Nitelikli
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
26.PERDE
Elimdeki metalin soğukluğu bana abimin son anlarını hatırlatıyordu. Onun buz olmuş elleri, vücudu, artık atmayan kalbi…. Yağmurun saçlarımı ıslattığını hissettiğinde bakışlarım tam karşımda duran babamın üzerindeydi. “Yolun sonu geldi artık Salim Silday.” parmağım tetiğe daha fazla baskı uyguladı. Son kez karşı karşı karşı
karşı karşıyaydık, artık istesede benim karşımda olmayacaktı.
Kulağıma dolan bağırış seslerini duyuyordum bana yapmamam için sesleniyorlardı. Bir katili mi kurtarmak istiyorlardı? “Hiç mi için sızlamadı?” diye sordum kulağımdaki kulaklıktan gelen sesleri duymazlıktan gelirken
“Senin ölmen gerekiyordu.” derken sesinde yine her zamanki gibi acımasızlık vardı. Kalbim kırılır sandım ama kırılmadı, sanki hislerim alınmıştı. İstediğim tek şey ölmesiydi.
“Kafamda o kadar çok bu anın hayalini kurdum ki. Kafamda sürekli olarak aynı senaryo döndü.” konuşurken çenem titremeye başladı. Yağmurdan dolayı üşüyor muydum yoksa kalbim mi buz tutmuştu ayırt edemedim. “Ama şu an daha fazla acı çek istiyorum.” silahı onun göğsüne çekip kendi göğsüme yasladım. Bakışları silahı tuttuğum yere değince titrediğini hissettim. “Benim ölmem gerekirdi.”
“Deren!” dedi yüksek sesle babam. O öne atılırken ben bir adım geri çekildim.
Ard arda başımı salladım “Haklısın baba, ben ölmeliydim.” parmağımla tetiğe daha fazla bastırdım. Sadece bas şu tetiğe gitsin Deren. “Ben öleceğim ve sen bütün hayatın boyunca acılarının ve vicdan azabının içinde boğulacaksın.”
“Yapma kızım.”
“Sen söyledin, senin ölmen gerekiyordu dedin.” gözlerimden akan yaşlar yağmura karıştı “Unuttun mu baba ben senin her dediğini yaparım.” dedim acıyla.
Hayatım boyunca hep yapmıştım. O istedi diye tıpk okumuştum, o istedi diye başını yere eğdirmemiştim. Her zaman itaatkar bir çocuk, bir genç, bir kadın olmuştum. Ruhunumu öldürmüştüm sesim dahi çıkmamıştı. Şimdi ise son bir kez daha babasının sözünü dinleyen bir kız olacaktım. Son kez…
5 SAAT ÖNCE
“Eray’ın ölümüyle alakalı ne hissediyorsunuz?” diye sordu karşımdaki yeni terapistim.
“Hiçbir şey. Zaten eninde sonunda ölecekti. Sadece galiba onun için bu biraz erken oldu.” sesim duygudan yoksundu. Buraya Cenk ve Şeyma’nın zoruyla gelmiştim, bu durumdan memnun olduğum pek söylenemez ama yine de içimde bir yerlerde bunu kendime borçlu olduğumu hissediyordum.
Karşımdaki kadına güvenip güvenmemekte hala tereddüt ediyordum lakin Cenk güvendiği için bir şey söylememiştim. Herşeyi detaylarıyla bilmiyordu ama yeterince şey bildiğinden de emindim.
“İki yılını birlikte geçirdiğin birini bu kadar çabuk silebiliyor musun?”
“Beni arkasında bıraktı. Beni arkada bırakanı bende arkada bırakırım.”
“Sarp’ta seni bırakmıştı, Eray’la Sarp’ın arasındaki fark ne sence?” sorusu beklemediğim yerden gelmişti. Bakışlarım anlık afalladı lakin ben bunun cevabını çoktan içimde vermiştim bile “Sarp bana ihanet etmedi.” dedim sadece.
“Kendini nasıl hissediyorsun peki?” diye sorduğunda bir süre düşündüm. Kendime o kadar çok uzun zamandır bu soruyu sormamıştım ki, her zaman duygularımdan kaçıp kendimi abimin intikamına vermiştim.
“Yorgun.” derken bir nevi doğru söylüyordum.
“Kendine bu zamana kadar hiç zaman tanıdın mı?”
“Zamanım yok.”
Gözündeki gözlüğü çıkarıp bir kenaraa koydu ve bakışlarını bana sabitledi. “Bak sevdiğimiz birini kaybedince yas tutma hakkımız olur Deren. Kendine müsade etmelisin, sen kendine müsade etmezsen vücudun bir yerde artık senden izin istemeyip bunun acısını çıkaracak.”
“Asıl ben kendime izin verirsem kaybıma ihanet etmiş olurum. Bunun nasıl bir şey olduğunu bilemezsiniz. Hayatınızda sizi seven tek insanı kaybetmek ne demek bilemezsiniz. Onun intikamını almadan uyuduğum her gecenin benim içimi nasıl yaktığını bilemezsiniz. Hala onun ölümü için kendimi kaç gece sorumlu tuttuğumu bilemezsiniz.” kelimeler benden izinsiz çıkıyordu ağzımdan. “Eğer ben kendime izin verirsem o gecelerin hesabını kim verecek?” dedikten sonra oturduğum yerden kalktım. “Bakın, bana zaman ayırdığınız için teşekkür ederim ama biz aynı dili konuşmuyoruz.”
Hızlı adımlarla klinikten çıktığımda Sarp’ın arabaya yaslanmış bir şekilde beni beklediğini gördüm. Topuklu ayakkabılarımın sesini duyduğunda kafasını kaldırıp bana baktı. Hiç vakit kaybetmeden ona doğru ilerlerken o çoktan kollarını benim için iki yana açmıştı. Kollarımı onun beline dolarken kafamı göğsüne yasladım, bu artık bizim normalimizdi.
“Nasıl geçti?”
“Konuşmasak daha iyi.”
Geri çekilip bir sorun olduğunu sezmiş gibi yüzünü yüzüme hizaladı. “Her şey yolunda mı?”
Hafifçe gülümseyerek kafamı salladım “Evet, sadece terapistlerin bana göre olmadığına kanaat getirdim.” ondan iyice ayrılıp arabaya girdim. Sarp’ta sürücü koltuğuna oturduğunda bakışlarımı ona çevirdim. “Hazır mısın?”
Dudaklarının kenarına çarpık bir gülüş yerleşti. “Her zaman.”
🩰
İçimde bir huzursuzluk vardı, bugün son oyun oynanacaktı, son kez savaşacaktık ve bu savaşın ortasında ya birlikte kazancaktık ya da sonsuza kadar kaybedecektik.
Yatakta oturmuş karşıdaki aynadan kendime bakıyordum. Altımda siyah kargo pantolon, üzerimde siyah boğazlı bir kazak ve siyah bir ceket vardı. Pantolonumun kenarından bıçağın sertliğini hissedebiliyordum. Bakışlarım yorgun, gözlerimin altında daha yeni belirginleşmeye başlayan halkalar vardı.
Kapının açıldığını duymamla bakışlarımı ellerime çevirdim. Avucumun içinde hilal şeklinde küçük izler vardı. Bunları ne ara yaptığımı bile bilmiyordum ama büyük ihtimalle gece uyurken yapmış olabilirdim. Küçükken de hep stres altındayken aynı şeyleri yapıyordum.
Dizlerimin üzerinde koyulan eller beni kendimde getirince karşımda dizlerinin üzerine çöken nişanlıma baktım. “Hazır mısın?” diye sordu lakin böyle bir şeye hiçbir zaman hazır olunamayacağını oda biliyordu.
Omuz silktim “Neredeyse bir yıldır bu anı bekliyorum ama şu an korkuyorum Sarp. Dönüştüğüm kişiden, onun yapabileceklerinden, birine bir şey olma düşüncesinden.” gözlerim doldu istemsizce. “İçimde kötü bir his var, sana bir şey olmasını istemiyorum. Kimseye bir şey olmasını istemiyor-”
“Hey hey, sorun yok.” yüzümü ellerinin arasına alıp yüzüme yaklaştı. “Kötü bir şey olmayacak. Oraya gideceğiz ve o piçlere günlerini göstereceğiz, daha sonra onları çökerteceğiz. Kimseye bir şey olmayacak, hep benim yanımda olacaksın. Silah kullanmayacaksın ben seni koruyacağım.”
“Ama-”
“Bana bak.” derken sesi sertti. Gözlerimi gözlerine kenetledim “Kimseye zarar vermeyeceksin tamam mı? Vicdan azabı çekmeni istemiyorum. Yapılacak bir şey varsa ben yapacağım, sen geride duracaksın. Ben karanlığım, sen aydınlık olmaya devam edeceksin benim aydınlığım olmaya devam edeceksin.” kelimelerinin her biri ruhuma işliyordu. Hayır onun kelimeleri benim ruhuma akıyordu, sanki o ne dese yüreğim onu kabullenmeye başlıyordu. Ruhum onunla bir bütün oluyordu.
Biz siyah veya beyaz değildik. Biz beraber griydik, kusurlu, yaralı, kirli ama bir bütün. Beyaz ya da siyah olmak önemli değildi, insan bazen gride olabilirdi. Tıpkı hayat gibi…
“Herşey yolunda gidecek değil mi?” diye sordum. Şuan beni onaylamasına ihtiyacım vardı, yalan bile olsa bunu duymaya ihtiyacım vardı.
“Her şeyin yolunda gitmesi için elimden gelen herşeyi yapacağım.” dudaklarını avuçlarımın içindeki izlere bastırdı “Yemin ederim deneyeceğim.” geri çekildikten sonra oturduğu yerden dikleşti ve elimi elinin arasına alıp benide oturduğum yerde kaldırdı. “Son savaş, son maç sevgilim.”
“Son maç ne demek?”
“Emeklilik vaktim belki de gelmiştir demek.” dediğinde kaşlarımı çatık bir şekilde ona baktım. Boksörlük onun sahip olduğu herşeyiydi, onu bırakamazdı.
“Boksörlük senin herşeyin. Başarını öylece kenara atamazsın.”
“Ben herşeye sahibim zaten.” bana yaklaşıp dudaklarını şakağıma bastırdı “Sana sahibim zaten. Herşeyim sensin.”
“Sarp…” diye fısıldadım.
“Bunu daha sonra tartışabiliriz ama şuan vermemiz gereken bir savaş var.”
Kafamı sallayıp burukça gülümsedim “Hadi gidip intikamımızı alalım.” dedikten sonra beraber odadan çıktık. Herkes oturma odasında toplanmış bizi bekliyordu. Bizim geldiğimizi görünce Barış abi bir adım öne çıktı “Evet gençler son bir kez daha planın üzerinden geçiyoruz.” dedi ellerini birbirine sürterken. “Planımız gayet basit buluşma yerine gideceğiz Deren silahların yerini söyleyecek ve oradan ayrılacaksınız. Aksi bir durum olduğunda size verdiğim kulaklıklarla iletişim kuracağız. Yine bir aksilik olursa operasyonu direkt sonlandıracağız. Buradaki kimsenin hayatını riske atmak istemiyorum.”
“Bu bir kumar.” dedi Şeyma.
“Bu oynamak zorunda olduğumuz biz kumar.” diye cevap verdim. “Ben herşeye tamamım.”
“Siz ikiniz gideceksiniz Turan keskin nişancının yanında olacak. İki nişancımız var. Şeyma, Berk, Işıl ve Ufuk’ta benimle sizleri izleyip dinleyecekler. Herkes tamamsa bu kadar” dediğinde artık gitme vaktimizin geldiğini anladım.
Bugün bir şeyler ters gidebilirdi, hayır bunları düşünme. “Gidelim o zaman.” diyerek araya girdi Turan. “Kimseyle vedaşlamayacağım, akşam yarın akşam burada beraber yiyeceğiz. Canına dikkat etmeyin canını okurum.” dedi alayla.
“Yarın akşam beraber yemek yiyoruz o zaman.” derken kapıya doğru ilerledim. Aynı ana hepimiz evden çıkıp arabalara bindik ve Antonio Fernandez’in bize attığı konuma doğru ilerlemeye başladık.
“Sence yağmur yağacak mı?” diye sordum Sarp’a.
“Sanmıyorum.”
“Bence yağacak. Eğer yağmur yağarsa abim yanımda demek.” diye kendi kendime totem tuttum. Bakışlarım Sarp’ın yüz çehresini izledim. “Mezar taşı ne oldu?” diye sordum lakin sesimin titremesine engel olmamıştım.
Bakışları anlık olarak bana kaydı “Hallettim.”
“Sahi mi?”
“Sahi. İşimiz bitsin onuda görmeye gideriz.”
“Eve de gider miyiz?” sesimde çocuksu bir neşe vardı. Güldü buna ve kafasını salladı “Gideriz.”
Araba bize atılan konuma geldiğimizde durdu. Tam da beklediğimiz gibi ıssız bir yerdi, bana abimle olduğumuz son yer gibi hissettiriyordu. Çenemi dikleştirerek arabadan çıktım. Karşımızdaki arabadan da Antonio, Koray ve bir kaç adamı çıktı, elim anında Sarp tarafından tutulurken bakışlarımı karşımdaki katile çevirdim.
Sarp’ın kasıldığını hissettiğimde daha sıkı kavradım elini. “Açıkcası geleceğini düşünmemiştim.” dedi rahat bir sesle.
“Sonuna bizaat şahit olmak istedim.”
“Ah!” dedi gülerken “Malesef sana başkaları eşlik edecek.”
“Asla!” diye karşı çıktı Sarp.
“Seni görmekte çok güzel oğlum ama burada kuralları ben koyarım.” bütün silahlar anında bize doğru çevrildi. “Deren bizi silahlara götürecek hem babasını özlemiştir, beraber hasret giderirler” dediğinde arabadan babamda indi.
Neden hep karşımda olmak zorundasın ki?
“Onlar hasret giderirken bizde beraber hasret giderelim değil mi?”
“Siktir git!” diye gürledi anında Sarp. Bakışlarım babamdan çekip Sarp’a döndüm “Deren şu an bitirebiliriz.” diyen sesini duydum Barış abinin. Ona cevap vermek yerine elimi Sarp’ın koluna koydum. “Sorun yok.” dedim sakin bir sesle.
“Sorun var seni onlarla asla göndermeyeceğim!”
“Sorun yok sevgilim.” diye tekrarladım. Yüzüne yaklaşıp çenesinden öptüm “Bir şey olmayacak, gideceğim ve geleceğim. Bir şey olursa hemen haber vereceğim.” diye fısıldadım sadece ikimizin duyabileceği bir sesle. “Nerede olacağımı biliyorsun. Bir şey olursa benim yanım gelirsin.” ondan uzaklaştığımda yüzündeki ifadeyi görmemek için direkt karşıya baktım. Eğer yüzüne bakarsam ve orada çaresizliği görürsem anında vazgeçerdim.
Adımlarım babama doğru giderken Antonio Fernandez’in yanında kısa bir süre durakladım. “Ona bir şey olursa sonunda öleceğimi bilsem bile o silahları havaya uçurum.” dedim net ve buz gibi bir sesle.
Bu adama güvenmiyordum ve Sarp’a bir şey olmasını da göze alamazdım. Bunu göze almayacaktım. Çünkü artık biliyordum ki sevdiği kadına acıymayan bir katil oğluna da acımazdı.
Onun gülüşü kulaklarımı tırmalarken daha fazla yanında kalmadım ve babama doğru ilerledim. Arabaya binmem için kapıyı açtığında yüzüne dahi bakmadım, bakışlarım sadece belindeki silaha takılmıştı. Arabaya girdikten sonra kapım kapandı ve babam şoför koltuğuna oturup arabayı çalıştırdı.
“Yine karşımdasın.” derken sesimde hayal kırıklığını anlamamasını umdum. “Yine yalnış taraftasın Salim Silday.” kafamı iki yana salladım “Hiçbir zaman yanımda olmuyorsun baba.” onun bakışları hala yoldaydı “Sana dedim bir daha karşıma çıkarsan ikimizden biri ölecek dedim.” Bunu sen yapmazsan o yapacak. Her şey anlıktı, belindeki silahı tek hamlede alıp ona doğrulttum. “Arabayı kenara çek.”
“Deren.”
“Arabayı kenara çek!” bu sefer sesim daha da sertti. “İkimizden biri ölecek bunu sende biliyorsun. Ve benim ölmeye niyetim pek yok.” arabayı durdurduğunda “İn!” dedim.
Bu sefer ikiletmedi, arabadan indiğinde bende indim ve arabanın etrafında dolaşıp silahı ona doğrulttum. “Sana baba olmak hiç yakışmadı Salim Silday. Ama merak etme ölmek çok yakışacak.”
🩰
SARP ÇELİKER
İntihar.
Bu bir intihardı.
Onu tek başına oraya göndermek bir intihardı. Bakışlarım karşımdaki katile döndü “Ona zarar gelirse, senin belanı sikerim.” dedim dişlerimi sıkarak. Onu tam şu an öldürmem gerekiyordu ama yapamazdım. Deren’i tehlikeye atacak tek bir şey bile yapamazdım. Gerekirse intikamımı içime gömer her dakika vicdan azabı çekerdim ama onun canını tehlikeye atmazdım.
“Sonunda buluşabildik oğlum.” dedi gevşek gevşek karşımdaki it. “Gerçekten de Ayla’ya benziyorsun.”
“Onun ismini o sikik ağzına alma!”
Güldü bu dediğime yine piç. “Ah! Onun benim karım olduğunu unutuyorsun Sarp. En azından bir zamanlar öyleydi.”
“O senin hiçbir zaman karın olmadı. Sen onu kandırdın, öyle olduğunu sandın.” dedim tükürür gibi.
“Bak her ne kadar aramızda bir takım şeyler yaşansa da benim tarafımda olman için sana bir şans veriyorum. Herkesi bırak, yanıma gel güvenimi kazan ve işlerimin başına geç.”
Kesinlikle benimle alay ediyordu. Sabrımın sınırlarındaydım, kendini tut oğlum, Deren’i düşün. Kendini tut oğlum. “Sen benimle taşak mı geçiyorsun lan!” diye yükseldim. “Gelmiş bir takım şeyler yaşadık diyorsun. Sen karına ihanet ettin lan! Sen oğlunun hayatını siktin! Şimdi gelmiş şans diyorsun sikerim senin şansını!”
Bakışlarının değiştiğini fark ettim artık alayla değil sinirle bakıyordu, damarına dokunmuştum demek. “Bana ilk ihanet eden Ayla’ydı.”
“Hadi be oradan siktir git. Dövüyordun zaten onu, kaç kere vurdun ben bilmiyor muyum? Üstelik o kadın senin vatan haini olduğunu bilmeden önce seninle evlendi. Seni severek evlendi” alayla güldüm “Peki sen ne yaptın? Onun hayatını siktin attın. Hepimizin hayatını siktin!” ellerimi iki yana açtım “Şimdi ne istiyorsun?” diye sorduğuma kulağımdaaki kulaklıktan onun sesini duydum. “Arabayı kenara çek.” diyordu.
“Sadece silahları ve şifreyi.” dedi rahat bir şekilde.
“Deren ses ver.” dediğini duydum Barış’ın. Ben onun dediklerini duyamyordum, büyük ihtimalle benim duymamı engellemek için kapatmışlardı.
Bir terslik vardı.
“Sen azla yetinecek bir adam değilsin.”
“Yetinmedim de.” dedikten sonra Koray’a döndü. “Salim’i ara bakalım küçük kızı nasılmış.”
Siktiğimim şerefsizi.
Silahı belimden çıkarıp karşımdaki piçe çevirdim “Eğer ona bir şey yaparsan sikerim senin belanı.” dediğimde bütün silahlar aynı anda bana çevrildi. “Şahin iki atış durumun ne?”
“Serbest.”
“Atış.”
Aynı anda üç adam yere serildiğinde bir tek Koray ve Antonio kalmıştı. “Salim telefonu açmıyor.” dedi Koray.
Antonio’nun bakışları bana döndü “Senin kızın işi artık bitti oğlum.” dediğine sabrım bu kadardı, bir an bile tereddüt etmedim. Senin için anne, en çok senin için… Tetiği çektim, silah büyük bir gürültüyle patlarken Antonio’nun göğünde büyük bir delik açıldı.
Silahımı bu sefer Koray’a çevirdim. Oda silahını bana doğrultmuştu. “Tek bir hareketinle beynini dağıtırım.” gözlerindeki korkuyu gördüm. Elindeki silahı bıraktığında saçıma değen yağmur damlasını hissettim. Özer eğer gerçekten buradaysan onu koru, sadece onu…
🩰
DEREN SİLDAY
Son kez
Silahın metal ucunu kazağımın üzerinden bile hissedebiliyordum. Çiçeğim kendini kaybetme. Günler sonra tekrardan bu ses doldu kulaklarım, sonra arkamda varlığını hissettim. Gölgesi üzerime düşüyordu. Abim buradaydı, bir yağmur damlasındaydı, çoğu zaman kalbimdeydi, aklımdaydı, her yerimdeydi. Kendini kaybedersen beni de kaybedersin çiçeğim.
Silahı göğsümden çektiğimde ellerim hala zangır zangır titriyordu. “DEREN!” diye haykıran sesi duydum ama sanki vücudum bütün işlevini kaybetmişti. Silahı o kadar sıkı tutuyordum ki elim acımaya başlamıştı.
“Bu sefer dediğini yapamadım baba.” dedim duygusuz bir sesle. “İlk defa dediğini yapmadım, bu sefer çok alınma olur mu?” arkamı döndüğümde onun bakışlarıyla karşılaştım. Ben daha ne olduğunu anlamadan o kollarını bedenime doladı, benim kollarım ise hala aşağıdaydı. “Yapamadım.” diye fısıldadım.
“Sorun yok bebeğim.” diye yatıştırdı beni.
“Yapmalıydım ama yapamadım.”
“Tamam sorun yok, sorun yok güzelim.” Elleri saçlarımın arasında yavaşça geziniyordu. Geri çekildiğinde yüzümü ellerinin arasına alıp bütün bedenimi baştan aşağı süzdü. “İyi misin? Bir şey oldu mu? Yaralandın mı?”
“Yaralanmadım.”
Bakışları bu sefer bakışları elimdeki silaha dokundu ve onu elimden aldı. “Buna ihtiyacın yok. Sen aydınlıksın, ben karanlık. Buna hiçbir zaman ihtiyacın olmayacak.”
“Onu öldürmem lazımdı.” derken çenem daha çok titredi. “Yaşamayı hak etmiyor Sarp. Onu öldüremedim, ölmesi lazım abimi öldürdü. Beni öldürdü..” dudaklarım büküldü benden izinsiz “Çocukluğumu, ruhumu öldürdü.”
Beni tekrardan kendine çekti “Cezasını çekecek ama sen buna karışmayacaksın. Kendini suçlamana izin vermeyeceğim. Bitti artık sen kendine zarar vermeyeceksin!”
Geri çekilip gözlerine baktım “Vermek istedim. Kendime zarar vermek istedim, kendi kalbime sıkmak istedim. Namluyu dayadım göğsüme.” dedim zorlukla. Bana öyle bir baktı ki kalbime sıksam bu kadar canım yanmazdı.
“Yapmadın.” dedi hemen inanmak istemiyormuş gibi. “Bunu yapmadın!” kafamı yere eğerken omuzlarım düştü. “Amına koyayım aklım çıktı! Seni kaybedeceğim diye aklım çıktı! Sen bunu bana yapamazsın, yapamazsın ulan!” iki el havaya ateş ettiğini duydum. “Beni kendi canınla sınayamazsın!”
Bakışlarımı yerden kaldırıp ona çevirdim, elindeki silahı çoktan yere atmıştı bile “Ben ölürsem her şey biter sandım!” diye yükseldim bir anda
“Ne bitecekti! Bitecek tek şey ben olacaktım!”
“O daha çok acı çeker sandım. Acı çeksin istedim! Onunda yüreği yansın istedim!” diye haykırdım
“ONUN SİKİNDE BİLE DEĞİLSİN!” yüzüme gerçeği öyle bir haykırdı ki durduğum yerde sendeledim. “Seni umursamadı, hiç umursamayacak.” sözleri acımasız ama doğruydu.
Kafamı salladım “Biliyorum.” dedikten sonra ona bir adım yaklaşıp kollarımı boynuna doladı. “Özür dilerim.” derken o hala bana sarılmıyordu sadece öylece durup sık sık nefesler alıyordu. “Aptallık ettim, seni düşünmedim özür dilerim.” kafamı boynuna gömdüm “Yemin ederim bir daha olmayacak.” daha fazla bana direnmeyip kollarını belime doladı ve beni kendine çekti.
“Artık yeni bir sayfa açmanın zamanı. Her şeyi geçmişte bırakacağız.”
Kafamı sallayıp ger çekildim ve bakışlarımı onun acı kahvelerine baktım “Bitti mi?” diye sordum korkarak.
Bana hafifçe gülümsedi. “Bitti sevgilim.” dudaklarını alnıma yasladı. “Biz kazandık, bu sefer bitti.”
Dudaklarımdan bir hıçkırık kaçtı “Abim artık rahattır değil mi? Bitti artık bitti biz kazandık. Abim benimle gurur duyar değil mi?”
“Özer her zaman seninle gurur duyardı.” elleriyle gözyaşlarımı sildi “Ağlama kurban olurum bitti artık.” dedi lakin ben daha çok ağlamaya başladım. Bu sefer yüklerimden kurtulduğum için ağlıyordum. Bunu o kadar çok hayal etmiştim ki, şu an bile imkansız gibi geliyordu.
“Bitti.” bende ellerimi onun yüzüne koydum, alnını alnıma yasladım. “Artık mutlu olabiliriz. Artık bir aile kurabiliriz. Bir ailemiz olacak değil mi?”
“Benim ailem sensin. Sen varsan benim ailem var ama aileme ikinci bir kişiyi almaya asla hayır demem.” bir şey söyleyecek oldum ama buna izin vermedi, işaret parmağını dudağımın üzerine koydu “Unutma bizim için hala mucizeler var, imkansız değil imkansız diye bir şey yok.”
“Bizim mucizemiz olacak.”
“Olacak.” kollarımı tekrardan onun bedenine dolayıp kokusunu daha fazla içime çektim. “Çok soğuk oldu hasta olacaksın.” dedi geri çekilirken. Üzerindeki ceketi çıkarıp benim omuzlarıma koydu ve hiç tereddüt etmeden beni kucağına aldı. “Şuna bak kedi gibisin hemen sırnaştın. ” dudaklarımdan küçük bir kıkırtı döküldüğünde iyice onun boynuna sokuldum. “Sokul bakalım kedicik.”
“Dikkat et kediye çok laf söylersen seni tırmalar”
“Ah!” derken kocaman bir kahkaha attı “Geçenki izler hala duruyor emin olabilirsin.” dediğinde yanaklarımı hemen ateş bastı. O kadar sert tırnakladığmı fark etmemiştim bile. Bir şey demek yerine gözlerimi kapatıp tamamen kucağında küçüldüm. “Uyu bakalım küçük kedi.”
Finale son 4 kaldı... O kadar duygusalım ki bitmesin diye yazmak istemiyorumm 🤧🤧
Bundan sonraki 4 bölüm biraz daha iyileşme odaklı olacak. Daha uzun olacak, merak etmeyin doya doya okuyacağız bu 4 bölümü.
Sizi çok seviyorum kocaman öpüyorum haftaya cumartesi yeni bölümde buluşalım
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Yorumlar

Harikaydı son 4 bölümü heyecanla bekliyorum umarım bir çocukları olurrrr🩷
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim balım okuyan gözlerine sağlık
Sil