Nitelikli
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
V. 20.PERDE
"Bir çift göze şiir yazılır,
bu çift göze destan yazılır..."
Sarmaşık - Mabel Matiz
Gangsta's Paradise - Coolio
BU KİTAPTA GEÇEN BÜTÜN OLAY VE KARAKTLER
TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR HİÇBİR ŞEKİLDE
GERÇEKLİĞİ YANSITMAMAKTADIR
Ig/sesimiziduyuramadik
Tt/sesimiziduyuramadik
X/ruhunlasavas
İyi okumalar ballarım bölüm
sonu yorumlarda buluşalım
Gülmek lazımdı, her şeye herkese rağmen gülmek lazımdı. Bir ona gülüyordum belki bu yanlıştı lakin artık bildiğim bir şey varsa oda bu adam benim zaafım olmuştu. Onun için bütün herşeyi göze alırdım ve biliyordum ki oda benim için alırdı.
Ellerim onun ellerinin üzerindeyken bakışlarındaki garipliği fark etmemek için kör olmam gerekirdi. Az önce telefonda birileriyle konuşmuştu, ne olduğunu sormamıştım ama yanıma gelip oturunca garip bir şey olduğunu anlamıştım. “Bir şey oldu?” dedim sorar gibi.
“Deren.” dediğinde gülümsedim burukça. Bu ses tonunu biliyordum, birşey olmuştu ve ben üzüleceğim diye söylemeye bile çekiniyordu.
“Söyle.” dedim sadece.
“Annen vurulmuş.” dediğinde bakışlarım donuklaştı. Anne… Aylardır bana yabancı olan bir kelimeydi.
İçime anlamlandıramadığım bir telaş olurken oturduğum yerde rahatsızsa kıpırdandım ve gülümsemeye devam ettim. “İyi mi?” diye sordum. İyi olsa bu kadar durur muydu? Hayır İyi değildi.
Gördüğüm rüya aklıma geldiğinde içim burkuldu. “Oda gitti değil mi?” bunu sorarken sesim o kadar kısık çıktı ki bunu duymamış bile olabilirdi. O iyi bir anne değildi Deren. Yine de annemdi. Hayır üzülmemeliydim. “Kim neden?” dedim inananamaz gibi “O bir şey yapmadı ki?” kafamı iki yana salladım
“Üzülmüyorum.” dedim ama bunu ona değilde daha çok kendime söylüyor gibiydim. “O iyi bir anne değildi beni sattı. Beni sattı ama eskiden böyle değildi Sarp. Sevgisini pek belli edemezdi ama saçımı okşadı. Hayır biliyorum o abimin ölümüne sebep oldu, üzülmemeliyim.” gülümsemem silindi “O zaman neden bu kadar içim burkuluyor. İyi bir insan ya da anne değildi ama severdi bizi…” dudaklarım büzüldü istemsizce. “Severdi değil mi?”
“Deren…” ellerini ellerimden çekip saçlarımı geriye attı. Kafamı bir kez daha iki yana salladım. “Sevse beni satmazdı ama belkide bilmiyordu.” kendimi ikna etmek için binlerce bahane üretiyordum çünkü içten içe gerçeğin ne olduğunu iyi biliyordum. O bu zamana kadar ne kadar iyi annelik yapmış bile olsa ki - yapmadı - yinede çocuklarını sattığı gerçeğini değiştirmezdi.
“Koruyamadığım için özür dilerim.” dedi dudaklarını alnıma yaslayıp. Gözlerim kendiliğinden kapanırken birer damla da yaş düştü.
“Senin suçun değil.” dedim bütün dürüstlüğümle. “Herkes kendi seçtiği yolların bedelini öder. Onun bedeli ise ölüm oldu.”
Bir şey söyler sandım ama o sadece dudakları alnımın üzerindeyken sustu. Aramızda sessizlik hüküm sürerken o sessizliği bozan Sarp’ın telefonunun çalması oldu. Sarp geri çekilirken bende gözlerimi sildim ve geri çekildim. Sarp telefonu kulağına götürüp odadan çıktı.
Bakışlarım karşımdaki duvara doğru kenetlendiğinde düşünceler yine kafamın içini doldurdu. Çok düşünmek sizi ölüme sürükleyebilirdi. Düşünmek benim kendimi öldürme şeklimdi. Annem bu huyumu asla sevmemişti, sürekli uzaklara dalıp gitmemden düşüncelere dalmamdan nefret ederdi. Belki de bu yüzden daha çok düşünüyordum. Şimdi ise beynimi meşgul eden şey oydu. Annem.
Annelerinin kaderi kızlarına benzer derlerdi. Benim sonumun annem gibi olmasına müsade etmeyecektim.
O gerçekten gitmişti değil mi?
Oturduğum yerden kalktıktan sonra kendi kıyafetlerimin olduğunu odaya doğru ilerledim ve komidinin üzerinden telefonumu alıp annemin numarasını çevirdim. Telefon çalmadan direkt meşgule düştü. Normalde olsa annemin telefonu hep açık olurdu ama o artık yoktu. Şimdi idrak edebildim bu gerçeği. Oda abimin yanına gitmişti, beni bütün bu savaşın ortasında tek bırakmıştı.
Yatağın kenarına oturdum yavaşça telefon elimden kayıp giderken gözyaşlarım yanaklarıma doğru akmaya başladı. Annem gitmişti. Omuzlarım sarsılmaya başladığında ise sessiz hıçkırıklar döküldü dudaklarımdan. “Beni niye almıyorsunuz?” dedim sitemle. “Neden yalnız olmak zorundayım?”
Hani demiştim ya size ben Deren acılarının üzerine yürüyen o kızım diye. Artık değiştiriyordum ben Deren acılarının altında ezilmemek için çırpınan o kızım.
Ellerimle yüzümü kapattım ve ağlamaya devam ettim. O kadar sessiz sessiz iç çekiyordum ki, Sarp’ın bile beni duymasını istemiyordum. Onun zaten yeterince yükü vardı birde ben ona kendi yüklerimi ekleyemezdim, bu bencillik olurdu. Onun yüklerini taşıyan kişi olmalıydım, yüklerine yük katan kişi değil.
Nefeslerimi düzene sokmak için derin nefesler almaya çalıştım. Sadece nefes al Deren. Nefes almalıydım ama ağlamamı durduramıyordum bile. Elim boynuma gittiğinde göğsümün daha çok sıkıştığını hissettim
. Kalbim mi duruyordu?
“Deren bana bak güzelim.” çok yakından gelen sesi duyduğumda bakışlarımı ona çevirdim. Acı kahvelerini zar zorda olsa seçtiğimde bakışlarında ki telaşı gördüm. “Nefes al.” dedi yatıştırıcı bir sesle.
Ben ona bir şey diyemezken ne ara elimi tuttuğunu bilmediğim elini sıktım can havliyle. Gözlerim bulanıklaşmaya başlamıştı. “Benimle nefes al!” dedi sert bir sesle.
Dediğini yapmaya çalıştım. Gözlerim ona kenetliyken onun nefes almasıyla nefes aldım ve onun nefes vermesiyle nefesimi verdim. “Aferin bebeğime, aynen böyle devam ediyoruz.” derken sesindeki gurur küçük bir çocuğu tebrik ediyormuş gibiydi.
Nefeslerim onunla beraber düzene girmeye başladığında gözlerim istemsizce dolmuştu. “İyiyim.” dedim çatallaşmış sesimle.
“İlacını ceketimin cebinde bulmadım.” dedi bana karşılık. “Normalde hep yanımda olurdu ama bugün bulamadım.”
“Sorun değil.”
“Sorun!” dedi hiddetle “Seni sakinleştiremeseydim ne olacaktı?”
“Sakinleştirirsin.” dedim kendimden emin bir şekilde. “Hep sakinleştirirsin.”
“İyisin değil mi? Hastaneye falan gidebiliriz.”
“Hiç gerek yok iyiyim.” dedim hafif gülümseyerek.
Bir elini elimden çekip saçlarımı geriye attı. “Aslında zamanı değil biliyorum ama bizim planı biraz erkene çekmemiz gerekecek. Yarın davete gitmeliyiz.” bakışlarında bir tereddüt oluştu. “Gitmek istmezsen iptal ederim.”
“Asla.” sesim oldukça netti. “Bu fırsatı elimizden kaçıramayız.” dedim. İtiraz etmedi çünkü biliyordu ki asıl yarın o davete gitmezsek ben kendimi daha kötü hissederdim. “Lara bana mesaj atmış. Bana ulaşamadığı için endişelenmiş bu yüzden müsait olduğum ilk anda buluşalım dedi.”
“O kadına güveniyor musun?” diye sordu.
“Bilmiyorum.” dedim dürüstçe. “Ama hislerim onun sinsi biri olmadığını söylüyor. Sonuçta o bir anne ve bir kızı varken böyle tehlikelere girmez.”
“Maçtan sonra döneceğiz o zaman buluşabiliriz ama bende geleceğim. Seni o kadınla ne olursa olsun yalnız bırakamam.”
“Kendimi korumayı biliyorum.”
“Farkındayım.” dedi ama sesi bundan pek memnunmuş gibi değildi. “Yine de seni korumak istiyorum. Herkes en değerlisini korumak ister. Benim en değerlim sensin ve ben seni koruyacağım.”
🩰
Aynadaki kişiyi tanıyamıyordum. Gözlük taktığım gözlerimde bir çift kahverengi lens vardı, yüzümde ise ağırlığını hissedebileceğim kadar fazla makyaj. Saçlarım sıkı bir topuzdu, kahküllerim gözümün önüne düşüyordu. Kahverengi kumaş dar bir elbise vardı üzerimde. Göğüs kısmında ise güpürler vardı ve ben aynadan kendime baktığımda kendimi göremiyordum. Kimdim ben? Bilmiyordum. Zihnim kayıptı, ruhum kayıptı ben tamamen kayıptım.
Daha fazla kendime bakmaya tahammül edemeyip bakışlarımı aydana çektim ve odadan çıktım. Kapıda beni bekleyen Sarp’ı gördüğümde onunda kendinden farklı olduğunu gördüm. Üzerinde gri kumaş bir takım vardı, her zaman serbest olan kısa saçları şimdi geriye doğru taranmıştı. Bakışları beni bulduğunda bir şey söyler sandım ama o benim görünüşüm hakkında hiçbir yorum yapmadı. Üzerime krem rengi ceketi aldıktan sonra evden çıktık. Arabaya bindiğimizde Sarp bana bir şey uzattı “Buradan iletişim kuracağız.” dedi elime küçük bir kulaklığı bırakırken. “İçeri gireceğiz. Dikkat çekmeden sohbet edeceğiz ve ben gidip o flashı alacağım. Sadece üç saatimiz var maça yetişmem lazım.”
“Ben daha hızlı olurum.” dedim hemen. İtiraz edeceğini anladığımda ise ona müsade etmedim. “Sen daha çok dikkat çekersin. Ben hemen hallederim.”
“Seni öylece kurtlar sofrasına atamam.” dedi sert bir sesle.
Kaşlarım anında çatıldı “Burada yaralı olan sensin.” kulaklığı kulağıma taktım. “Bizi yavaşlatırsın. Benim gitmem daha mantıklı.” dediğimde haklı olduğumu anlamış olacak ki sadece gönülsüzce kafasını salladı. Arabayı çalıştırdığında bakışları benden ayrıldı ve yola döndü. Şu anki bulunduğumuz durumdan hiç hoşlanmadığının farkındaydım ve bunu kafasının içinde kendine dert edindiğini de biliyordum. Elim onun viteste olan elinin üzerine gitti. Gözlerim yoldaydı ama dokunuşum onun tenindeydi “Hiçbirşey olmayacak.” dedim kendimden emin bir şekilde. “Bilgileri alacağız ve maça gideceğiz. Ardından sen o maçı kazanacaksın.”
Bu söylediklerim sadece birer söz değildi, birer duaydı birer istekti. Öyle olması gerekirdi, artık kartların bizim için çevrilmesi lazımdı. Şu an abimi daha çok yanımda hissediyordum, eli omzumun üzerindeydi ve bana destek oluyordu. Yolumun doğru olduğunu fısıldıyordu. Bundan sonra son, başlangıçtan daha yakındı, belki sonda değildik ama başı geçeli epey bir zaman oluyordu.
Büyük bir villanın önünde durduğumuzda arabadan indik ve Sarp anahtarı valeye verdi. Koluna girmem için büktüğünde hiç tereddüt etmeden koluna girdim. “İçeri girdikten sonra dikkat çekmemeye çalışın.” diyen sesini duydum Turan’ın. “Üç dakikalık bir kesinti olacak ben size haber vereceğim o arada üç dakika içinde odaya girip parlak mavi bir flashı almalısınız.”
“Tamam.” dedim kısık sesle. Kapının önünde durduğumuzda Sarp ceketinin iç cebinden davetiyeyi çıkardı ve görevli olan adama uzattı. Adam önce davetiyeyi daha sonra bize bakti ve “Buyrun iyi eğlenceler.” dedi.
Bakışlarım Sarp’a döndüğünde dudaklarımı gülmemek için birbirine bastırdım. “Şuan kocamsın.” dedim alayla.
“Yakında da olacağım.” dediğinde gözlerimi kıstım. “Bu bir evlenme teklifi mi?” diye sordum.
Acı kahveleri bana döndü “Parmağında bizim yüzüğümüzü takıyorsun Deren. Sence evlenme teklifi aşamasını çoktan geçmedik mi?”
“Bu nişan başta sahteydi hatırlatayım.” dedim imayla. Tabikide evlilik teklifi şart değildi ama yinede o anı Sarp’la yaşamak isterdim.
“Bu bir istek mi?”
“Hayır.” Bakışlarım etrafta gezinmeye başladı. Etrafımız farklı ve bana anlamsız gelen tablolarda doluydu. Burada gerçekten eğlenceğimizi mi düşünüyordu? “Fazla zevksizler.”
Sarp göz ucuyla bana döndü “Sen zevklisin yani.”
“Ne demek bu?” kaşlarımı çatıp alttan alttan ona baktım “Ben zevksiz miyim?”
“Öyle demedim.” diye savundu hemen kendini. “İma ettin.” bir masanın önünde durduğumuzda elim masadaki şarap kadehine gitti.
“İçmemelisin.” diyen sesi daha çok endişeliydi. Astımım olduğu için tereddüt ettiğinin farkındaydım lakin bir kaç yudumdan zarar gelmezdi.
“Bir kaç yudumdan bir şey olmaz.” dedim hemen ve ona göz kırptım. “Unuttun mu doktor olan benim.” deyince dudağının kenarı kıvrıldı ve gözlerini devirdi.
“Bende bunu ne zaman söyleyeceksin diye bekliyordum.” derken oda masanın üzerinden bir kadeh aldı. Şaraptan bir yudum alacaktım ki Sarp kadehi elimden aldı ve onun yerine önüme alkolsüz bir kokteyl koydu “Ne olur ne olmaz. İçince kafan gidiyor” tam birşey söyleyeceğim sırada karşımıza bir adam geldi.
“Hoşgeldiniz.” derken bakışları ilk olarak beni bulmuştu. Elini sıkarken samimi olmasını umduğum bir şekilde güldüm. “Ayhan bu” dedi Turan. Gözlerimdeki gözlükler sayesinde onu görüyordu. Saçlarına hafif kırlar düşmüştü, açık kahve gözlerinde yorgunluk vardı, büyük ihtimalle otuzlarının sonunda olan bir adamdı. Bakışları rahatsız edici bir şekilde baştan aşağı beni süzdü. “Hoşbulduk.” dedim bende aynı samimiyetle. “Ben Alya.” elimi geri çektim ve elimi Sarp’ın koluna sardım. “Buda eşim Tarık”
“Memnun oldum.” dedi lakin berbat bir ispanyol aksanı vardı.
“Sizin için sorun olmayacaksa türkçe konuşabiliriz.” dedim kibarca. Biraz daha ispanyolca konuşmaya devam ederse kulaklarım kanayacaktı.
“Aslında gerçekten insanın kendi dili gibisi yok.” dedi adam gevşek bir şekilde.
“Öyle.” dedim.
“Siz burada mı yaşıyorsunuz?” diye sorduğumda dudaklarıma sahte bir gülümseme yerleştirip başımı Sarp’ın omzuna yasladım.
“Hayır.” diye cevap verdi Sarp. “Türkiyede yaşıyoruz. Buraya bu sergiyi görmek için kilometrelerce yol geldik.” dedi ancak karşımızdaki adamın bunları zaten bildiğine emindim. Böyle bir sergiye insanları öylece almazdı buradaki herkesi en derin şekilde araştırmıştı. “Ve söylemeliyim ki çok başarılı bir sergi.” dediğinde adamın göğsü kabardı.
Bana bir kadeh şarabı uzattığında “Ben almayayım. Yakında bir bebek bekliyoruz, onun için zararlı.” dedim birden. Sarp anında kasılırken benimde bakışlarım bocalamıştı, aslında böyle bir şey söylemek aklımda bile yoktu sadece bir anda söyleyivermiştim.
“OHA!” kulaklıktan gelen sesi duyduğumda bizimkilere kırk yıl laf verdiğimi anladım. Bunun için kendime boğacaktım!
“Yenge hızlı çıktın.” diye ise Adil olmuştu. “Sarp ses ver kardeşim. Yüreğine indi adamın.”
“Enişte, iyi misin?” diyerek araya giren ise Şeyma’ydı.
“Hayırlı olsun.” dedi Ayhan.
Sarp hala şokun etkisinden çıkamazken ben boğazımı hafifçe temizleyip “Teşekkür ederiz.” dedim. Adam biraz daha Sarp’la tablolar hakkında konuşmaya başlarken ben araya girdim “Ben bir lavaboya gidip geliyorum beyler.” diyerek yanlarında ayrıldığımda “Yukarı çıkıp ilk soldan dön Deren.” diyerek talimat verdi Turan.
“Tamam.”
“Otuz saniye sonra elektrikler kesilecek.” dediğinde içimden saymaya başladım. “Hangi tarafa?”
“Düz ilerle koridorun sonundaki oda.” dediği anda ışıklar kapandıı. “Üç dakikan var Deren. Hızlı ol. Parlak mavi bir flash şuan bütün güvenlikler devre dışı.”
Hızlı adımlarla odanın önüne geldim kapının önünde şaşırtıcı bir şekilde hiç koruma yoktu. Etrafı kolaçan edip içeri girdim odaya çoğunlukla ahşap hakimdi, sessiz olmaya özen göstererek masanın üzerindeki çekmeceler karıştırdım. İçinde bir sürü dosya ve kağıt vardı. Masadan ayrılıp dolapları karıştırmaya başladım, “Bir kasa var.” dedim Turan’a. “Şifre ne olabilir?” diye sordum.
“Kasayı boş ver Deren.” dedi hemen Turan. “Flashı bulman lazım.” dediğinde “Flash bu kasanın içinde.” dedim kendimden emin bir şekilde. Orada olduğuna dair bir kanıtım falan yoktu sadece hislerime güveniyordum.
“Ben şifrenin ne olduğuna bakarken sende lütfen başka bir yerde ara.”
“Tamam.” dediğimde bir elimde telefon diğer dosyaların olduğu dolapları karıştırmaya başladım. Saate baktığımda sadece bir buçuk dakikam kaldığını fark ettim. Bakışlarım dosyalar arasında dolaşırken üç dosya gözüme çarptı.
ÖZER SİLDAY
DEREN SİLDAY
AYLA ÇELİKER FERNANDEZ
Bunları almam lazımdı “Hayır Deren.” dedi Turan direkt. Bunun tehlikeli olabileceğini biliyordum ama neyseki bu benim umrumda değildi. Bunları almak gireceğim tehlikeye değecekti. “Yarım saniyen var. Şu lanet kasanın önüne geç.” dediğinde benim bakışlarım hala o dosyalardaydı. “Deren şifreyi buldum. Hemen kasayı aç ve oradan çık!” dedi Turan hiddetle
Sarp hala adamla konuşuyor olacak ki konuşmaya asla dahil olmuyordu ama şu an içten içe kendini yediğininin farkındaydım. Turan bana şifreyi söylediğinde bende önce dosyaları aldım. “Hemen çık oradan!” dediğinde “Olmaz!” diye itiraz ettim. Kasaya doğru ilerlediğimde şifreyi girdim, kasanın kapağı açılırken tam da tahmin ettiğim gibi flashın orada olduğunu gördüm.
“Korumalar geliyor hemen çık!”
“Biraz bekle.” dedim gergin bir sesle beni bu kadar telaşlandırması asla işimize yaramıyordu.
“Adamların silahları var Deren! Bunun şakası yok hemen çıkıyorsun!”
Flashı alıp kasayı kapattım “Bende onları vururum o zaman! Daha önce yapmadığım bir şey değil!” diyen sesim istemsizce yüksek çıkmıştı. Kimse bir şey söylemezken ben odadan çıktım, tam o sırada da korumalar köşeyi dönüyordu.
“Direkt çıkıyoruz.” diyen sert sesin sahibi ise Sarp’tı “Deren hemen oradan çık! Bahçede buluşalım.”
“Olmaz.” diye itiraz ettim “Dikkat çekeriz.”
“Sikerim dikkatini! hemen Deren, hemen çıkıyorsun.” dediğinde bu sefer itiraz etmedim. Hızlı adımlarla dikkat çekmeden dışarı doğru çıktığımda arkamda kulaklarımı bile sağır eder bir patlama sesi duydum. Dengem sarsılırken bakışlarımı dumanlar yükselen eve çevirdim. “Sarp.” dedim içimdeki korkuyla “Turan Sarp çıktı mı?”
“Sarp kardeşim ses ver.” dedi lakin ondan ses kalmadı.
“İçeri gireceğim.” dedim hiç düşünmeden. “Deren saçmalama.” dediğinde onu duymazlıktan geldim ve dumanlar yükselen eve doğru yürümeye başladım “Deren!” demişti ki hem kulağımdaki kulaklığı hemde gözümdeki gözlüğü yere attım. Onu orada bırakmazdım, çıkamadıysa çıkarırdım.
“Deren.” arkamdan gelen sesini duymamla hızla arkamı döndüm. Oradaydı, sapasağlam karşımda duruyordu. Gözlerimden yaşlar akmaya başlarken hızla ona yaklaşıp göğsüne vurdum “Aptal!” dedim hiddetle. “Niye cevap vermiyorsun geri zekalı herif. Aptalsın sen!” bir kez daha göğsüne vurdum. “İçeri girecektim, içerde kaldın sandım. Ödüm koptu!” bir kez daha vuracakken bileklerimden tutup beni kendine çekti ve kollarını bedenime doladı. “Buradayım.” dedi dudakları saçlarımın dibindeyken. “Sen varken ben geride kalmam merak etme. Hep senin yanına gelirim.” geri çekildiğinde gözlerim baktı lakin bu görüntüden memnun olmamış olacakki kaşlarını çattı “Gözlerini görmem lazım.” dedi net bir sesle. “Şu siktiğimin lenslerini çıkar ve yeşil hareli mavi gözlerini görmeme izin ver.” dediğine gülerken birkaç adım geri çekildim ve gözlerimdeki lensleri çıkarıp onun acı kahvelerine baktım. “Çok küfür ediyorsun.” dedim.
Elleri belime yerleşirken gözlerime büyük bir hayranlıkla baktı “Bir çift göze şiirler yazılır. Bu çift göze destan yazılır…”
🩰
Maça son onbeş dakika kalmıştı ve biz Sarp ile onun soyunma odasındaydık. Saçlarımı sonunda o sıkı topuzdan kurtarmıştım. Onun eli belimdeyken beni bacaklarının arasına sıkıştırmıştı benim ellerim ise onun omzundaydı. “Kazanacaksın.” diye fısıldadım kendimden emin bir sesle.
“Kazanacağım.” dedi ve ekledi “Çünkü şansım yanımda.” gülümsedim ona sadece. Sanki az önce hiç hayatımız tehlikede değilmiş gibi sadece gülümsedim ama yine bir tek ona yaptım. Yine herkese diken ona gül oldum. “Bugün bebek bekliyoruz dediğinde bunu rol gereği söylesen bile…kalbim duracak sandım.”
“Sarp…”
“Nasıl baba olunur onu bile bilmiyorum ama istiyorum chica guerrera. Herşey bittiğine annesinin sen olduğun bir çocuk istiyorum.” ellerimi omuzlarından çekip yüzünü avuçladım. Başımı yüzüne eğdiğimde “Bende istiyorum.” dedim. “Nasıl anne olunur bilmiyorum ama babasının sen olduğunun bir çocuk istiyorum.” dudaklarına kısa bir öpücük kondurduktan sonra geri çekildim.
“Seni izliyor olacağım. O maçı kazan ve yine kollarıma gel.”
“Geleceğim.” dedi kendinden emin bir sesle. Gülümseyerek odadan çıktığımda izleyiciler arasında bende yerime oturdum. Turan yanıma oturduğunda bakışlarım ona döndü “Ona bunu söylemen lazım.” dedi bana.
“Biliyorum.” dedim ve bakışlarımı ringe çevirdim. Çoktan ringe çıkmışlardı bile “Bu maçı kazanması lazım. Söylersem dikkati dağılırdı, maçtan sonra söylerim.” dediğimde kafasını salladı.
“Gerçekten sana aşık.” dedi Turan maç başladığı anda “Hemde ikinci defa.”
İlk değil ikinci defa….
Maç başladığında ilk hamleyi karşısındaki adam yapmıştı. Bunu her maçında yapıyordu, hep ilk hamlenin karşıdan gelmesini bekliyor daha sonra kendisi atakta bulunuyordu. Yine öyle yaptı rakibi hamlesini yaptıktan sonra kendisi geri çekildi ve adama sağa meyilli olduğunu gösterip sola vurdu. Adam anlık bir sarsılırken hemen hırsla atak yaptı ancak isabet ettiremedi. Her ne kadar Sarp’ın gücünden şüphem olmasa da henüz yeni hapishaneden çıkmıştı yaraları vardı ve bu yüzden onun için endişeleniyordum.
Bakışlarımı bir an olsun bile onlardan ayırmazken Sarp’ın yüzüne bir darbe yediğini gördüm. Onun yerine içim acırken yüzümü buruşturdum, burnu kanamaya başlamıştı. Kırılmamış olsun. Sarp vurmanın etkisiyle kendine gelmek için kafasını iki yana salladı. “Bu aralar hiç antrenman yapamadı. Çok darbe alır mı?” diye sordum.
“Daha kötüyken girdiği maçlarda olmuştu.” dedi Turan.
Herkes Sarp’ın ismini haykırırken bende onlara katıldım “Yapabilirsin kocam!” diye bağırdım ve bu onu duydu. Bakışları bana döndüğünde bu sefer benim bakışlarım durgunlaştı ancak hemen kendimi toparlayıp kocaman gülümseyip ona uzaktan öpücük attım. Tam o an karnına bir yumruk yedi. Yüzüm yine onun yerine buruştu. Adamın dikkatini dağıttın Deren. Aferin kızım.
“Bunu on yıl başına vuracağım biliyorsun değil mi?” dedi alayla Turan.
“Sakın!” diye onu uyardım. Turan pislik olsun diye omuz silkerken o sesi duydum.
NAKAVT
Kulaklarımı zafer naraları doldururken heyecanla oturduğum yerden kalktım. Sarp’ın beline yarı finale yükseldiği için kemer takılmıştı. Hiç çekinmeden direkt ringe koştum ve ringin içine girdim. Sarp’a koşup kollarımı onun boynuna doladım, ayaklarım havalanırken beni etrafına döndürdü. Yüzümü boynuna gömdüğünde “Kazanacağını biliyordum.” dedim.
“Şansım yanımdaydı.” dediğinde içimi kaplayan sıcaklıkla geri çekildim ve yüzünü ellerimin arasına aldım. “Deren, içimi sızlatan kalp ağrım. Benim dikenli gülüm, benim savaşçı kızım, herşeyim. Bu kadar karanlığımın arasına giren aydınlığım, bir ömür yolumuzu aydınlatır mısın?” gözlerim sözleri karşısında dolarken o bir kaç adım geri çekildi dizlerinin üzerine çöküp bir yüzük kutusu açtı “Evlensen ya benimle?”
Gözlerim kocaman açılırken ne diyeceğimi bilemedim. Böyle bir ortamda evlilik teklifi alacağımı hiç düşünmemiştim. Onun yüzünün yarısında kanlar vardı, benim makyajım ise akmıştı. Tam anlamda vasat haldeydik ama yine de bu anı güzel yapan tek şey biz olmamızdı. Onun benim gözlerime böyle aşkla bakması, beni dünyadaki en önemli kadını gibi hissettirmesiydi. Bunlar gerçek ve güzel olan şeylerdi. Bize dair, bize ait olan şeylerdi.
“Evlenirim ya seninle.” dedim bir saniye bile tereddüt etmeden. Bu biz olabilmemiz için attığımız ilk adımdı. Bir aile olmak için ilk adım. Sarp yüzüğü parmağıma takarken heyecandan dizlerimin bağı çözülecek sandım. Ona uzattığım elim bile titriyordu, çöktüğü yerden kalkarken kollarını bedenime doladı ve kafasını boyun girintime soktu. “Çabalayacağım.” diye fısıldadı “Daha iyi bir eş olabilmek için çok çabalayacağım.”
Kollarımı onun boynuna daha sıkı doladım “Bende daha az diken olmak için çabalayacağım.”
“Diken olman sorun değil.” dedi bana hemen. “Gülü seviyorsam dikeniyle seviyorum.” ışıklar söndü sadece ikimiz kaldı birde abimin arkamdaki gölgesi…
Selamünaleyküm bal kuşlarım umarım bölümü beğenmişsinizdir ben yazarken çok keyif aldım.
Diğer bölümler hakkında tahminleriniz neler?
Sizce o dosyalarda neler var?
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Yorumlar

Harikaydı fakat sonu soru işaretleri ile bitti heyecanla sonraki bölümü bekliyorum🩷
YanıtlaSil