırıp ona baktığımda ise onun gözlerinde de saf acıyı gördüm.
“Kim?” dedim buz gibi bir sesle. “Kimin işi bu? O örgütten bunu yapan Kim varsa hepsinin nefesini keseceğim Turan!” oturduğum yerden kalktım lakin elim hala onun cansız elini tutuyordu. “Bu örgüt mü kurul mu her ne sikimse artık yıkılmaya mahkum. Onları içten içe mahvedeceğiz.”
“Bulacağım kardeşim merak etme.” dedikten sonra bu sefer bakışları orada neredeyse iki gündür cansız yatan Deren’e döndü. “Ona uyanınca nasıl söyleyeceğiz?” benim bakışlarımda ağır ağır ona döndü. İki gündür kendime sürekli bunu soruyordum. Ne yapacağımı bilmiyordum ona bunu söylemezdim.
“Bilmiyorum.” dediğimde elimin altındaki elinin hareketlendiğini hissettim. Varlığı azdı ama o his oradaydı. “Deren.” derken hızla dizlerimin üstüne çöktüm. Yeşil - mavi gözlerini yavaşça araladığında bakışları direkt beni buldu. Beni görünce göz bebekleri titredi ve bu benim içimi yaktı. “Sarp.” dedi kısık sesle. Sarp sana ölsün.
Ellerim saçlarına gitti “Burdayım. İyisin merak etme.” dedim ve yüzündeki maskeyi daha rahat konuşması için ağzından çektim.
“Ben…” dedi lakin devamını getiremedi. Bakışlarını sık sık benden kaçırıyordu, bir şeyler vardı ama bunu söyleyemiyor gibiydi. Gözlerinden yaşlar akmaya başlayınca benim içimdeki yangın daha da harlandı. “Bir şey yok.” dedim onu yatıştırmak için. “İyisin bir şey yok.”
“Anlarsın değil mi?” dedi titrek bir sesle. “Söz verdin beni anlarsın değil mi?”
Kaşlarım anında çatıldı ne yaşatmışlardı ona böyle “Tabiki anlarım.” dedim tereddüt etmeden. “Bunları düşünme şimdi iyi olmaya bak.”
“Korkuyorum! Beni anlamazsın diye ödüm kopuyor!” sesi artık daha da yüksekti ama bu sinirden değil gerginliktendi.
Onun canını yakan şeyin ne olduğunu gözlerinden okumak zihninden söküp almak isterdim. Bunu eğer yapabilseydim yapardım.
Cenk’in içeri girmesiyle bu sefer Deren bakışlarını ona çevirdi. “Uyanmışsın.” dedi her zamanki gevşeklikle. Arkadaşım olmasa şu ana kadar ölmüş olurdu. “Nasıl hissediyorsun kendini?”
Bakışlarım yine anında ona kenetlendi. “Yani idare eder.” dedi az öncekine nazaran daha sakin bir sesle lakin yinede gerginliğini saklayamıyordu.
“Şu anlık bir sorun gözükmüyor zaten. Her şey yolunda sadece kendini daha az yorman gerekiyor.” dedikten sonra bakışları beni buldu. Benden onay bekliyordu, kafamı salladım sadece. Bunu ona ben söyleyemezdim, benim dilim bunu söylemeye varmazdı.
“Sadece şu var ki, tabiki de bu sadece bir ihtimal ama yinede söylemek zorundayım. Yara karnından kasığının bir kısmına kadar ilerliyor ve bu nedenle rahminde bir yırtık meydana gelmiş.”
“Yani bu ne demek?” diye sordu hemen anlamaz bir halde Deren.
“İleride çocuk sahibi olman çok riskli. Ben zararı en aza indirmeye çalıştım ama ileride hamile kalsan bile düşük ile sonlanması büyük derecede mümkün.”
“Yani anne olamaz mıyım?”
“Olabilirsin ama bu dediğim gibi riskli ve düşük ihtimali çok yüksek. Üzgünüm keşke elimden bir şey gelse.”
Hiç tepki vermeden baktı Cenk’e daha sonrasında sadece “Anlıyorum.” dedi
😔
DEREN SİLDAY
Anne.
Dört harf, iki hece.
Çok basit bir şey gibi gözüken ama çok fazla sorumluluk gerektiren bir şeydi. Az önce duyduklarım kulağımda çınlamaya başladı. Anne olma ihtimalim düşüktü, benim bu ihtimalimi elimden alan kişi ise benim öz babamdı.
Zaten anne olmak istemiyordun Deren. İyi bir anne olamazdın.
Hayatım boyunca hep annem gibi bir anne olmayacağımı söylerdim. Bir gün çocuğum olursa onu herşeyden çok sevecek ve onu herkesten herşeyden koruyacaktım. Şimdi ise bu ihtimal bile elimden alınmıştı.
“Deren.” diyen sesini duymamla ona döndüm. “Bir şey söyle.”
“Ne söylememi istiyorsun?” dedim keskin bir sesle. “Zaten anne olmak istemiyordum. İyi bir anne olamazdım.”
“Acını gizleme. Söz veriyorum intikamını alacağım.”
“Hayır üzülmüyorum zaten bunu da hak ettim.” kafamı iki yana salladım. “Normalde ben ölmeliydim zaten abim yaşamalıydı. Ben yaşadım ve cezam da bu. İyi bir anne olmam zaten ben.” sesim gitgide titremeye başladı. “Sadece ne bileyim işte belki bir ihtimalde olsa iyi bir anne olurum diye…” sözümü bitirmeme izin vermeden kollarını bana doladı. Yaram sızladı ama o bana sarıldığı için bunu umursamadım.
“Sen çok iyi bir anne olacaksın. Ben biliyorum. Herşeye inanmam ama buna inanıyorum mucizeler hala vardır.”
“Benim içinde var mı sence?”
“En çok senin için var.”
“Babam da oradaydı.” dediğimde kaskatı kesildi. “Beni onlara verdi, benim yüzüme bile bakmadı.” gözyaşlarım sicim sicim yanağıma doğru inmeye başladı. Sen ölmeliydin Deren. Sen ölsen abin burada olurdu. “Canım yanıyor ve bu artık normal değil mi? Yaram var sonuçta, yaralıyım.” bana daha da sıkı sarıldı. Gerçekleri öğrendikten sonra sana yine böyle sarılacak mı sence Deren ?
“Yaralısın, bu yüzden herşeye hakkın var.” dedi. Bu bir izin gibiydi bu yüzden haykıra haykıra ağladım. Her sarsıntıda canım daha çok yandı ama bunu umursamadım. Şu an ağlamaya hakkım vardı çünkü yaralıydım. Hep yaralıydım…
“Bu kadar ağlama.” dedi birden ve geri çekildi. “Yaralısın. Canını yakacaksın.”
Canım zaten yanıyor
Yüzümü ellerinin arasına aldı ve yüzümdeki yaşları sildi. Hemen yatağın kenarına oturdu ve elimi ellerinin arasına aldı. “Sen uyurken ben bir söz verdim sana ve sözümü yerine getireceğim.”
“Ne sözü?”
“Sana herşeyi anlatacağımın sözünü verdim.” elimi daha da iyi kavradı. “Bu yüzükleri birlikte almıştık aslında. Kazadan önce nişan planları yapıyorduk, çok sevmiştin bunları,
Ben daha güzel modeller göstersem de bunlar olsun diye tutturunca bunları almıştık.” dediğinde canım yandı. Bunları neden şimdi anlatmak zorundaydı ki hemde artık herşey dağılacakken.
“Kaza günü beni aradın ve ağladın sonra hat kesildi. Seni bir daha gördüğüm yer yoğun bakımdı. Özer sen onu koruyamadın onu bırak demişti. Başta kabul etmedim tabiki ama sonrasında benimde bunu kabul etmek zorunda kaldığım bir durum oldu.” derin bir nefes aldı ve devam etti. “İspanya daki adamlar peşime düştü. Maçlardan falan işte, biz bunu yapanların ilk peşimizde olanların olduğunu düşünmüştük ama öyle değildi. Maçlardan peşime düşenler de vardı, örgütün yapacağı şeyi onlar erkenden yapmıştı. Aslında amacım hiçbir zaman temelli seni bırakmak değildi. İlk arkamı temizleyecektim daha sonrasında tekrardan sana kendimi hatırlatacaktım.”
“Sarp…” dedim içim kan ağlaya ağlaya. Susmalıydı daha fazla konuşmamalıydı çünkü ben çoktan herşeyi mahvetmiştim bile. Ben çoktan bize dair olan herşeyi yakmıştım.
Beni dinlemedi ve devam etti “Arkamı temizledim ama geri döndüğümde seni o lavukla buldum. Ona gülerek bir şeyler anlatıyordun. Sessizce geri çekildim ara ara seni izliyordum en son ise o itten ayrıldığın zaman gördüm seni. Yıkılmıştın, halbuki sen bir erkek için yıkılacak bir kadın değildin. Çok sevmiştir dedim ve bir daha asla seni görmeye gelmedim. Benden bir iz kalmamıştı derken yalan söylemiyordum, benim tozum bile kalmamıştı sende.”
Sadece gözlerine baktım, yaşadığı onca şeyin ağırlığı oradaydı. Kendimi suçlu hissettim, kendime kızdım. Görmemiştim, öfkem ve acım o kadar büyüktü ki ona gözlerimi kapatmıştım. Onu görmeyi bırak bunun için bir çaba bile göstermemiştim. Canım yandı ama bu sefer sadece ona değil kendime de.
“Anladım.” dedim dakikalar sonra. “Ben seni anladım, söz verdim sana ve anladım.”
“Bana kırgın mısın?” diye sordu
“Evet.”
“Peki bu kırgınlığı geçirebilir miyim?”
“Evet.” dediğimde yüzünü bana yaklaştırdı. “Kırgınlığımı geçirmeye mi başlıyorsun?” diye fısıldadım.
“Belki. İşe yarar mı?”
Dudaklarım dudaklarına kapanmadan önce fısıldadım “Belki.”
Öpüşü sert değildi nazik ve yumuşaktı. Beni incitmek istemediği belliydi bu yüzden öpüşü uzun sürmedi ve nefes nefese geri çekildi. “Bu bir ceza.” dedi sert bir sesle. “Sana doymak mümkün değil.”
“İyileştiğim zaman bu konuyu tekrardan konuşalım.” dedim cüretkar bir tavırla.
“Bu sözünü hatırlatırım.” dedi muzip bir şekilde.
“Her zaman beklerim.” dediğimde kapının birden açılmasıyla şok olmuş bir şekilde gözlerim açıldı.
“Ayy!” diye çığlık sesini duydum Şeyma ve Işıl’ın.
Ben olabildiğince geri çekilmeye çalışırken Sarp hala dibimde duruyordu. “Geri çekilsene be adam!” dedim panikle.
Dudağının kenarı kıvrılırken geri çekildi ve yanımdaki koltuğa rahat bir şekilde kuruldu. “Sizin kapı çalma adabınız yok mu be!” diye çemkirdim onlara
Kızlar içeri girerken arkadan da Berk ve Turan girdi. “Ay ne bileyim kız hasta hasta yiyişeceğinizi.” diyerek yanıma geldi Şeyma.
Hemen kolunu cimcikledim “Terbiyesiz!” diye kınadım onu “Ne biçim laflar onlar! Tövbe tövbe!”
“Yalan mı?”
“Şeyma sus dedim!” derken utançtan yüzüm yanmaya başlamıştı. Kendimi on kat yerin dibine gömmek istiyordum.
“Bütün ilgiyi kendine çekmeye çalıştın Deren ve başardın. Bunu bir daha yapma.” dedi alayla karışık Turan. Onda abimi gördüğümü söylemiştim ve evet o kesinlikle abimdi…
“Işıl böyle bir günde böyle olmasını istemezdim. Özür dilerim.”
“Saçmalama sen iyisin ya sorun yok.” dedi bana hafifçe tebessüm ederek.
“O haklı.” diyerek araya girdi Sarp. “Bundan sonra bu işten uzak duracaksınız bu artık bizim meselemiz. Ne kadar az kişi zarar görürse o kadar iyi.”
“Ne yani sen Özer’in emanetini tehlikeye atacaksın bizde kenarda duracağız öyle mi?” dedi hayret Işıl
“Kimsenin beni bir yere attığı yok. Ben kendi isteğimle buradayım.”
“Bu işte hep beraberiz.” dedi Berk.
“Rica etmedim, öyle olacak.”
Turan bir şey söyleyecekken telefonun çalmasıyla sustu ve telefonu açtı. Karşıdaki kişi ne dedi bilmiyorum ama telefonu kapattığında bakışları bana döndü. Kimse anlamadı ama ben o an herşeyi anladım.
O an ihanet üzerime giydiğim kanlı bir gömlekti. İçimde saklanan bir sırdı. Göğüs kafesimin içinde sinsice saklandı ve açığa çıkmak için zamanını bekledi. Açığı çıkacağı vakit geldiğinde ise artık bütün günahları benim üzerime yıktı.
“İhbar edilmişsin.” dediği anda göğüs kafesimdeki sır daha da açığa çıkmaya başladı. “Deren seni ihbar etmiş.”
Sarp’ın bakışlarını üzerimde hissettim. O kadar keskindi ki hissedememek aptallık olurdu. Dönüp bakmaya cesaretim yoktu. Ve şimdi ise ihanet üzerime giydiğim bir kefendi…
Umarım bölümü beğenmişsinizdir ballarım
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Yorumlar

Burda da biter beee çok iyi bölüm olmuş
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim balım okuyan gözlerine sağlık
SilBölüm çok güzel olmuş ama benim anlamadığım bir yer var deren neden sarpı ihbar ediyor bir de yeni bölüm ne zaman gelirrr
YanıtlaSilOnu da ilerleyen bölümlerde açıklayacağım balım. Yeni bölüm cumartesi gelecek 🫶🏻
SilAnlamadığım tek yer var neden sonda deren neden sarpı ihbar ediyor
YanıtlaSilOnu da önümüzdeki bir kaç bölümün içinde göreceğiz balım
SilÇok iyi bölüm bidahaki bölüm tahmini ne zaman gelir
YanıtlaSilCumartesi balımmm
SilAcaba diğer bölümde bizi ne bekliyo demiştim önceki bölümde yorum yapmıştım ama bu kadarda beklemiyodum güzel bölümdü
SilYeni bölüm gelmeli acilennnn bu bölüm harikaydı bu arada🩷
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim balım yarın gelecek bölüm
Sil