Ana içeriğe atla

Nitelikli

A. 21-ACIDAN GERİYE KALAN KÜL

“Benim deli kızım artık kapattı bu hayata gözlerini, şimdi söylesene kim durdurabilir bunda sonra beni?” Always You Been - Chris Grey Valse - Evgeny Grinko  İyi okumalar bal kuşlarım bölüm sonu yorumlarda buluşalım Sindirerek okuyun tamam mı.... Beklediğim sadece bir cevaptı. Ya elimi sıkacaktı ya da arkasını dönüp gidecekti ama Mortis ona uzattığım elime o kadar uzun süre baktı ki yutkunmakta zorlandım. Bakışları tekrardan saçlarıma değdi, omzuma kadar gelen kahverengi saçlarıma baktı. İz kalan ve kocaman bir morluk olan boynuma baktı. Yaralarla dolu ellerime baktı ve ağır ağır yutkundu. Gözlerindeki acıyı görmemek için kör olmam gerekirdi, içi acırmış gibi baktı her zerreme. Sanki onunda canı yanıyormuş gibi baktı.    “İstersen size her şeyi açıklayayım sonra karar ver,” diyerek sessizliği bozdum. Zihnimde onu en son gördüğüm zamanda söylediğim cümleler dolandı. Sonra açıklayacağım. demiştim. Sonra açıklayacağım ama şimdi git. Gitmişti ve ben açıklamak için geri dönmüş...

V. 27.PERDE





"Eğer başarmak istiyorsan, önce zincirlerinden kurtulman gerekir. Görünenlerden değil, görünmeyenlerden."


Gelinim - Kenan Doğulu

Aşk Sana Benzer - Koray Avcı


BU KİTAPTA GEÇEN BÜTÜN OLAY VE KARAKTLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR HİÇBİR ŞEKİLDE GERÇEKLİĞİ YANSITMAMAKTADIR.


Ig/sesimiziduyuramadik 

Tt/sesimiziduyuramadik 

X/ ruhunlasavass


İyi okumalar bal kuşlarım bölüm sonu yorumlarda buluşalım 







Huzur…


Bu an tam o andı, bu sefer diğerlerinden daha farklıydı. Bu sefer ruhum bile huzur içindeydi. Abim bile huzur içindeydi bunu hissedebiliyordum, yine de bir tarafım  buruktu bir tarafım hep buruktu ve hep öyle kalacaktı.


Arabanın koltuğunda neredeyse yatar pozisyonda elim yanağımın altındayken Sarp’ı izliyordum. Üzerinde bir sakinlik vardı, bu iyi miydi kötü müydü emin değildim ama onun içinde de bir huzur oluştuğunu biliyordum. Annesinin intikamını almanın verdiği huzurdu.


Antonio Sarp onu vurduktan sonra ameliyata alınmıştı ve zorlu bir ameliyat onu bekliyordu. Yine de ilk defa bunu o kadar umursamıyordum, şu an umursadığım tek şey yanımdaydı. Benimleydi.


“Yarınki maçtan sonra boksörlüğü bırakmanı istemiyorum.” diye fikrimi belittim sakin bir sesle. “İllegal ola maçlara girme ama normal maçları bırakmanı istemiyorum.” yarın final maçı olacaktı ve bu maç onun boksörlük kariyeri için büyük bir şeydi.


“İlerideki çocuklarımıza kötü örnek mi olayım? Onlara babalarının sinir hastası biri olduğu için adam dövdüğünü mü söyleyeceğim.” bunları ilk defa dile getiriyordu. “Babasının işinin adam dövmek olduğunu mu söyleyeceğim?”


“Onlara ne kadar başarılı bir boksör olduğunu söyleyeceksin. Bu da bir meslek, sen ülkeni temsil ediyorsun. Ülkeni gururlandırıyorsun ve çocuklarımıza da aynen böyle anlatacağız.” elim viteste duran elinin üzerine yerleşti. “Onlara ne kadar mükemmel birisi olduğunu anlatacağım. Beni ne kadar güzel sevdiğini, benim için her şeyini feda ettiğini ve onlar için canını bile vereceğini.”


“Veririm.” dedi hemen. 


Gülümsedim hafifçe “Biliyorum.” evin yolundan saptığımızda yattığım yerden doğruldum. “Nereye gidiyoruz?”


“Evlenmeye.” dedi sakince.


NE ?

Evlenmek…

Şimdi evlenmek, onunla evlenmek.


“Şimdi mi?” dedim kocamann olmuş gözlerle ona bakarken. 


“Şimdi.”


“Az önceki savaşa rağmen mi?”


Araba durduğunda acı kahveleri bana döndü “Az önceki savaşa rağmen. Bütün dünyaya, bütün imkansızlıklara rağmen. Şimdi evlen benimle chica guerrera.” dolu dolu gözlerim onunkilere sevinçle kenetle.


“Evlenelim o zaman benim koca bebeğim.” sesimin heyecandan titremesine engel olamamıştım. Dudağının kenarı kıvrılırken “Bu hitabı sevdiğimi itiraf etmem gerek ama bunu yanımızda başka biri varken söylemesen iyi olur.” 


“Sebep?”


“Ya da söyle ve ne olacağını beraber görelim.” sesinden bu durumdan eğlendiği belli oluyordu. Bakışlarını benden çekti ve arabadan indi. Bende tam kapıyı açacakken Sarp benden önce davranıp kapımı açtım. Kaşlarım havaya kalktı “Bu centilmenlik bugüne mi özel?”


“Ben her zaman centilmen bir erkeğim.” dediğinde gözlerimi devirip girmem için uzattığı koluna girdim. Nikah dairesine girerken kalbimin yerinden çıkacağını hissettim. 


“Bu saatte nikah kıyıyorlar mı?” diye sordum.


“Kıymasalar gelmezdik herhalde Deren.”


“Of ne bileyim ya geç oldu diye öyle sordum.”


Koluna geçirdiğim elimi tutup dudaklarını parmaklarım bastırdı “Ben herşeyi ayarladım, sen sadece keyfine bak. Gelinliğini giy ve hayatımda gördüğüm en güzel gelin ol.” yüzüme kocaman bir gülümse yayılırken başımı Sarp’ın omzuna koydum. “Çok da güzel olma ama, sonra herkesin sana bakmasına dayanamam canım sıkılır.”


Kocaman bir kahkaha döküldü dudaklarımdan “Sen delirmişsin!” 


Dudaklarını alnıma yasladı “Sana deli olduğum doğrudur.” gelin odasının önünde durduğumuzda kolunu benden çıktı “Kızlar içerde seni bekliyor. İstediğin gelinliği seçebilirsin. Bende seni tam burada bekliyor olacağım.”


“Sen damatlık giymeyeceksin herhalde.” dedim alayla.


“On tane damatlıkta değiştirsem senden önce hazır olacağım.” dudaklarımdaki gülüş daha da büyürken gelin odasına girdim. Işıl ve Şeyma çoktan hazırdı bile ancak yanlarında sarı saçlı tanımadığım biri daha vardı. 


Kızlar beni görünce heyecanla oturdukları yerden kalktılar. Şeyma, tek omzunda kalın bir askısı olan bileklerine kadar gelen açık mor saten bir elbise giymişti. Altında ise siyah topuklu ayakkabılar vardı. “Çok güzel olmuşsun.” dedim ona bakarken.










O ise hiç vakit kaybetmeden kollarını bana doladı “Çok korktum, sana bir şey olacak diye ödüm koptu Deren.”


“Merak etme iyiyim. O kadar kolay ölecek biri değilim.” geri çekildiğimde Işıl’ın eli kolume yerleşti. “İyisin değil mi?” diye sordu. Bakışlarmı ona çevirirken gülümsedim “Gerçekten iyiyim.” onu üzerinde ise dizlerinin altına gelen kalın askılı siyah bir kumaş elbise vardı.


“Ve sen?” derken bakışlarım tam karşımda duran kıza baktım. Yeşil gözleri yumuşak bir ifadeyle bana baktı “Bahar. Adil’in nişanlısı.” diye tanıttı kendisini. Bir kaç adımda bana yaklaştı “Adil bana hepinizden çok bahsetti memnun oldum.”


“Bende.”


“Ay! Hadi gelinliklerden birini seç. Kendi nikahına bile geç kalacaksın Deren.” diye isyan etti Şeyma. Elimi kavrayıp beni gelinliklerin olduğu dolaba götürdü. Bakışlarım dolapta gezinirken karşımda duran beş tane gelinlik karşısında gözlerim kocaman açıldı. “Bunların hepsini almadı değil mi?” diye sordum şaşkınlığımı gizleyemeyerek.


“Aldıysa aldı kızım seçsene birini.” Şeyma heyecanla bana bakarken benim gözüm bir gelinlikte takılı kalmıştı. Çok iştihamlı değildi ama zarif ve asil bir gelinlikti. Saten balık bir elbiseydi, belinde güpürleri vardı kolları uzundu ancak tamamen gerdanımı ortaya çıkaracak bir modeli vardı. Gelinliği elime aldığımda sırtında derin bir dekoltesi olduğunu fark ettim.








“Bu olsun.” gözlerim hala gelinliğin üzerindeydi.  “Siz gidin ben hazırlanıp gelirim.” diyebildim gözlerimi gelinlikten zorlukla çekerken. 


“Hayır tabiki de seni biz hazırlayacağız.”


“Yalnız hazırlansam daha iyi.” dediğimde daha fazla üstelemediler. Bugün yaşadıklarımızdan sonra beni kendimle baş başa bıraktılar. Hızla kıyafetlerimden kurtulduktan sonra gelinliği üzerime giydim. Gelinlik sanki benim beden ölçülerime göre dikilmiş gibiydi. Aynadan kendime baktığımda içim sızladı. 


Az önce bir savaştaydık şimdi ise o savaşın zaferini kutluyorduk. Bir saat öncesine kadar içim kan ağlıyordu, şimdi kalbim huzurla doluydu. Hala bu an o kadar imkansız geliyordu ki, bunu gerçek olarak algılamam çok uzun zamanımı alacaktı. 


Ellerimi saçlarımın arasında geçirip onları parmaklarımla taramaya çalıştım. Saçlarım zaten dalgalı olduğu için toplama gereği duymadım, bugün özgür olmaları lazımdı. Tıpkı benim gibi… 


Makyajımı yaptıktan sonra dudaklarıma kırmızı bir ruj sürdüm. Etrafta ayakkabılarımı ararken abimin bana aldığı bordo ayakkabıları gördüm. Normalde bana acı verecek bu ayakkabılar şimdi içimde sadece buruk his bırakıyordu. Ayakkabıları alıp giydim ve aynadan son kez kendime baktım. “Bunu hak ettin.” dedim ilk defa kendime “Bu sefer mutlu olmayı hak ettin Deren.” artık bir katilin soyadını taşımamalısın.


Aynadan abimin bana bakan gözlerini hissettim “Sözümü tuttum abi.” diye fısıldadım titrek bir sesle. “Rahat uyu artık.” gözleri gözlerime değerken bana gülümsedi.


Kapının tıklatılmasıyla bakışlarımı aynadan çektim “Geliyorum!” derken çoktan kapıya ilerlemiştim bile. Kapıyı açtığımda Sarp’ı gördüm. Üzerindeki siyah damatlık her zamanki gibi üzerinde mükemmel duruyordu. Tek fark bu sefer elinde bordo zambakları tutuyordu. 


Bakışları benim üzerimde gezinirken göz bebeklerinin titrediğini gördüm. Dolan gözlerle ona bakarken kafamı yana eğdim. Bir kaç adım öne gidip tam karşısında durduğumda ellerim ellerinin üzerine gitti. “Beğendin mi?”


“Beğenmek az kalır. Mest oldum, yandım kül oldum sana, senin güzelliğine.” saçımı kulağımın arkasına sıkıştırdı. 


“Hala imkansız gibi geliyor…Yani biz başardık değil mi? Her şey bitti.”


“Savaşımız bitti hayatımız ise daha yeni başlıyor.” elindeki çiçeği bana uzattı “Bu çiçeği anneme benzetirdim. Artık seni de bu çiçeğe benzetiyorum.”


“Neden?”


“Çünkü ikinizde benim için aynı şeyi ifade ediyorsunuz. Masumiyeti, saflığı… İkinizde benim ışığım oldunuz. Annemin ışığı söndü ama senin ışığın beni tamamen karanlığa çekilmekten kurtarıyor.” cebinden bir şey çıkardığında bakışlarım elindeki kolyeye kaydı. Bu annesinin zambak işlemeli kolyesiydi. “Bu kolye senin olmalı.”


“Sarp, bu annenindi.”


“Emin ol oda bunu sana vermemi isterdi.” dedikten sonra kolyeyi kolaylıkla boynuma taktı. Bakışları tekrardan beni süzdüğünde kaşları hafifçe çatıldı ve kafasını iki yana salladı “Bu kadar güzel olmamalıydın.” dedi sitem eder gibi.


Kendimi beğenmiş bir şekilde saçlarımı geriye savurdum “Bunun için mutlu olmalısın hayatım, her zaman mükemmel olacak bir karın olacak.”  


Bu dediğime gülerken koluna girmem için bana uzattı “Hadi bakalım güzel gelinim, beni senin kocan yapalım. Beni bu dünyanın en mutlu insanı yapalım.” bir şey söylemeden sadece koluna girdim. Nikah salonuna doğru yürüdüğümüzde ışıklar kapandı ardından sadece bizim üzerimizde ışık yandı ve şarkı çalmaya başladı.


Tam sahnenin ortasına kadar yürürdük “Dans mı edeceğiz?” diye sordum ona şaşkın bir şekilde. Bugün yaşanan her şeye şaşırıyordum çünkü hala yaşamış olmak bile imkansız geliyordu. 


Soruma cevap vermeden bir elini belime yerleştirdi diğer eli ise elimi  almasıyla bende diğer elimi omzuna koydum. “Kalbim yerinden çıkacak sanki.” 


Gökte parlayan ay kalpte

İncinen söz

Işıldayan su sana benzer.


Sözlere sadece dudaklarını oynatarak eşlik ediyordu lakin ben onun sesini duyabiliyordum. 


Şarkıda her aşk sana benzer derken oda bunu sesli söylüyordu, kafamı omzuna yaslayıp kendimi tamamen onun ritmine bıraktım. “Çünkü sevgilim güzel olan her şey sana benzer.” diye fısıldadı kulağıma. 


Dudaklarıma küçük bir tebessüm yayılırken bende onun kulağına yaklaşıp fısıldadım “Çünkü sevgilim kusursuz olan her şey sana benzer.”



🩰



Doğdum, küçüktüm büyüdüm. Sevdim, yaralandım tekrardan ayağı kalktım. Acılıydım öfkelendim sonra huzura erdim. Çizgilerimi aştım yapmam dediğim her şeyi yaptım, en çokta kendimi yıprattım ama sonunda başardım. İnandığım şeyler başıma yıkıldı ben onun altında kaldım, binlerce darbe aldım sonra yeniden kalktım.


Ben bu savaşı kazandım.

Sende kazanabilirsin.

Yeter ki zincirlerinden kurtul.


“Beni bir katilin soy adından kurtardın.” dedim elim eline sıkı sıkı kenetliyken. Yine aynı mezarın önünde başladığımız yerdeydik. Mezar taşı artık kırık değildi, yapılmıştı hem mezar taşında hemde üstünde Türk Bayrağı asılıydı. Şehitlere yakışır bir şekilde duruyordu. 


“Seni ben değil, sen kurtardın. Sen kendini kurtardın.” dediğinde bakışlarımı mezardan çekip ona çevirdim. “Hadi Özer’e de bu haberi vermenin zamanı geldi.” 


Gülümseyip kafamı salladım ve elini bırakıp bir adım öne çıktım “Abi.” derken tekrardan sesim titredi. Her zaman böyle olmuştu zaten, gün sonunda hep onun yanına gelince sesim titrerdi. Ben kaç yaşına gelirsem geleyim hep abisinin küçük kardeşi olacaktım “Başardım abi, sözümü tuttum. İntikamını aldım güçlü bir kadın oldum. Mutlu oldum.” derin bir iç çektim. “İlk defa kendimi bu kadar hafiflemiş ve özgür hissediyorum. Bütün yüklerimden kurtuldum. Sende rahat ol artık olur mu? Rahat uyu.” gözümden bir damla yaş düştü “Seni özledim abi gerçekten çok özledim. Keşke burada olsaydın benim yanımda olsaydın. Seni seviyorum ve daima seveceğim seni her daim kalbimde yaşatacağım.” bir adım geri çekildiğimde parmaklarımız birbirine değdi. Sarp’ın bakışlarının hala mezarda olduğu görünce elimi omzuna koydum. “Ben seni arabada bekliyorum.” dedim yalnızca.


Kafasını salladığında ise arkamı dönüp arabaya ilerledim ve onu yalnız bıraktım. Buna ihtiyacı vardı abimle hiç konuşmamıştı. Onun öldüğünü benim gibi kabullenememişti, ben kabul ettikten sonra bile edememişti. 


Arabanın kapısını açıp arka koltuğa uzandım. Son olaylar yüzünden iki haftadır doğru düzgün uyumamıştım bu yüzden kendimi bu aralar sürekli yorgun hissediyordum. Bakışlarım karşıya doğru dalmışken kapının açılmasıyla onun sesini duydum “İyi misin?” 


“Yorgunum.” dedim gülümseye çalışarak. 


“Tüh bende eve gidince daha çok yorulacağın şeyler yaparız diye düşünmüştüm.” sesindeki muzipliği fark edince kocaman bir kahkaha attım. Kafasını dağıtmak için konu açmaya çalışıyordu.


“Pislik yapma, aklın fikrin şeyde.” diye söylendim.


“Neyde?”


“Sarp!” yanaklarımı çoktan ateş basmıştı bile “Eve gidelim hadi yoruldum.”


“Bu gece otelde kalsak daha iyi olur. Maça kadar bir balayı yapmış oluruz.” dedikten sonra arka kapının açıldığını içeri giren soğuk ile beraber fark ettim. Ben daha ne olduğunu anlamadan kendimi onun kolları arasında buldum.


“Yılbaşı yaklaşıyor.” diye fısıldadım uykulu bir sesle. “Biz bu yıl çok şey başardık, çok fazla şey atlattık.” elim daha yeni çıkmaya başlayan sakallarında gezindi. “Bu yıl hayat tekrardan seni bana verdi.” yüzünü bana çevirdiğinde yüzlerimizin arasında bir nefes vardı.


“Bu yıl bana seni verdi. Seni benden almasın yeter.” 


“Beraber kutlayacağız değil mi?”


“Kutlarız..” diye onayladı beni.


“Ağaçta süsleri değil mi?”


“Süsleriz.”


“Sana noel baba kostümü giydiririz değil mi?”


Kaşları anında çatıldı “Abartma Deren.”


Ağzımdan küçük bir kıkırtı kaçtı “Ne yapayım her dediğimi hep onaylayınca bir deneyeyim dedim seni.”


“Biliyorsun senin her sözün başım gözüm üstüne.” yüzüne yaklaşıp çenesini öptüm. “Ölüyorum kızım sana.” bir kez daha öptüm. “Bitiyorum sana. Yanıyorum sana” bir kez daha öptüm “Otele hemen gitmemiz lazım.”



🩰


MAÇ GÜNÜ


Klozete eğilirken midemdekileri tekrardan çıkardım. Son günlerde günün bilmem kaç saati böyle geçiyordu. Son olacak maç için gergindim bu yüzden sürekli stres yapıyordum. Kusmanın bununla ilgisi olmama ihtimalini hala düşünüyorsun Deren. Kafamda dönen düşünceler beni korkutuyordu, bu yüzden bugün hamilelik testi almıştım. Titreyen ellerime testi yapıp lavabonun üzerine koydum.


“Güzelim.” kapının dışında duyduğum ses ile olduğum yerde irkildim. “İyi misin?”


“Evet..” dedim hemen ses tonumu düzgün tutmaya çalışarak. “Üşütmüşüm biraz.”


“Emin misin?”


“Evet evet geliyorum şimdi.” kapıdan uzaklaştığını hissettiğimde korkarak teste baktım iki çizgi. Yaşlar yanaklarımdan boşalmaya başlarken korku bütün bedenimi ele geçirdi. Hamileydim. Anne nasıl olunur bilmiyordum, bunu nasıl yapacaktım? Titreyen ellerimi karnımın üzerine götürdüğümde yaram kendi varlığını belli etti. 


Dizlerimin üzerine çöktüğümde ne yapacağımı şaşırdım. Bütün ihtimaller üzerime çığ gibi yıkıldı. Ya bana tutunamazsa. Dudaklarımdan kaçan sesli hıçkırığa engel olamadım, elim hızla ağzımda kapanırken bir süre orada sessizce gözyaşı döktüm. 


Sarp bu çocuğu ister miydi?


 O çok iyi bir baba olacaktı bundan emindim ama ya ben, ben iyi bir anne olabilir miydim?


Oturduğum yerden zorlukla kalkarken lavabonun mermerinden güç aldım. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra testi alıp çöpe attım. Bakışlarım aynadaki yansımama kaydı, gözlerimin altı şiş gözlerimin içi kan çanağı olmuştu. Sarp beni görürse kesinlikle bir şeylerin yolunda olmayacağını öğrenirdi. 


Derin bir nefes alıp kendimi sakinleştirmeye çalıştım “Sorun yok. Bu testler bazen doğruyu göstermeyebiliyor.” diye kendimi telkin ettim. Banyodan çıktığımda Sarp’ın yatağın üzerinde oturduğunu gördüm. “Maç için çıkacak mıyız?” diye sordum normal çıkmasını umduğum sesimle. 


Bakışları bana döndüğünde gözlerinde şefkat belirdi ve oturduğu yerden kalkıp önümde durdum “Her şey yolunda mı?” diye sorarken elleri belime yerleşti.


“Yolunda.” kafasını sallayıp dudaklarıma hızlı bir öpücük bıraktı ardından beni bırakıp banyoya ilerledi. “Duş alayım çıkarız.” dediğinde kafamı salladım.


Aşağıya inip kendime bir kahve yaptım, ancak yine de dalgındım. Düşünüyordum, korkuyordum. Sarp’a nasıl söyleyecektim onu bile bilmiyordum, aklımı toparlamam lazımdı. Adım seslerini duymamla yarım içtiğim kahvemi masanın üzerine bırakıp oturduğum yerden kalktım. “Gidiyor muyuz?” bu sefer sesim daha normal çıkmıştı.


Ona baktığımda bakışlarındaki soğukluğu iliklerime kadar hissettim. Bir kaç adımda onun dibinde bittip ve kollarımı onun boynuna doladım. “Sarp, bir şey mi oldu?” 


“Hayır.” dedi lakin kollarını belime bile dolamamıştı. Bir sorun vardı? 


Aklıma gelen şey ile gözlerim doldu, kalbim telaşla göğsümde çırpınırken testi görmemesini umuyordum. Onu çöpe atmak aptallıktı lakin telaşla ne yapacağımı da bilememiştim“Sarp..”


Bir adım geri çekilince kollarım aşağı düştü “Gitmemiz lazım. Çıkalım.” omzunu omzumdan sıyırıp yanımdan geçti. Kapının kapanma sesini işittiğimde omuzlarım düştü. Öğrenmiş miydi? Ceketimi alıp bende aşağı indiğimde arabanın içinde beni beklediğini gördüm. Hiç vakit kaybetmeden arabaya binip ona döndüm “Bak hiçbir şey sandığın gibi değil.”


Keskin bakışları hemen beni buldu “Ne sandığım gibi değil Deren. Ben ne sanıyormuşum sen söylesene.” bana bağırmıyordu ama sesindeki öfke çok net belli oluyordu. 


“Bende daha yeni öğrendim. Ayrıca emin değildim.”


“Ama her zaman şüphelerin vardı.” alaylı bir şekilde güldü “Benden bunu saklayamazsın Deren. Bana hiç mi güvenmiyorsun?” sesindeki hayal kırıklığı içimi yaktı. Kafasını iki yana salladı “Buna hakkın yok, ne zaman söyleyecektin? Ya da söyleyecek miydin?”


“Haddini aşma.” dedim net bir sesle.


Alayla güldü “Pardon. Doğru ben haddimi aşıyorum, ben her zaman siktiğimin haddini aşıyorum! Bana tekrardan yerimi gösterdiğin için sağol karıcım.” dedikleri kalbimi acıtırken gözyaşları yanaklarımdan dökülmeye başladı “Korktum tamam mı!” dedim birden hiddetle “Bu zamana kadar şüphelerim vardı ama onlardan kaçtım kabul etmek istemedim.” hızla akan gözyaşlarımı sildim “Nasıl anne olunur onu bilemediğim için korktum, onun bana tutunmasını sağlayamamaktan korktum. Sana nasıl söyleyeceğimi bilemedim, kendimi buna hazırlayamadım.” bakışlarımı ondan çekip ellerime çevirdim “Özür dilerim aptal gibi davranıyorum biliyorum. Söylenmeyecek sözler söylüyorum, sonra pişman oluyorum. Seni sürekli kırıyorum seni kırdığım için en çokta kendimi kırıyorum.” ellerimi kaldırıp indirdim “Böyleyim bende işte. Kusurlu, çatlak.”


Camdan dışarı döndüğümde bir şey söylemesini bekledim ama Sarp hiçbir şey söylemedi. Arabayı çalıştırdığında yol boyunca hiç konuşmadık, hatta arabadan inince bile konuşmadık. Ben onun soyunma odasına girdiğimde o üzerini değiştirdi daha sonra benim yanıma oturup eline bandajını sarmaya başladı. 


Elim onun bandajına gittiğinde hiçbir şey söylemeden elinden bandajı aldım ve elini bu sefer ben sarmaya başladım. Ben onun elini sararken onunda bana baktığını hissedebiliyordum. Elini sarmayı bitirdiğimde bende ona döndüm “Yine batırdım mı?” diye sordum fısıltıyla. 


Hiçbir şey söylemezken eli karnımın üzerine gitti “Bu sefer ikimizde fena batırdık ama bu batış aslında bir çıkış.” kafasını eğip dudaklarını yaramın üzerine bastırdı “Hey ufaklık.” diye fısıldadı. “Burası biraz gürültülü olacak, sen kulaklarını kapat.” onun bu haline gülümsedim “Oradasın değil mi?”


“Orada.” kafasını kaldırırken oturduğu yerden de kalktı, o kalkınca bende kalktım. Kollarımı onun boynuna dolayıp onu iyice kendime çektim, o ise kafasını her zamanki gibi boynuma gömmüştü. 


“Sen mükemmel bir anne olacaksın.” nefesini kulağıma çarpıyordu. “Nasıl anne baba olunur bilmiyoruz belki ama biz onu her şeyden çok seveceğiz. Ona çok güzel bir aile vereceğiz.”


Kafamı sallayıp elimi saçlarına geçirdim “Bunu başarabilirsin.”


“Hemen geleceğim.” diye fısıldadı bana.


“Seni bekliyoruz babası.” dediğimde geri çekildi. Sarp dışarı çıkarken bende onunla beraber dışarı çıktım. Ben kendi yerimi aldım o ise kendi yerini aldı. Hakem düdüğü çaldığında maç başladı. Bu sefer ona bakmadım yada tezahürat yapmadım çünkü yapacağım en ufak şeyin karnımdaki cana zarar vereceğinden korkuyordum. Annelik içgüdüsü böyle bir şey miydi? Anne olmak böyle bir şey miydi?


“NAKAVT.” diye bağıran sesi duyduğumda hızla kafamı kaldırdım “KAZANAN ÇELİKER.” 


Kazanmıştı. 


Ben hızla oturduğum yerden kalkarken onlar Sarp’ın beline altın kemer takmışlardı. Sarp’ta hiç vakit kaybetmeden ringten inerken karşıya karşıya geldik. Bir an olsun beklemeden beni belimden yakaladı ve dudakları dudaklarıma kapandı. İki elim onun omzunda duruyorken gülümsedim. 


Geri çekilip alnımı onun alnına yasladım “Kazandın.”


“Sizin için.”


Sen zaten çoktan bizim kalbimizi kazanmıştın.”



Umarım bölümü beğenmişsinizdirrrr

Ne demek anne baba olacaklar 🤧🤧

Son 3 diyoruz

Yorumlar

  1. Çok güzel bölüm ama çok hızlı geçiyor ve bölüm kısa daha uzun ve yahikayeyi daha yavaş yazsan bölümler de uzayabilir bence

    YanıtlaSil
  2. Eee bölüm gelmedi

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar