Ana içeriğe atla

Nitelikli

A. 21-ACIDAN GERİYE KALAN KÜL

“Benim deli kızım artık kapattı bu hayata gözlerini, şimdi söylesene kim durdurabilir bunda sonra beni?” Always You Been - Chris Grey Valse - Evgeny Grinko  İyi okumalar bal kuşlarım bölüm sonu yorumlarda buluşalım Sindirerek okuyun tamam mı.... Beklediğim sadece bir cevaptı. Ya elimi sıkacaktı ya da arkasını dönüp gidecekti ama Mortis ona uzattığım elime o kadar uzun süre baktı ki yutkunmakta zorlandım. Bakışları tekrardan saçlarıma değdi, omzuma kadar gelen kahverengi saçlarıma baktı. İz kalan ve kocaman bir morluk olan boynuma baktı. Yaralarla dolu ellerime baktı ve ağır ağır yutkundu. Gözlerindeki acıyı görmemek için kör olmam gerekirdi, içi acırmış gibi baktı her zerreme. Sanki onunda canı yanıyormuş gibi baktı.    “İstersen size her şeyi açıklayayım sonra karar ver,” diyerek sessizliği bozdum. Zihnimde onu en son gördüğüm zamanda söylediğim cümleler dolandı. Sonra açıklayacağım. demiştim. Sonra açıklayacağım ama şimdi git. Gitmişti ve ben açıklamak için geri dönmüş...

V. 29.PERDE

 






"Abisiyle nefes alan bir kızı abisi olmadan nefes almaya zorlamışlardı..."


Sen Benim Şarkılarımsın - Cem Adrian

Kızım - Pilli Bebek


BU KİTAPTA GEÇEN BÜTÜN KİŞİ VE OLAYLAR TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR HİÇBİR ŞEKİLDE GERÇEKLİĞİ YANSITMAMAKTADIR


Ig/sesimiziduyuramadik

Tt/sesimiziduyuramadik

X/ruhunlasavass





Yatakta uzanıp Sarp’ın saçlarını okşarken zihnim tamamen susmuş gibiydi. O başını karnımın üzerine koymuş bir şeyler mırıldanıyordu. Zihnimin susmasıyla beraber vücudum mayıştığı için dudaklarının arasından çıkan kelimeleri seçemiyordum. 


“Sarp.” diye mırıldandım uyku mahmuru bir sesle.


“Hm.” diye cevap verdi.


“Kar sabaha kadar tutmuş olur mu?” diye sordum.


“Büyük ihtimalle.”


“Biliyor musun her kar yağdığında kar tutar tutmaz abimle kardan adam yapardık. İlk kardan adamım hep onunla olurdu, ilk karı heyecanla hep onunla beklerdim. Bu sefer o yok ve bu benim ilk onsuz yıl başım, onsuz karı görüşüşüm, onsuz kardan adama yapışım olacak. Ve sonsuza kadar…” saçlarını okşayan ellerim yavaşlarken kafamı yatak başlığına yasladım. “Onu özlüyorum.” diye itiraf ettim. “Bu özlem hiç geçmeyecek biliyorum ama yine de kendime engel olamıyorum.” 


Karnımı okşamaya devam ettiğinde konuşmayacağını anladım, o her zamanki gibi beni dinlemek istiyordu. “Ondan bir hayat çaldılar. Onun önünde daha kocaman bir hayat vardı. Belki birini sevecekti bir aile kuracaktı, bu hakkı bile ondan aldılar. Ondan yeğenini görme hakkını aldılar. Oysa biliyorum o olsaydı bebeğimizin üzerine kendi çocuğu gibi titrerdi.” gözyaşım şakağıma doğru kaydı. “Onlar hapiste çürüse bile benim içim soğumayacak bunu şimdi anlıyorum. Çünkü benim abim gerçekten gitti Sarp. Ondan koca bir hayatı çaldılar.”


Kafasını karnımdan çektiğinde bakışları bana döndü ağladığımı görünce derin bir nefes aldı ve beni kendi göğsüne çekti. “Yetmeyecek.” dedi bana fısıltı gibi çıkan sesiyle. “Ölseler, bin parçaya ayrılsalar yine de için bundan tatmin olamayacak. Bizim canımızı aldılar sevgilim, biz dünyayı ateşe versek bizim içimiz bir an olsun bile soğumaz.”


“Soğumaz.” diye fısıldadım. Yine o geceydik onun beni abimin cansız bedenimden çektiği sahneseydik. Beni göğsüne yasladığı kulağıma fısıldadığı an gibiydi bu an. Acımızın üzerinden aylar geçmiş gibi değil sanki dün olmuş gibiydi. 


Bir yara var kalbimde ne yapsam asla kapanmayacak. 

Abicim sen her zaman kalbimde duran en büyük sızı olacaksın.


“Son kez yüzleşeceğim. Onların sonlarının geldiğini göreceğim yoksa daha fazla nefes alamayacak gibi hissediyorum. Kapana kısılmış gibiyim. Gözlerinin içine bakacağım onların sonları geldiğinde karşılarında beni görecekler.” 


O sustu ben sustum.

Sessizlik artık bizim için anlamsız değildi aksine sadece ikimizin bildiği bir dil gibiydi. 


“Kahküllerin uzamış.” diye konuyu değiştirdi. 


“Uzadılar. Sen kes istedim, sen daha güzel kesiyorsun.”  ama en çok abim, en çok o güzel kesiyor.  Daha fazlasını söylememe gerek yoktu, beni kucağına alıp banyoya doğru ilerledi. Banyoya girdiğimizde beni lavabonun kenarına oturttu ve dolapları karıştırıp içinden bir tarak ve makas çıkardı. Ellerini ıslattıktan sonra ise önümdeki kahküllerimi nemlendirdi. Makas saçlarımın ucunu keserken benim bakışlarım ahşap fayansa kaydı. Özenle kesimini yapıp bitirdikten sonra makas ve tarağı kenara bıraktı. 


“Yine güzel kestin.” kollarım onun boynuna dolanmak uzanırken bana kolaylık olması için bir kaç adım yaklaştı. Ellerim ensesinde dolaşırken onunda nefesleri sıklaşmıştı “Güzelim.”


“Hım.”


Bir şey söyleyecek oldu ancak bundan vazgeçip kafasını iki yana salladı ve dudaklarına bir gülüş yerleştiğinde alnını iki göğsümün arasında yerleştirdi. “Beni bitireceksin.”


“Hey hiç bir şey yapmadım daha.” diye itiraz ettim. 


“Tek dokunuşun, yemin ederim tek dokunuşun her şeye yetiyor. Bütün irademi si-” sustu “Küfür yok.” dedi kendi kendine. “Baba olacaksam artık küfür etmeyi bırakmalıyım. Kendi çocuğuma kötü örnek olmamam lazım.” diye kendi kendini telkin etti. Şu an gerçekten onu kalbimin içine sokmak istiyordum. “Yalnız benim kelime lügatım şu anda kısıtlandı. Lan ben hep küfür mü ediyormuşum?” bunu kesinlikle kendi kendin söylüyordu. 


İstemsizce kıkırdadım “E biraz.” 


Alnını yasladığı yerden kaldırdığında bana baktı “Beni düzeltmemiz lazım.” 


Ellerimi ensesinden çekip yüzünü avuçladım “Zamanla düzelir kendini çok kasma. Sen çok iyi bir baba olacaksın ve çocuğuna da kötü örnek olmayacaksın. Bu fikri aklından çıkar.” dedim net bir sesle. Sürekli kendinde bir kusur buluyordu ve bunun neyden kaynaklandığını iyi bildiğim için onu rahatlatmak istiyordum.


“Hala kardan adam yapmak istiyor musun?” 


Hızla başımı salladım “Tabiki istiyorum.”


“Kar biraz tutmuş gibi küçük bir kardan adam yapabilirsin.” cevap vermeme müsade etmeden beni belimden tutup oturduğum yerden indirdi. “Üstüne daha kalın bir şeyler giysen daha iyi olur. Hava iyice soğudu üşürsünüz.” 


“Kardan adam mı yapacağız?”


“Yapmak istemiyor muydun?”


“İstiyordum da saat üç ya hani?” daha çok sorar gibiydim çünkü bu onun tarzı değildi. Gecenin bir yarısı sadece benim için bunu kabul ediyordu bunun farkındaydım, ben mutlu olayım diye kabul ediyordu.


“Sen istiyorsan zaman ve mekanın bir önemi yok. Yarın yapmaya fırsatımız olmayabilir o yüzden şimdi yapacağız.” dediğinde hızla kafamı salladım. O kabul ediyorsa benim canıma minnetti. Banyodan çıkıp hızla üzerime daha kalın bir kazak altıma ise yünlü bir tayt giymiştim. Montumu da üzerime geçirdiğimde Sarp odanın kapısının önünde yaslanmış beni bekliyordu. 


“Senin montun nerede?” diye sordum.


“Aşağıda.” dediğinde kafamı salladım. 


“Çok ses çıkarmasak iyi olur.” diye fısıldadım merdivenlerden inmeye başlarken ancak Sarp yine buna izin vermedi. Beni tek hamlede kucağına aldığında artık bu normal gelmeye başlıyordu. “Sen şimdi hep beni böyle kucağında mı taşıyacaksın?”


“Hep taşıyacağım.”


“Göbeğim büyüse bile mi?”


“Göbeğin büyüse bile.” diye onayladı beni.


“Seksen kilo olsam bile mi?”


Bakışları bana döndüğünde kafasını gerçekten mi der gibi yana eğdi ve konuştu “İstersen yüz kilo ol fark etmez. Seni sürekli kucağımda taşıyacağım. Seni ve bebeğimizi tehlikeye asla atmayacağım. Sizi riske atacak en ufak şey bile yapmayacağım.”


“Biliyorum.” kapının önüne geldiğimizde beni yavaşça kucağından indirdi. Fortmantonun önünde durduğunda önce kendi montunu giydi ardından bana doğru uzandı, kafama beyaz bir bere takarken kulaklarımı içine soktu ve boynuma bordo bir atkı sardı.


“Şimdi oldu.”


“Sende şapkanı tak.” dedikten sonra evden dışarı çıktık. Dışarının soğuk havas yüzüme sert bir şekilde vurduğunda beyaza kaplanmış çimenlere baktım. Merdivenlerden yavaşça inerken Sarp’ın arkamdan geldiğini hissedebiliyordum. Ellerimi karnıma götürdüm “Bak annecim bu bizim beraber yaptığımız ilk kardan adamımız olacak. Dayında burada olsaydı eminim oda bizimle yapmak için can atardı, merak etme seni onunla da tanıştıracağım.” ellerimi karnımdan çekip yere eğildim ve karları avuçlarımın içine alıp yuvarlak şekil verdim.


Küçük topu biraz büyüttüğümde Sarp’a döndüm verandanın kenarına yaslanmış beni silik bir gülüşle izliyordu. “Gelsene!” diye seslendim. Yaslandığı yerden geri çeklip bana doğru adımladı. Ben kardan adamın ortasını yaparken oda kafasını yapmak için yanıma eğilmişti.


“Şuna bak.” dedi kendi kendine. “Kaç yaşına geldik hala kardan adam yapıyoruz.”


“Seni duyabiliyorum.” dedim ona dönerken “Ayrıca bunun yaş ile ne alakası var? Belirli bir yaştan sonra kardan adam yapılmaz diye bir kural mı var?”


“Yok yavrum. Devam et sen.” dediği gibi yaptım. Ben kardan adamın gövdesini yerleştirdiğimde oda kafasını koydu. 


“Havuç almadık.” 


“Ben şimdi alırım sende kolları için dal bul.” dediğinde cevap vermeme bile izin vermeden içeriye doğru yürümeye başlamıştı bile. Başta yapmak istemese bile şu an sanki benden daha da heyecanlıydı. 


“Bak bebeğim baban böyle biri işte. Bir yanı hala çocuk onu çok sev olur mu? Çünkü o seni şimdiden çok seviyor.” dudaklarım küçük bir tebessüm yerleşirken dal aramaya başladım. 


Birbirine eşit iki dal bulduğuğumda kardan adamın iki yanına yerleştirdim. Bulduğum bir kaç taşla da göz ağız ve düğme yaptım. Sarp’ı elinde bir kutu ve havuçla geldiğini görünce merakla ona doğru ilerledim. Karı karşıya geldiğimizde ikimizde durduk “Elindeki ne?” diye sordum merakla.


Bir şey söylemek yerine elindeki beyaz kutuyu bana uzattı, ne diyceğimi bilemediğim için sadece elindeki kutuyu alıp içini açtım. Kalbi sevinçle yerinden çıkacak gibi atarken kafamı sağ omuzuma yasladım. İçinde haki yeşili bebek şapkası, atkısı ve minik eldivenleri vardı. O kadar küçüklerdi ki hepsi bir avucuma anca sığıyordu, bu bebeğimizin ilk kıyafetleriydi. “Bunlar…” derken gözümden bir damla yaş aktı.


“Daha cinsiyetini öğrenmedik ama bunu dün çarşıda mağazalardan birinin rafında gördüm.” kelimeler benim için önemsizdi. Şu anda gördüğüm tek şey onun bebeğimize, bizim ışığımıza aldığı ilk kıyafetdeydi. 


Bakışlarım ona döndüğünde gözümden bir damla yaş daha aktı ve ben burnumu çektim “Bunlar harika. Çok güzeller.”  dediğimde bir kaç adım yaklaşıp beni kollarının arasına aldı.


“Biraz daha bir şey söylemeden ağlamaya devam etseydin kalpten gidecektim be kızım. Ödüm bo-” hemen boğazını temizledi “yani ödüm koptu.”


Alnım onun göğsüne gömülüyken güldüm onun bu tavrına “Hormonlardan.” dedim yine. Bundan sonra ne zaman ağlasam bunu bahane edecektim.


“Hı hım.” diye onayladı.


“Hı hım.” 


Ve ben Deren Silday. 

Karnımda bebeğim, kocamın kollarında hafiflemiş hissediyordum. Hayat yeniden yaşanılabilir bir yer gibi hissediyordum ve bu hissin asla geçmemesini istiyordum.


Abi beni izlediğini biliyorum çünkü bakışlarını her daim üzerimde hissediyorum.


🩰



Mahkeme salonları.

Bir sürü anlamı olan yerlerdi.

Kimine göre kurtuluş, kimine göre bitiş, kimine göre ise kayıptı. Ben bugün burada sadece zafer için vardım. Kalbim huzura ermiş sadece içimdeki küçük kızın zaferini kutlamak onu da bu mahkumiyetten kurtarmak için buradaydım. 


Görüşme kapısının önünde durduğumda sırtımda onun dokunuşunu hissettim “Bir şey olursa sadece çık ve beni bekle tamam mı?” dedi tedirgin bir sesle. Kafamı ona doğru çevirdiğimde hafifçe gülümsedim.


“Bir sorun olmayacak.” diye güvence verdim ona. Bir söylemeyince elim kapının kulpuna uzandı bakışlarım anında hissesizleşirken kapıyı açtım ve içeri girdim. Son kez dedi içimdeki kız. Kurtulacaksın, yüklerinden kurtulacaksın. 


Bir masa, iki sandalye yavaş adımlarda babamın karşısındaki sandalyeye oturduğumda onun hüzünlü bakışları bana döndü. “Deren…” ismimi söylerken sesi titremişti “Geldin.”


“Geldim.” dedim buz gibi bir sesle. “Sakın seni affettiğm düşüncesine kapılma sadece içimdeki kızı kurtarmak için geldim. Kendim için geldim.”


Bakışları sekteye uğradığında ağır ağır kafasını salladım “Geri dönülmeyecek hatalar yaptım bunun farkındayım. Beni affetmeyeceksin biliyorum ama en azından bana sırtını çevirme kimsem kalmadı kızım. Tek kaldım. Yalnız başıma ölmek istemiyorum.”


“Hayır.” dedim net bir sesle “Senin cezan bu. Dört duvar arasında hiç kimse senin varlığından bile haberdar olmadan öylece geberip gideceksin. Sen bunu hak ettin Salim Silday. Kaç çocuğu yetim öksüz bıraktın biliyor musun? Ben bilmiyorum çünkü sayamayacağım kadar fazla.” ellerimi masanın ortasına koydum “Sen bunu hak ettin. Sen hayatımızı mahvettikten sonra her şeyi hak ettin.”


“Mecburdum.” hızla masanın üzerindeki ellerime uzandı “Size zarar gelsin istemedim. Abin ölsün istemedim, annen ölsün istemedim sana zarar gelsin istemedim.”


“Yalan söyleme!” derken ellerimi hızla geri çektim “Bana işkence ederlerken sana yalvarmama rağmen sadece öylece izledin. Benim anne olma şansımı bile benden aldın ama şansına küs baba çünkü bir çocuğum olacak. Sen çocuğumun dayısını görmesine bile izin vermedin. Abime yaşam hakkı vermedin.”


“Torunum mu?” diye sorarken sesi titremişti.


“Asla bir dedesi olduğunu bilmeyecek. Çünkü sen ölüsün.” parmağımı ona doğru uzattım “Çünkü ben seni vatanına ihanet eden bir adam olduğunu öğrendiğim gün seni içimde öldürdüm. Vatanına ihanet eden ailesine de ihanet edermiş bana bunu öğrendim ve bu senin bana verdiğin en büyük dersti baba.” kalbimin içinde bir sızı hissediyordum, hayır sadece kalbimin içinde değildi bütün vücudum sızlıyordu. Nefes alamadığımı hissettiğimde oturduğum yerden kalktım. “Senin bir kızın hiç olmadı. Benimse hiç babam olmadı.”


Arkamı döndüğümde onun sesini duydum “Özür dilerim.” dediğini duydum. Hayır vatanına ihanet edenin özrü kabul edilmez. Vatanına ihanet eden herkese ihanet eder.


Odadan çıktığımda dolan gözlerimin akmasına engellemeye çalıştım “Vatanına ihanet eden biri için ağlayamazsın Deren.” dedim kendi kendime. Dizlerimin titremesi beni daha fazla taşıyamazken duvarın kenarına çöktüm. “Ailesine ihanet eden biri için gözyaşı dökemezin.” kafamı duvar yaslayıp gözlerimi tavana çevirdim. “Katil biri için gözyaşı dökemezsin.” dediğimde karnıma hissettiğim kasılmayla kollarımı karnıma doladım.


“Bir şey yok annecim. Bitti bir şey yok.” sakinleşmek için derin derin nefesler almaya çalıştım. Seni kaybetmeyeceğim. “Beni bırakma.” 


“Deren abla.” duyduğum sesle bakışlarımı karşımda duran sesin sahibine çevirdim. İdil. Koray’ın kızı İdil.


“İdil.” dedim fısıltı gibi çıkan sesimle. 


Benim önümde dizlerinin üzerine çöktü “Seninde mi baban yanlış şeyler yaptı?” diye sorduğunda kafamı salladım. “Benim babamda yapmış. Ben dedim ama onlara benim babam öyle şeyler yapmaz dedim ama babam bana dedi ki “ben büyük hatalar yaptım.” babalar kahramandı hani Deren abla.” derken yaşına göre çok olgun konuşuyordu. Hayat bu kızıda acımasızca şekilde büyütüyordu.


Ona doğru yaklaşıp küçük ellerini avuçlarımın içine aldım “Babalar her zaman kahraman olmazlar İdil. Babalar bazen hayatımızdaki en kötü adam olurlar.” dudaklarımı minik avuçlarına bastırdım “Ama her daim bir zamanlar kahraman olduğu zamanlar içimizde yaşamaya devam edecek.”


“Kötü adamları sevebilir miyiz Deren abla?” içli bir nefes aldı, dudakları büküldü “Ben babamı hala seviyorum. O benim için hala kahraman ama galiba o artık benim kahramanım olmak istemiyor.” gözlerinden yaşlar akarken dayanamayıp onu bağrıma bastım.


“Sorun değil bebeğim.” diye fısıldadım. “Sende kendi kendinin kahramanı olursun.” ağlaması dinene kadar onu kollarımla sardım. 


“İdil!” diyen telaşlı sesi duyduğumda İdil hızla geri çekilip annesine doğru koştu. Bende çöktüğüm yerden kalkarken Lara’nın karşısında geçtim, karnı hafifçe çıkmaya başlamıştı bile. Kızını hızla kollarının arasına alırken derin bir nefes verdi “Bir daha sakın yanımdan ayrılma tamam mı?” dedi kızına.


“Tamam annecim.”


“Aferin benim akıllı kızıma.” dediğinde bakışları anlık bana kaydı. Bir şey söylemeden sadece kafasını hafifçe salladı. Bende ona kafamı sallarken bakışlarımı tekrardan karnıma çevirdim. Kasılmalarım yok denilecek kadar azalmıştı ve şu an kendimi daha iyi hissediyordum. 


Dışarıya çıktığımda kapıda gerginlikle volta atan kocamı gördüm. “Hayatım.” diye seslendiğimde hızlı adımlarla yanıma geldi ve kollarını bana doladı. “Ben iyiyim.” dedim sırtını sıvarlarken. “Sorun yok.”


“Bundan sonra asla benden bir adım öteye bile gitmene izin vermiyorum. Mahvoldum Deren.” derken sesindeki telaşı asla gizleyemiyordu. 


“Buna şikayet etmem. Benim canıma minnet sen bilmiyor musun?”


“Bence doktora bizim işi sormalıyız.” dedi muzip bir sesle.


Geri çekilip gözlerimi kıstım “Hangi işi?”


“Teninin bir saniye bile tenimden ayrılmamasını istediğim işi.” kolunu boynuma dolayıp beni göğsüne çekti. Kollarım onun beline dolanırken hafifçe kıkırdadım “Bakarız.”


“Bak bakalım.”


🩰



BİR KAÇ AY SONRA…


“Gerçekten gelmeyeceksen kendini zorlama.”  dedim sesimdeki üzüntüyü gizlemeye çalışırken.  Bugün Sarp’ın maçı vardı ama hayır önemli olan bu değildi. Şu an önemli olan şey bugün bebeğimizin cinsiyetini öğrenecek olmamızdı. 


“Geleceğim.” dedi net bir sesle. “Bir saat sonra değil mi?”


“Evet.” dedim. “Ama kendini tehlikeye atmanı istemiyorum sadece sağlam bir şekilde gel yeter. Sana cinsiyeti bende söyleyebilirim.” 


“Geleceğim Deren.”


“Peki. Seni seviyorum dikkatli ol.”


“Bende sizi seviyorum. Dikkatli olun.” dedikten sonra telefonu kapattım. Kliniğe bir saat erken gelmiştim. Aslında bugün maç olmaması gerekiyordu lakin son dakika çıkmıştı ve bende aklının bende kalmaması için bozuntuya vermemeye çalışıyordum. Tabiki de moralim bozulmuştu. Bu an bizim için özeldi çünkü sadece cinsiyeti öğrenmeyecektik ona süpriz yapıp bugün bebeğimizin kalp atışlarını da duyacaktık. 


Bilerek cinsiyeti öğrenene kadar ertlemiştim. Ellerim belirginleşmiş karnıma gitti, bu ufaklık şuan neredeyse dört buçuk aylık olmuştu bile. “Merak etme annecim baban geleceğim diyorsa kesin gelir.” bu onunla yaptığım konuşmalardan sadece biriydi. Günün neredeyse her saatinde onunla konuşuyordum, hatta gündüzleri ben akşamları Sarp konuşuyorddu. Aslında bence tam olarak konuşma bile denemezdi ama sürekli bir şeyler mırıldanıyordu. 


“Deren Çeliker.” diyen ses beni düşüncelerimden kurtardı. Hemşire beni çağırırken bakışlarım telefonuma kaydı Sarp’tan gelen hiç mesaj veya arama yoktu. Derin bir nefes alıp oturduğum yerden kalktım. Biraz geç kalabilir ama gelecek.


İçeri girdiğimde Azra hanım bana gülümsedi ve perdeyi benim için açtı “Buyrun Deren hanım.” 


Hafifçe gülümseyerek koltuğa uzandım ve göbeğimi açtım “Bugün eşiniz yok herhalde?”


“Biraz geç gelecek sanırım.”


“Nasıl hissediyorsun?” 


“İyi sadece bazen kanama oluyor ama fazla değil.” 


“Bunun normal olduğunu söylemiştim zaten.” dediğinde kafamı salladım. Azra hanım karnıma jeli sürdü “Öncelikle miniğimiz gayet sağlıklı görünüyor.” dedikten sonra bana döndü “Hazırsanız önce kalp atışlarını duyalım.” dediğinde kafamı salladım ama gözüm hala kapıdaydı. Ve onu duydum benim minik bebeğimin kalp atışlarını 


Gup, gup, gup.


Gözlerim onun yaşamıyla yaşarırken kapının açılma sesini duydum sonra ise onun sesini “Deren.” onun sesi gelir gelmez kalp atışları daha da belirginleşti.


“Küçük oğlunuz babasının geldiğini duyunca heyecanlandı galiba.” dediğinde kalbim duracak sandım.  Küçük oğlumuz… Sarp bir çırpıda dibimde bittim “Geldin.” dedim gözyaşlarım arasında.


“Geldim.” dediğinde bakışları ekrandaydı “Senin ve oğlum için geldim.”


Oğlumuz.” derken bakışlarım Azra hanıma kaydı “Oğlumuz mu olacak?” diye sordum.


Kafasını salladığında dudaklarımdan minik bir hıçkırık koptu. Sarp’a döndüğümde onun yere çökmüş, elleri elimi sıkıca tutarken çenesi elimn üzerinde dolu gözlerle ekrana baktığını gördüm. 



🥊


SARP ÇELİKER


Oğlum.


Bir mucize. Onun kalp atışları bir mucize.


Çenem karımın elinin üzerindeyken bakışlarım ne olduğunu bile anlamadığım ultrasondaydı. Ne olduğu hakkında hiç bir halt bilmiyordum ama oradaydı, benimleydi. Gözlerimden iki damla yaş düştü evlat hoşgeldin. Kaşımda bir yarık vardı, dudağım patlamıştı gözümün altı morarmıştı ve ben bugün oğlumun sesini duymuştum.


Oğlum.


Baba olmayı hayatımın hiçbir yerine koymamıştım, baba olmak hiçbir zaman planlarım dahilinde değildi. Taki şu an elini tuttuğum kadınla tanışana kadar. O bana bir hayat vermişti, o benim hayatım olmuştu ve şimdi içinde bir hayat daha vardı. 


Oğlum.

Bizim oğlumuz.


Nasıl baba olunur bunun hakkında tek bir şey bile bilmiyordum. Babalık hakkında en ufak bir fikrim dahi yoktu ama o vardı ve ben onun için herşeyi yapmaya hazırdım. Onu sevmeye ona maç yapmasını, kendini korumasını, ya da onunla kardan adam yapmaya bile hazırdım. Onunla saçma oyunlar oynamya gece boyu onun başında beklemeye hatta ona saatlerce masallar okumaya bile hazırdım. 


“Size çok düşkün olacağı kesin.” dedi doktor. Bakışlarımı güzeller güzeli karıma çevirdim. Bana yine en güzel gülümsemesini bahşetti “Bende her zaman babasına düşkünüm.” dedi titrek bir sesle. “Bende her zaman babasından yanayım.” gözlerinden bir damla yaş daha aktı lakin bu sefer hemen sildim. 


“Sana benzesin.” dedim karıma. 


“Bu eve iki tane ben fazla olur galiba.” dedi alayla “Sana benzesin istiyorum onu her gördüğümde seni göreyim istiyorum.” 


Oğlum.

Bizim oğlumuz.

Baban seni bütü kötülüklerden korumaya hazır. 


Baba Sarp 😭😭😭😭😭

Hiç iyi değilim yaaa lütfen bitmesinnnnn. 

Finale son 1 diyip bayılıyorum 





Yorumlar

  1. Nasıl ya dün gibi instadan görüm 1. PERDE'ye başladığım gün😭

    YanıtlaSil
  2. Bölüm niye yok

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında açıklama yapmıştım balım. Şehitlerimiz olduğu için biraz erteledim

      Sil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar